ÖZEL HABER | 1894 yılında Aydın’ın İmamköy’ünde dünyaya gelen Ayşe, genç yaşta evlenip iki çocuk sahibi oldu. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarında eşini Çanakkale Cephesi’nde kaybetmesiyle hayatı altüst oldu. Kızlarıyla birlikte baba evine dönen Ayşe’nin yaşamı, 1919’da Yunanların İzmir’i işgaliyle birlikte bir kez daha köklü bir değişime uğradı.

GÖÇ YOLUNDA DEĞİŞEN KADER
İşgal haberlerinin Aydın’a yayılmasıyla birlikte İmamköy halkı göç etmeye başladı. Ayşe de bu göçe katıldı. Ancak yolculuk sırasında arkadaşı Asiye’nin nehre düşerek boğulmasına tanıklık etmesi, onun hayatındaki kırılma noktası oldu. Bu olayın ardından kaçmaktan vazgeçen Ayşe, köyüne dönerek direnişe katılmaya karar verdi.

SİLAHA SARILAN BİR KADIN: ÇETE AYŞE
Yaşadığı acıların ardından silahlanan Ayşe, işgale karşı mücadeleye katıldı. O günleri kendi sözleriyle şöyle anlatıyordu: “Yunan kuvvetleri Aydın’a geldiğinde İmamköyü’nde idim… On beş gün evvel düşman Nazilli’ye vardı… Dayanamadım, martin tüfeğimi aldım çıktım.”
Kısa sürede Kuvâ-yı Millîye saflarına katılan Ayşe, gösterdiği cesaretle dikkat çekti. Efeler tarafından kendisine “Çete Ayşe” adı verildi ve Aydın’ın kurtuluşu için yürütülen mücadelede aktif rol aldı.

CEPHEDE GEÇEN YILLAR
Çete Ayşe, Aydın ve çevresinde süren direnişlerde yer aldı; Kepez, Köşk ve Üçyol gibi cephelerde savaştı. Bu süreçte yaralanan ve hastalık geçiren Ayşe, buna rağmen mücadeleden kopmadı. Yörük Ali Efe’nin silah arkadaşı olarak onunla birlikte mücadele eden Ayşe, diğer efelerle birlikte hareket ederek 7 Eylül 1922’de Aydın’ın kurtuluşuna kadar direnişi sürdürdü.

İSTİKLAL MADALYASI İLE ONURLANDIRILDI
Gösterdiği kahramanlık, Cumhuriyet döneminde de unutulmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Çete Ayşe’ye bu madalya, 1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından Aydın’da düzenlenen törende takdim edildi.
“İKİ HATIRAM KALDI”
Çete Ayşe, hayatının en anlamlı anlarını şu sözlerle ifade etti: “O günlerden iki hatıram kaldı. Biri kadınlığımla verdiğim savaş, öteki de rahmetli Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyasıdır.”
Onun hikâyesi, Millî Mücadele’de kadınların üstlendiği rolün en güçlü örneklerinden biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.


