Ekoturizm Genel Müdürlüğü kurulmalı! (II)

Yönetsel olarak orman veya orman olması kararlaştırılmış açık alanlardan rekreasyon ve ekoturizme ayrılmışlarda başarılı olmanın ilk şartı ormancılarla turizmcilerin eşgüdüm içinde çalışmalarını sağlamaktır. Başka bir ifadeyle envanter ve sürdürülebilir kaynak planlama ve yönetiminde orman mühendisleri aktif yer almazsa sözkonusu orman ekosisteminde yapılan ekoturizm değil, sadece turizmdir ve bu turizm de zamanla, muhtemelen kitle turizmine dönüşür.

Kadim, yeniden ve yoktan kurulmuş ormanlara ait envanterden olası turistik ürün yelpazesinin tespitine, sunumuna, pazarlama ve sürdülebilir işletimine turizimcinin aktif katılımı yoksa, gerçekleştirilen, konaklamalı “ruhen-bedenen yenilenme” eylemi de kesinlikle ekoturizm değildir. Olsa olsa, orman ekosisteminde amatörce yapılmış bir eğlenme-dinlenmedir.

Çok özet olarak, orman rejiminde kalan alanlarda, orman rekreasyonu ve ekoturizmi yapılacak tesisleri kurma ve işletme süreci şu aşamaları içermelidir (aşama aşama yapılacak iş ve işlemlerle, gerçekleştirici meslek grubu parantez içinde belirtilmiştir): 1- Kaynak envanteri (Orman Mühendisi), 2- Turistik ürün bulma ve geliştirme (Turizmci), 3- Turistik ürünlerin elde edileceği kaynaklardan sürdürülebilir yararlanma esaslarını belirleme (Orman Mühendisi-Turizmci),  4- Bu esaslara göre doğal kaynakları yenileme, bakım, koruma ve rehanilitasyon planları hazırlama (Orman Mühendisi), 5- Bu planlara göre doğal kaynakların yönetimi (yenileme, bakım, koruma ve rehabilitasyon iş ve işlemlerini yapılması; (Orman Mühendisi), 6- Turistik ürün pazarlama ilke ve yöntemlerini saptama (Turizmci), 7- Turistik ürün pazarlama ve orman rekreasyon ve orman ekoturizm tesislerinin işletilmesi (Turizmci).

 

Özellikle yeşil alanları kaldırılmış, estetikten uzak, ruhsuz, ucube binalarla dolu kimliksiz kentlerde yaşamaya mahkum insanlar, boş zamanlarında ilk fırsatta, doğayla en iyi buluşma yeri olarak gördüğü ormanlara koşmaktadır. Ancak önümüze çıkan her ormanlık alanı doğada eğlenme-dinlenme ve yenilenme yeri olarak görmekle, cibal-i mubaha olarak görmek arasında ormancılık disiplini bakımından hiçbir fark yoktur. Bu hareketliliğin zaptu rapt altına alınması şarttır. Bunun için, kadim (oluşma zamanı bilinmeyen) ve yeniden veya yoktan kurulmuş ormanlık alanlarda, mutlaka taşıma kapasitesi tespit edilmiş, planlı-programlı eğlence-dinlence-yenilenme eylemlerinin yapılacağı tesisler kurulmalıdır.

Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü böyle alanlar için yer tespiti, planlama, tesis ve yönetimi iş ve işlemlerinde günümüze kadar çok önemli çalışmalar yapmış ve yapmaya devam etmektedir. Mesela, 2019 yıl sonu itibariyle Türkiye'de, denetim altına alınıp uygun kısımlarında eğlence-dinlence ve yenilenme eylemlerine izin verilmiş 44 milli park, 247 tabiat parkı, 30 tabiat koruma alanı, 116 tabiat anıtı, 82 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı ile 56 ulusal ve 12 mahalli öneme haiz sulak alan bulunmaktadır.

Ayrıca Orman Genel Müdürlüğü (OGM) idaresindeki 1591 mesire yeri ve şehir ormanı, orman ekoturizmi ve orman rekreasyonu eylemleri için aktif durumdadır. Türkiye 1960 yılında yapılan ilk planlarla OGM idaresinde başladığı planlı işletmeciliğe devam etmektedir. Orman alanlarımızda 2000 yılından beri fonksiyonel planlama ve işletmecilik yapılmaktadır. Böylece ormanlarımızda halihazırda 117.521,8 Hektar saha (Orman rejimine bırakılmış sahanın yüzde 2’si) ekoturizm ve rekreasyon işletme sınıfı olarak ayrılmış bulunmaktadır.

Türkiye’nin en önemli ekoturizm kaynağı durumundaki ormanların kullanımına ilişkin ilk yasal metin, Tanzimat döneminde hazırlanan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye, kısaca Mecelle’dir. Mecelle kimsenin tasarrufunda olmayan dağlarda, kendiliğinden yetişen otlardan, çalılıklardan ve ağaçlardan oluşan ormanlardan, isteyen herkesin yararlanabileceği hükmünü getirmiştir. Ancak bu hüküm, ormancılık bilim ve tekniğine aykırıdır. Başka bir söyleyişle, Osmanlı devletindeki ormanların büyük çoğunluğu, 1937 yılına kadar yürürlükte kalan Mecelle ile evet yasal ancak bilim ve tekniğe uygun olmayan tatbikatlarda, (plansız, programsız ve ormanların yenilenmesi yönünde maksatlı hiçbir çalışma yapılmadan maruz kaldığı kesimlerde) tahrip edilmiş; yani insanlar istedikleri zaman, istedikleri gibi ve istediği miktarda ağacı kesebilmiş, kestiklerini istediği zaman, istediği yerden ve istediği şekilde ormandan çıkarıp istediği yere götürebilmiş, takas edip ücretsiz/ücretli verebilmiştir. En kötüsü, “ormancılığın baş ve taç prensibi devamlılık” için olmazsa olmaz kurallar, doğal gençleşme, doğal gençleştirme, yapay gençleştirme, orman bakımı ve orman koruma adına hiçbir şey yapılmamıştır.

Yürürlükten kaldırıldığı 1877-1937 arasında kalan 60 yıl devam eden Mecelle uygulamalarından sadece uzak ve ücra yerlerdekiler ormanlar kurtulabilmiştir ki, bu ormanlarımızın tamamını en kısa zamanda üretim ormanı olmaktan çıkarmamız gerekmektedir. “Peki bunlardan hiç mi para kazanmayacağız?” dediğinizi duyar gibi oldum. Tabi ki, hayır. Ormanlardan beklenen temel fonksiyon sayısı 10’dur. Bunlar;

1- Doğa koruma, 2- Erozyonu önleme, 3- İklim koruma, 4- Hidrolojik, 5- Toplum sağlığı, 6- Ulusal savunma, 7- Bilimsel, 8- Estetik, 9- Ekoturizm ve rekreasyon ve 10- Orman ürünleri üretmedir.

Savaş hali dışında bu sıralama değişmez. İlk yedi fonksiyona göre planlanmış ormanlarda, ekoturizm ve rekreasyon yapma olanağı yoktur. Fakat öncelikle “estetik” ardından orman ürünü üretme maksadıyla ayrılmış orman alanlarında, dönemsel de olsa turistik ürüne (doğa yürüyüşü, atlı doğa yürüyüşü, bisiklet, atv, jeep, motosiklet, atlı kızak safari, foto avcılığı vb.), dönüştürüleebilecek yerlerde, ekoturizm ve rekreasyon yaptırılabilir.

Tablo 1’de verilmiş olan değerler, resmen ilan edilmiş değerlerdir. Durum değerlendirmesi yapmanın tam zamanı değil mi? Çok fazla teknik detaya girmeden açıklarsak; doğa ormanları her zaman açık alan şartlarına en dayanıklı ormanlardır. Çünkü bazıları milyonlarca yıl içinde selekte olarak günümüze gelmiştir. Doğa, ne kadar doğal kalabilmişse, şartların izin verdiği o kadar çok çeşitliliğe ve bunların sağladığı fiziki, kimyasal, biyolojik ve estetik zenginliğe sahiptir.

Tablo 1. Türkiye ormanlarında fonksiyonel ormancılık kapsamında tefrik edilen orman alanları.

Fonksiyon
Alan (Hektar)
Orman Ürünleri Üretimi
10138990.0
Doğayı Koruma
4251039.4
Erozyonu Önleme
2429897.7
Hektar İklim Koruma
101576.6
Hidrolojik
3599328.0
Toplum Sağlığı
86799.0
Estetik
364354.0
Ekoturizm ve Rekreasyon
117521.8
Ulusal Savunma
75963.5
Bilimsel
23277.0
 

Avrupa’daki en yaşlı tabiat ormanları Türkiye’de ve değerleri kereste olarak değerlerinin hesaplanamayacak kadar üstünde. Çünkü yok olmasının getireceği zararı hesaplamamız mümkün değil. Bu durumda yapmamız gereken tek şey, bu eşsiz kaynağı mümkün olan herşeyi ile gelecek nesillere ulaştırmaktır. Keşke, bu doğal yaşlı ormanlarımıza odun vd orman ürünleri temini için hiç müdahale etmeyen, ihtiyaçlarımızı dışalımla karşılayabilen bir ülke olsaydık. Tabi ki içinde bulunduğumuz şartlar gereği bu mümkün değil. Bu durumda yapmamız gereken, ne yapıp edip mümkün olan en fazla miktarda tabiat ormanından, normal kapalı (kapalılığı 0,7-0,8 ve üstünde olan) ormanı mutlak korumaya almaktır. Hatta, kızılçam gibi gelişmesi için ışığa çok ihtiyaç duyan türlerin bulunduğu ormanları; nadir, özellikli ve endemik mantar yosun, alk ve liken sahalarını, sukulent ve otsu bitkileri, odunsu çalı, ağaççık ve ağaç türlerinin bulunduğu ormanları fiziki durumlarına bakmadan korumaya almakda da hiç geçikilmemelidir.

Ekoturizm ve rekreasyon için ayrılacak ormanlarda, mevcut doğal yapının devamlılığını sağlamak koşuluyla, sadece gençlik ve sıklık bakımı ile aralamaya izin verilmelidir. Elimizde kaynaktan alınmış bir bilgi olmamakla birlikte, Türkiye’de kapalılığı 0,4 ve üstünde olan ormanların (yaklaşık 8 milyon ha) kanaatimce en az yarısı (yaklaşık 4 milyon ha), açık alan rekreasyonu ve ekoturizme ayrılabilir. Zira buna çok ihtihyacımız bulunmaktadır. Neden mi?

Örneğin Covid-19 ile mücadele ettiğimiz 2020 yılı gibi özel durumların yaşandığı yıllar hariç, Türkiye’de de özellikle orman rekreasyonu yapan ziyaretçi sayısı her geçen yıl artmaktadır. Nitekim AA muhabiri Enes Duran’ın 16.01.2020 tarihli haberine bakacak olursak, Tarım ve Orman Bakanlığının koruması altındaki, içinde orman köşkleri, seyir terasları, tabiat eğitim merkezleri gibi sosyal donatılar bulunan milli parklar ve tabiat parklarında 2019'da 51 milyon 832 bin 448 ziyaretçiyi ağırlamıştır. Yine AA Muhabiri Hatice Özdemir Tosun’un 11.02.2020 tarihli haberinde, Dünya Turizm Örgütü verilerine göre Türkiye, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetki ve sorumluluğundaki turistik mekânlarında, 2019 yılında ağırladığı 52,5 milyon ziyaretçiyle dünyada altıncı sırada yer almıştır.

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü Odun Dışı Ürün ve Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Ekoturizm Şube Müdürlüğü ve Mesire Yerleri Şube Müdürlüğünce planlanıp işletilen-işlettirilen 1591 mesire yeri ve kent ormanını ziyaret edip kullanan kişilerin sayısı hakkında bilgiye ulaşamadım. Aynı şekilde, DKMPGM sevk ve idaresindeki 30 tabiat koruma alanı, 116 tabiat anıtı, 82 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı ile 56 ulusal ve 12 mahalli öneme haiz sulak alanın ziyaretçi sayısına ait bilgi de elde edemedim.

Fakat kanaatimiz odur ki, mesire yeri ve kent ormanı ile tabiat koruma alanı, tabiat anıtı, yaban hayatı geliştirme sahası, Ramsar alanı ile ulusal ve mahalli öneme haiz sulak alanı ziyaret edenlerin sayısı en kötü ihtimalle milli park ve tabiat parklarını ziyaret edenlerin yüzde 10’u, yani 5,2 milyon kişidir. Bu durumda, Türkiye ormanlarında rekreasyon ve ekoturizme tahsis edilmiş sahaların ziyaretçi sayısı Türkiye’yi ziyaret edenlerin sayısını geçmektedir (yaklaşık 58 milyon kişi).

Evet bu rakamlar yüzümüzü güldürmektedir. Fakat, Ormancılığın baş ve taç prensibi olan devamlılık (sürdürülebilirlik) koşullarını orman rekreasyonu ve ekoturizm kaynaklarımız için de belirledik mi? Kaynak envanterimiz hazır mı? Envanter verilerimize göre planlayacağımız alanda üreteceğimiz turistik ürünleri saptadık mı? Saptanan turistik ürünlerin üretim koşul, yöntem ve dönemsel sunumunu aşamalarıyla içeren planımız hazır mı? Planlanan tesislerin kuruluş işlemlerininin gerekleri yapıldı mı? Tesisler tamamlandı mı? Tesislerde turistik ürün ve hizmet sunma-pazarlama iş ve işlemlerini uygulamaya koyma koşul ve olanaklarını tespit ettik mi? Tesis işletim modeli/modelleri belirlendi mi? Modeller uygulanıyor mu? Ekoturizmin olmazsa olmaz iki ilkesinden doğal ve sosyo-kültürel kaynaklardan sürdürülebilir yararlanma (doğal ve sosyo-kültürel kaynaklarda yapılması gereken bakım, koruma ve gerektiğinde rehabilitasyon plan, program ve uygulamalarına ait) denetim model/modelleri hazır mı? Modeller uygulanıyor mu? Ekoturizmin ikinci ilkesi olan kazancın öncelikle ve çoğunlukla yerelde kalması odaklı plan, program ve uygulama denetim modeli/modelleri hazır mı? Modeller uygulanıyor mu?

Mevcut duruma bakalım. Görünen şu:

Milli parklar ve tabiat parkları Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde bir daire başkanlığınca (Milli Parklar Daire Başkanlığı) yönetilmektedir.

1591 mesire yeri ve kent ormanı ile Rekreasyon ve Ekoturizm İşletme Sınıfı olarak ayrılan 117.521,8 hektar (Türkiye Orman alanının yüzde 2’si) orman alanı ise Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü Odun Dışı Ürün ve Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Ekoturizm Şube Müdürlüğü ve Mesire Yerleri Şube Müdürlüğünce sevk ve idare edilmektedir.

Rekreasyon ve turizm farklı mesleklerden uzman kişilerin entegre yönetiminde iyi sonuçlar veren, aksi takdirde, en basit ifadeyle kaynakların yıpranmasına hatta geri döndürülemeyen zararlara uğramasına sebep olabilmektedir. Açık alanlarda, doğal kaynakları sürdürülebilirlik ilkelerine sadık kalıp ürün olarak sunmanın zorluklarını tahmin etmek o kadar zor olmasa gerek. Türkiye ormanlarında gerçekleştirilecek rekreasyon ve turizmin DKMP Genel Müdürlüğümüzün daire başkanlıklarından birine; Orman Genel Müdürlüğümüzde ise, daire başkanlıklarından birindeki iki şube müdürlüğüne emanet edilmiş olmasının saiklerini çözebilmiş değilim.

 

Özetleyecek olursam;

Kültür ve Turizm Bakanlığı sevk ve İdaresindeki turizm alanlarını ziyarete, 2019 yılı verilerine göre yaklaşık 52,5 milyon ziyaretçi gelmiştir.

Yine 2019 yılında, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Milli Parklar Daire Başkanlığı sorumluluğundaki 44 milli park ve 247 tabiat parkını ziyaret edenlerin sayısı ise 51,8 milyon olmuştur.

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü Odun Dışı Ürün ve Hizmetler Dairesi Başkanlığına bağlı Ekoturizm Şube Müdürlüğü ve Mesire Yerleri Şube Müdürlüğünce sevk ve idare edilmekte olan 1591 mesire yeri bütünüyle, Rekreasyon ve Ekoturizm İşletme Sınıfı olarak ayrılan 117.521,8 hektar (Türkiye Orman alanının yüzde 2’si) alan kısmen orman rekreasyonu ve orman ekoturizmi için kullanılmakta olup, ziyeretçi sayısı bilgisine sahip değilim. DKMPGM sevk ve idaresindeki 30 tabiat koruma alanı, 116 tabiat anıtı, 82 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı ile 56 ulusal ve 12 mahalli öneme haiz sulak alanı ziyaret edenlerin sayısı elimde yoktur.

Ziyaretçi sayısını bilmediğim korunan alanları ziyaret edenlerin en az 5,2 milyon kişi olacağı tarafımızdan değerlendirilmektedir. Bu durumda, Türkiye ormanlarında rekreasyon ve ekoturizme tahsis edilmiş sahaların ziyaretçi sayısı (yaklaşık 58 milyon kişi), Türkiye’yi ziyaret edenlerin sayısını GEÇMEKTEDİR.

KANATİMİZ ŞUDUR:

Yılda 58 milyon ziyaretçisi olan bu denli büyük ve tanımlanamayacak kadar değerli bir kaynağın sevk ve idaresi için, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki mevcut yapılanma yetersiz kalmaktadır.

NACİZANE TEKLİFLERİMİZ;

1.     Teklifim: Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde, mümkün olan en kısa zamanda EKOTURİZM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ kurulmalıdır. Yeni Genel Müdürlük, OGM sorumluluğundaki 1591 mesire yeri-kent ormanı, Rekreasyon ve Ekoturizm İşletme Sınıfı olarak ayrılan 117.521,8 hektar alan ve Türkiye’de halen tefrik-tescili yapılmış rekreasyon ve ekoturizme tahsisli/tahsissiz bütün korunan alanların sevk ve idaresiyle görevlendirilmelidir.

2.     Teklifm: 1. Teklifim olur bulmazsa, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde, güçlendirilmiş EKOTURİZM DAİRE BAŞKANLIĞI kurulmalıdır. Yeni Genel Müdürlük, OGM sorumluluğundaki 1591 mesire yeri-kent ormanı, Rekreasyon ve Ekoturizm İşletme Sınıfı olarak ayrılan 117.521,8 hektar alan ve Türkiye’de halen tefrik-tescili yapılmış rekreasyon ve ekoturizme tahsisli/tahsissiz bütün korunan alanların sevk ve idaresiyle görevlendirilmelidir.

Mesajımın yerine ulaşmasını öncelikli temennimdir. Makalemi sonuna kadar sabırla okuduğunuz için sizlere tekrar tekrar teşekkür ederim. Saygılarımla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Musa GENÇ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aydın Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?