Avusturya, Türkiye'yi ve Müslümanları niye istemiyor?

DİN FAKTÖRÜ  VE 330 YIL ÖNCE SON SAVAŞLARININ TÜRKLER’LE OLMASI MI ? YOKSA KORKU MU ?

30 Eylül 2005 yılında BBCTURKISH.COM’da Avusturya'nın önde gelen dergilerinden Profil'in yazarı Georg Hoffman da tüm kamuoyu araştırmalarına göre, Türkiye'nin üyeliğine en az halk desteği verilen ülkenin Avusturya olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle Avusturyalı siyasetçilerin de, Türkiye'yle ilgili sürecin işleyişini engellemeye çalıştıklarını söylüyor.

Hoffman, Türkiye'ye desteğin bu kadar düşük olmasının nedenlerini ise şöyle sıraladı: 'Öncelikle, ülkede AB'nin genişlemesine karşı hassasiyet bir hayli fazla. Genişleme şimdiye dek Avusturya için çok kârlı olsa da, bu kâr bir ölçüde yeni üye olan Doğu Avrupa ülkelerinin Avusturya'ya yakınlığından kaynaklanıyor.

Ancak bu açıklama tek başına yeterli değil. Avusturya'nın tavrının tarihi nedeni de var.

Avusturyalılar, askeri geçmişlerinden pek de gurur duymaz. Ancak Avusturya ordusunun kazandığı son savaş, yaklaşık 330 yıl önce Türklere karşıydı.

Bu nedenle tüm okul kitaplarında Türklerle kimin savaştığından, 1683'te Hristiyan dünyasını Türk işgalinden kimin kurtardığından bahsediliyor. Tüm bu olaylar, Avusturya kimliğinin oluşmasında önemli rol oynuyor.

Ayrıca Avusturya halkı Türkiye hakkında çok kötü eğitilmiş durumda. Her ne kadar tatillerini Türkiye'de geçiren Avusturyalıların sayısında patlama görülse de, insanlar genelde Türkiye hakkında çok fazla şey bilmiyor. Türkiye'nin AB'ye üyeliği de, Avusturya'da iyi ve kapsamlı bir şekilde tartışılmıyor.'

**

YOKSA KORKU MU ?

231 yıl önce Karánşebeş Muharebesi

Karánşebeş (Şebeş) muharebesi, 17 Eylül 1788 akşamı Osmanlı kuvvetlerini arayan Avusturya öncü birlikleri arasında gerçekleşir. Yaklaşık 100.000 kişilik Avusturya kuvvetleri Osmanlılarla savaşmak için Karánsebes kasabası (Günümüz Romanya'sında Caransebeş) yakınlarında kamp kurar.

Hussar birliği (hafif süvari birliği) keşif için Timiş nehrinin karşı yakasına geçer, Osmanlılardan hiçbir iz bulamaz. Hussar birliğinin yolda karşılaştığı çingene konvoyu muzaffer Avusturya askerlerine kendilerinden schnapps (alkollü likör, bir tür cin) satın almalarını teklif eder. Tekliften memnun kalan Hussarlar içki fıçılarını satın alırlar. Sonradan nehri geçen bir başka Avusturya piyade kolu, Hussarların bu içki partisine katılmak ister. Lakin Hussarlar içki fıçılarını piyadelerle paylaşmak istemez. İçki fıçılarının etrafını sarıp koruma altına alır, tartışma sürerken bir asker ateş eder. Böylece Hussarlar ve piyadeler arasında çatışma başlamış olur.

Çatışma sırasında bazı piyadeler, Hussarları korkutma amaçlı Turciii! Turciii! diye haykırır. (Romence: Türkleeer!). Bunu duyan Hussarlar Türkler geldi zannedip kaçar, Hussarların kaçtığını gören piyadelerde kaçışmaya başlar. Zira Avusturya Ordusu Lombardlı İtalyanlardan, Balkan Slavlarından, Avusturyalılardan ve çeşitli azınlıklardan oluşan karma bir ordudur. Bu sebeple askerler birbirlerini anlamakta zorlanmaktadır. Durumu düzeltmeye çalışan Avusturyalı subaylar Halt ! (Almanca:Durun!) Halt! (Durun!) diye bağırır, fakat Almanca bilmeyen askerler bu kelimeleri Allah ! Allah ! diye anlayınca işler daha da kötüleşir.

Süvarilerin kampa doğru dörtnala geldiğini gören bir birlik kumandanı, Osmanlı akıncılarının saldırısına uğradıklarını zannedip,topçulara ateş emri verir. Bu sırada, çatışma sesini duyan askerler ne olduğunu anlayamadan kaçmaya başlar. Birlikler her gördüğü gölgeyi Türk zannedip vurmaya başlar, aslında ateş ettikleri kendi askerleridir. Bu kargaşa sonucu tüm ordu geri çekilir, İmparator II. Joseph atını küçük bir çaya sürerken attan düşüp sakatlanır.

İki gün sonra olay yerine ulaşan Osmanlı ordusu 10.000 kadar ölü ve yaralıyla karşılaşır ve Karanşebeş şehrini rahatça ele geçirir.

NOT: Şebeş Muharebesi, Romanya'nın Karansebeş bölgesinde Osmanlı İmparatorluğu ve Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'na bağlı Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan bir muharebe olup, muharebe Osmanlı zaferi ile sonuçlanmıştır. Ancak Osmanlı kaynakları ve Avusturya kaynakları değişik olaylara önem vermekte ve bu anlatımların hangisinin gerçeği tam yansıttığı hususunda sorunlarla karşılaşılmaktadır. Özellikle Avusturyalılar tarafından yazılan Almanca mevcut kaynaklar savaştan uzun bir süre sonra yazılmıştır ve kendi tarafını hiç iyi göstermeyen gerçekler anlatmaktadır.

Avusturya kaynakları içinde bu savaşla ilgili yayınlanan en eski kaynaklardan biri olaydan yaklaşık 59 yıl sonra A.J. Gross-Hoffinger tarafınfan yazılan "Geschichte Josephs des Zweiten" adlı kitaptır ve çoğu yazar 1. Anlatımı bu kitabı temel alarak yazmışlardır. Diğer bir kitapta  olaydan 55 yıl sonra çıkarılmış bir kitaptır. Bu kitapta bu olay ile ilgili "Austrian Military Magazine of 1831" adlı bir dergiye atıf yapmakta ve bu dergide tam hikâyesinin bulunduğundan bahsetmektedir.

KAYNAK: BBC TURKIH.COM’da Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (2003). Osmanlı Tarihi III. Cilt 1. Kısım: II. Selim'in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Andlaşmasına Kadar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. ISBN 975-16-0013-8.  say. 532-534

Regan, Geoffrey Regan (2000). The Brassey's Book of Military Blunders. Washington, D.C.: Brassey's. ISBN 157488252X.  İçeriği Google Books ta ön izlemesi bulunabilir.

Durschmied (2000). The Hinge Factor: How Chance and Stupidity Have Changed History. Arcade Publishing. ISBN 9781559705158.  Bilinmeyen parametre |= görmezden gelindi (yardım) İçeriği Google Books'ta ön izlemesi bulunabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atalay Kızılay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?