Nazilli Belediyesi "logo" meselesi

Logo;

Akılda kalıcılığı sağlamak amacıyla bir kuruluşun kendini bir görselle anlatma şeklidir.

Yıllar sonra özellikle kendini ispatlamış kalıcı kuruluşlar da dahil, radikal kararlar alarak logolarını yenilemektedirler.

Logo yenilemek geçmişi silmek değil, gelişime atılan önemli bir adımdır.

Son meclis toplantısında Nazilli Belediyesi daha çağdaş bir logo için karar aldı. Bu kararı takdirle karşılıyorum.

Bazı muhalif kesim buna İSRAF demesine de pek anlam veremiyorum.

Yenilikle israf olmaz.

İsraf, yıllarca bilbordlara gereksizce asılmış kutlama mesajlarıyla olur. (Kanımca)

Nazilli gibi, marka şehir olmayı hedefleyip logo yarışmaları ile yeni logolarına kavuşan Uşak, Van, Kars, Artvin, Urla, Bozkır, İskenderun, Edremit ve birçok belediye israf mı etmiş oldular?

Hayır! Onlar büyük düşündü artık biz de büyük düşüneceğiz.

Nazilli’nin en büyük hedefi; marka şehir olup ürettiği ürünleri NazKOOP aracılığıyla markalaştırıp değerinde aracısız satmaktır.

*

Hadi gelin biz biraz daha logo meselesinin derinliklerine inelim.

Nazilli Belediyesi’nin mevcut logosunun ilk mimarı, geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz dönemin Belediye Başkanı Mehmet Yüzügüler’dir.

Zaman zaman tahta kapılı ofisinde ziyaret ederdim Mehmet Amca’yı.

Yaklaşık beş yıl önce yine o ziyaretlerin biriydi. Kendisi ve ofisten hiç ayrılmayan sırdaşı, can dostu Ergün Amca ile selamlaştık.

Sohbete başlamadan önce her zamanki güler yüzlü ve misafirperver tavrıyla ‘Ne içersin Şenolum?’ sorusuna, ‘Kekik’ diye yanıtladım.

Kekiklerin gelmesini beklemeden kafamı kurcalayan Nazilli Belediyesi logosunun ne zaman, nasıl ve kim tarafından oluşturulduğunu sorduğumda, esprili tavrıyla ‘Üstüme bastın, ayağını kaldır.’ dedi Mehmet Amcam.

Heyecanlanmıştım.

Anlatmaya başladı:

Yıl 1985

Nazilli Belediyesi’nde yine yoğun iş günlerimizden biriydi.

Nazilli Belediyesi Logosu oluşturulması konulu bir yazı geldi bakanlıktan.

Öğle arasında elime kağıdı kalemi aldım bir zeybek figürü çizdim. Arkasına da Nazilli’nin onuru, üreten Sümerbank Basma Fabrikası ve etrafına da bölgemizde yetişen birkaç mahsulü çizebildiğim kadarıyla çizdim. Daha sonra kendisi İktisat İşleri Müdürü olup Sosyal İşler Müdürlüğü’ne de bakan Selçuk Özata’ya düzeltmelerini yapması ve son şeklini tarafıma sunması için verdim.

Son şeklini onayladık.

O günden sonra bu logo Nazilli’nin simgesi olmuştu. Ben daha sonra milletvekili oldum. Sonraki yönetimler bizim logonun renklerini ve figürlerini yenilediler, birkaç mahsul daha ekleyip revize ettiler, fabrika kapanmış olsa da bacası tüten fabrika logoda kaldı.

Mehmet Amca o kadar heyecanlı ve tatlı dille anlatıyordu ki, kahveci boşları almaya geldiğinde kekik bardağımdan daha bir yudum anca içebilmiştim.

Buz gibi de olsa dağ kokan bardağı fondip yapıp tepsiye koydum.

Güler yüzün, beyefendiliğin ve misafirperverliğin simgesi Mehmet Yüzügüler Amcamız.

Ruhun Şad Olsun.

*

Marka Şehir olmayı hedefleyen Nazilli’de,

Nazilli Belediyesi yepyeni ve çağdaş bir logo ile temsil edilmelidir.

Neden?

Çünkü;

Yarın Nazilli Belediyesi Avrupa’nın önemli bir şehri ile kardeş belediye olduğunda, (ki olacaktır) kardeş belediye mutlaka soracak; ‘Logonuzu bize anlatır mısınız?’ diye.

Ne diyecek yetkililer;

Ortada yöremize ait pek karakteristik özellikler taşımayan, diz çökmüş, eli tüfekli bir insan figürü,

Yıllar önce acımasızca kapatılmış olmasına rağmen bacası tütüyor görünen Sümerbank Basma Fabrikası,

Hemen solunda sonradan eklendiği besbelli, üzerinde beş adet meyvesi bulunan bir zeytin dalı,

Alt tarafında adı bile halk arasında ‘Rize Mandalinası’ denilen ticari önemini yitirmiş bahçelerde tek tük kalmış bir mandalina,

Diğer tarafta iki parça kestane,

Hemen altında dünyanın en iyi kuru incirini yetiştirmemize rağmen bir bütün bir yarım yaş incir,

Alt kısımlarda ise yıllardır ovalarımızda doğru dürüst ekilmeyen pamuk kozolakları.

*

Hani, bilinen bir söz vardır ya ‘Kendini yenilemeyen, mazide kalmaya mahkumdur.’

Bugün Volkswagen, Beko hatta futbol devi Juventus bile her şeyi göze alıp logolarını yeniliyorken,

Hedefleri olan Nazilli Belediyesi de yepyeni çağdaş bir logo ile temsil edilmelidir.

Tekrar söylüyorum.

Logo yenilemek geçmişi silmek değil, gelişime atılan önemli bir adımdır.

Hele hele israf hiç değildir.

Saygılarımla…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şenol Babacan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

04

N.media - YORUM - 3 -

Mesele bir logo meselesi değil bir kimlik meselesidir.

Yazınız için tebrik ediyorum. Süreci de izleyeceğinize en azından değerlendirme aşamasına geçmeden gerekli gözlem, eleştiri ve ikazları yapacağınıza inanıyorum.

Oldu bitti ile herşey oluyor ama olan kente oluyor, farkına varmasalar da aslında organizasyonu yapanlara da oluyor, dışarıdan bu daha iyi görülebiliyor. Konu ne olursa olsun belediyeye belediyelere yazmanın çözüm getirmediğini biliyoruz, öğrendik. En azından dışarıdan bakan ve etkileme ihtimali olan göz olarak sizin bu endişelerimizi ileteceğiniz kanaati ile yazma gereği duydum.

NOT: epostanıza giden maillerimiz geri dönüyor, sanırım bakıma ihtiyacı var.

Uzun yorum için önce özür sonra

Saygılar

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 16 Kasım 11:58
03

N.media - YORUM 2 -

O kadar farklı argümanları kullanıp o kadar sık eleme yapıyorsunuz ki, tuh nasıl göremedim, nasıl düşünemedim, bu bilgi araştırıken neden karşıma çıkmadı dediğimiz olduğu gibi, helal olsun iyi düşünmüş dediğimiz de oluyor elbette, ama gerçekten işi bilen birinin yaptığını hissedersek.

Hatta bazen iyileri eleyip bölge insanının veya yarışma açan yönetimin beklentileri için değişiklikler yapma ihtiyacı da hissediyoruz. Logo bir çizgide veya yüklendiği anlama sahip sembollerle en az leke, renk ile oluşturulmalı; profesyonel yaklaşım budur. Her bulduğunu her aklına geleni çizmek, inciri, zeytini, üzümü, böceği ısrarla koymaya çalışmak logonun ötesinde birşeydir. Logo değildir. Ortaçağ Avrupa Kentlerinin sembolleri örnek gösterilebilir fakat 3-5 yüzyıllık o zamanın anlayışı ile oluşturulmuş değişmeyen sembole sahip çıkmak ayrıdır, modern dünyanın anlayışına uygun ayrışabilir, yalın akılcı hikayesi olan eser vermek ayrıdır.

Hep iddia ederim Belediye Başkanı teknik eğitim almış olmalı, mimar, mühendis hatta sanatçı olmalı veya böyle bir eğilime duyguya sahip olmalı.

Konuyu şuraya bağlayacağım,

Efeler Belediyesinde de jüri belirli değildi ve tamamı sonradan açıklandı ve Belediye meclisi üyelerinden oluşuyordu. Bir sanatçı yok, bir akademisyen yok.

Yarışma süreci hep eleştirdiğimiz trol hesapların PR çalışmasına döndü. Eleştirdiğimiz başkalarının yaptığı yapıldı. Yazıktır sesini daha gür çıkarıp başkalarını baskılamak için yapılanlar bir kente malolacak bir kimlik tespitinin önüne geçti.

Sonuç ortada, "vasat".

Bu yarışmalar ciddi gider gösterilebilen açık kapatan yama organizasyonlar olarak kurgulanmaktan öte geçilmeli. Öyle bir kanı oluşuyorsa bile toplumda hiç olmazsa neticesinde gerçekten işe yarar tatmin edici sonuçlar ortaya çıkmalı diye düşünüyorum.

O parti bu parti yaptı diye gelen ve gelecek eleştiriler de bastırılmamalı kamusal, toplumsal müşterek yakalanmalı. Yoksa o gider bu gelir, her defasında logo değişir. Olan o kente olur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Kasım 11:52
02

N.media - YORUM 1 -

Şenol Bey yazınızın ana fikri ve (olayı muhtemel öngörülerinizden yola çıkarak olsa gerek yazdığınız kanısı uyandı bende) sahiplenmiş olmanızdan dolayı katkı sunmak adına ve biraz da bahsedeceğim endişelerimden dolayı buraya yazmadan edemedim.

Ne hikmetse herkesten az konuşuyoruz biz sanatçılar. Konuşmaya utanıyoruz, kırılganız, her eser nerede ise çocuğumuz; üzerinde konuşulması, görülmemesi veya tepinilmesi bizi rahatsız ediyor.

Hele bu tip yarışmalara profesyoneller olarak daha az katılıyoruz, ücret ve jüri belirleyici oluyor genelde. Ücreti yüksekse yarışma ciddidir yanılgısı alışveriş alışkanlığımızın bir yansıması adeta, her defasında aldanıyoruz. Ciddiyetten uzak bir organizasyonda yer almak kazara adımızın neşredilmesi bile bir risk bir üzüntü vesilesi olduğundan her projeye her yarışmaya katılmıyoruz. Kaldı ki Nazilli Belediyesinin logo organizasyonu bütçesi oldukça küçük; peki neden katılıyoruz? Aşağıdaki dürtü ile.

Elbette ödül bir etken ama yukarıda bahsettiğim kaygı genelde katılmamıza en büyük engel, asıl mesele bu tip yarışmalarda (sizin de yazınıza konu olduğu gibi) bir şehrin kimliğine imza atma ona isim verebilme şekil, elbise biçebilme onuruna sahip olabilmek. İleride çocuğumuza, eşe dosta bunu ben yaptım, bu kentin kimliğini ben kurguladım diyebilmek. Çoğunda ise zaman bile ayıramıyoruz zorlanıyoruz, çünkü biliyoruz ki hazırlığı, olgunlaşma süreci bile günler haftalar sürüyor bir fikrin. Ve gerçekten ciddi bir mesele logo kurgulamak, tasarlamak, seçebilmek.

Velhasıl bir kalıp cümle var: "Boyacı küpü değil."

Ama mesele benim, bana yakın hissettiğim coğrafya olunca, Nazilli gibi marka bir isim olunca endişe duysak da ilgisiz kalamıyoruz.

Geçtiğimiz hafta Efeler Belediyesi benzer bir yarışma düzenledi. Şu anki Nazilli'nin katılım formu bile aynı Efeler ile. Aynı amatörlük, aynı ben yaptım oldu anlayışı Nazilli Belediyesinde de karşımıza çıkacak diye endişelendim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Kasım 11:49
01

ADNAN BİLEK - Cuma günkü köşe yazımda bende aynı görüşüne katılarak "logo'nun" Dış ticarette önemine değinerek daha basit ve anlaşılır olması gerektiğini vurguladım Kalemşörüm...

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 09 Ekim 11:27

Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?