Geçtiğimiz günlerde İzmir Çeşme'de seçim çalışmaları sırasında Ilıca pazarında karşılaşan CHP Belediye Başkan Adayı Lal Denizli ve MHP Belediye Başkan Adayı Esat Tanık, birbirlerine sarılarak başarı diledi.
İki adayın centilmen davranışı vatandaşlar tarafından alkışlandı.
Hatta Sayın Tanık, Lal Hanım'a önce "gel sarılalım" dedi. Ardından Mustafa Denizli'ye selamlarını iletti.
Ne kadar nazik ve içten bir muhabbetti.
Teşekkürler ikinize de. Hanginiz kazanırsa kazansın. Çeşme'nin "İNSANCIL" bir belediye başkanı olacak.
Teşekkürler sevgili adaylar. Tüm Türkiye'ye iyi bir ders verdiniz.
*
Hoşgörü kavramı evrensel bir değer, bir erdem ve ahlâk unsuru olsa da kültürden kültüre, coğrafyadan coğrafyaya değişiklik gösterebilmektedir.
Tarih boyunca birçok felsefi akımın, sosyal hareketin ve insan hakları çalışmasının temelinde yer alan bu kavram, özellikle edebi eserlerde yüzyıllar boyunca işlenmiş, insan ilişkilerinde temel şartlardan biri olarak kuşaktan kuşağa taşınmıştır.
Mevlâna ile Fransız hikâyeci ve fabl yazarı La Fontaine’in “hoşgörü” algısı birbirine yakındır. Mevlâna denince akla ilk gelen sözcüktür. "GEL"
"Kim olursan ol, yine gel!
Kâfir, mecûsî, putperest olsan da yine gel! Bu bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!"
*
İnsanlığın kurtuluşunu sağlayacak en büyük erdem, toleranstır.(Willem van Loon)
Son günlerde seçim maratonunun artmasıyla siyaset, hoşgörüden uzak bir hal aldı ülkemizde.
Özellikle akşam haberlerini izlerken utanıyorum kimi zaman.
Hele çocuklarım ’Baba bunlar neden kavga eder gibi konuşuyor?’ diye sorduklarında kahroluyorum.
Bize ne oldu böyle arkadaş?
Neden dinimizin emirlerini yerine getirmiyoruz?
*
Hoşgörü, farklılıklara tahammül gösterebilmek, sabredebilmektir.
Hiç kimsenin doğuştan ırkını, dilini, dinini, milliyetini, derisinin rengini v.b. seçme imkânı yoktur.
Kendi görüş ve düşüncemize aykırı olsa bile olaylara sabırla katlanmak gerek.
Sevginin, saygının, sadece negatif düşüncenin ve en önemlisi de sabrın olmadığı yerde hoşgörü barınamaz.
Hoşgörü ve sevgi insanları ırkına diline düşüncesine milliyetine gelenek ve göreneklerine göre ayırım yapamaz.
Onun için hoşgörünün seviyesi çok yüksektir. Bu seviyeye tam olarak ulaşmak çok kolay değildir.
*
Mevlana bizim topraklarımızda yaşamış, ömrünü hoşgörülü olmak için adamış bir düşünür ve fikir insanıdır.
MEVLANA, fedakar üstad.
MEVLANA, hoşgörünün yol göstericisi.
MEVLANA, güzelliklerden yana yakıştıracağınız her şeye layık sevgi ve aşk İNSANI.
Değerli hocası Şems-i Tebrizi’nin hep özlemle haykırdığı: YA CELALEDDİN… !
*
Uzun yıllar yaşamaktan onur duyduğum ve bunu her fırsatta dile getirdiğim Konya’da katıldığım bir panelde duyduklarım beni çok etkilemişti.
Almanya’da Avrupa Birliği konulu bir konferansta Alman bir profesör konuşmasında şöyle der;
‘Benim kanaatimce Avrupa Birliği bu zihniyetlerle yönetilmeye devam ederse gelecekte mutlaka dağılacaktır.
Ancak bu birlikteliğin devam etmesi yedi şeye bağlıdır. O da aday ülke Türkiye’dedir. Konya’ da türbesi olan yıllar önce yaşamış MEVLANA’nın yedi öğüdüdür.
Eğer her ülke bu öğütleri benimser ve uygularsa birlik devam eder, aksi halde Avrupa Birliği yok olup gidecektir.’ demişti…
*
Mevlana’nın tüm insanlığa aşk, sevgi, saygı, sabır, hoşgörü, doğa sevgisi ve temiz ahlak adına kattıkları kelimelerle ifade edilemez. Birçok sözü de sözlüklerde atasözü olarak bilinir.
-Nasıl bakarsan öyle görürsün.
-Mum dibine ışık vermez.
-Mum başka bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.
-Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm, içlerinde insan yok.
-Bardak dolana kadar su alır gerisi akar gider.
-Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
-Meyve ekşi bile olsa, olgunlaşmadıkça hamdır.
-Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
-Sen gül ol da ötmeyen bülbül utansın.
*
Gönül insanının her harfinde bir anlam, her anlamda yeni bir anlam, dostluk, bağlılık, ilham, sanat…
Sizce 800 yıl önceden beri haykıran bu değere sen, ben, biz, onlar kulak veriyor olsaydık, dinleseydik üstadı, ülkemizde ve dünyamızda barıştan gayrısı olur muydu sizce?
Ne dersiniz?
Sağlıcakla...