Aslen Karacasulu olan ve 1955 yılında Nazilli’de dünyaya gelen Meral Toker, gençlik yıllarının büyük bölümünün geçtiği, dedelerinin ve büyüklerinin hatıralarıyla dolu olan Karacasu’ya olan bağlılığını hiç koparmadı. Sağlık personeli olarak İzmir’de tam 45 yıl boyunca aralıksız çalışan Toker, 1995 yılında resmi olarak emekli olsa da mesleğini sürdürmeye devam etti. Ancak 2021-2022 yıllarında koronavirüs pandemisi nedeniyle iş hayatına tamamen nokta koymak zorunda kaldı. Evde boş kalan vakitlerini değerlendirmek için anneannelerinden ve nenelerinden kalan eski kumaşlarla kırkyama yapmaya başlayan üretken kadın, üç yıl önce de el örgüsü bebek yapımına yöneldi.

SÜMERBANK KUMAŞLARIYLA GELEN BÜYÜK BAŞARI
Meral Toker’in geleneksel sanata olan tutkusu, geçen yıl televizyonda gördüğü bir ilanla ulusal bir boyut kazandı. Tarihi Sümerbank Basma Fabrikası’nın eski kumaşları canlandırmak adına düzenlediği ve yaklaşık 1800 kişinin katıldığı tasarım yarışmasına arkadaşıyla birlikte başvuran Toker, büyük bir başarıya imza atarak ilk 100 eser arasına girmeyi başardı. Nazilli Şirin Evler Mahallesi’ndeki çocukluk anılarını kıyafetine yansıtan Toker, kendi hayal dünyasından esinlenerek bluzunun ve eteğinin uçlarına ufak ufak ev motifleri işledi. Aydın Kent Meydanı’nda düzenlenen sergide kendi diktiği kıyafetle podyuma çıkarak defileye katılan Toker’in eserleri, şu anda Aydın’daki bir derneğin koleksiyonunda sergileniyor.

"EN BÜYÜK HAYALİMİZ KAHVEDERESİ'NDE DEFİLE YAPMAK"
Karacasu’nun turizmine ve kültürel mirasına katkı sunmayı çok istediğini belirten Toker, en büyük hayallerinden birinin tarihi Sümerbank kıyafetlerini Karacasu’nun gözbebeği olan Kahvederesi Yaylası'nda yapılacak bir defileyle taçlandırmak olduğunu ifade etti. Bu fikrin hayata geçirilmesi durumunda ilçeye ciddi bir turizm girdisi sağlanacağını vurgulayan deneyimli zanaatkâr, gerekli mercilerle görüşerek bu projeyi canlandırmak istediklerini dile getirdi.

STRES ATMA VE DOSTLUK MERKEZİ: HALK EĞİTİM KURSLARI
İlçede düzenlenen Halk Eğitimi Merkezi kurslarının kendileri için adeta birer rehabilitasyon merkezi olduğunu söyleyen Meral Toker, bulundukları ortamın güzelliğini şu sözlerle aktardı: "Kursa gelen arkadaşların hepsinin illa dikiş dikecek diye bir kuralı yok. Kim hangi el sanatını yapmak istiyorsa, içinden ne gelirse onu üretiyor. Biz burada nene ve anneannelerimizden kalan kumaşları birleştirerek kırkyama yelekler yapmaya çalışıyoruz. Burada mühim olan dikişten ziyade stres atmak ve boş vakitleri en iyi şekilde değerlendirmek. Çok güzel bir ortamımız var; sohbet, muhabbet ve eğlence bir arada. Kurs sayesinde Karacasu'da yaşayıp da daha önce hiç karşılaşmadığımız yeni arkadaşlar ediniyoruz, sabahları beraber yürüyüşler yapıp Kahvederesi'nde çay içiyoruz. Evde oturmaktan çok daha güzel bir hayat."
EL EMEĞİ GÖZ NURU BEBEKLER İYİLİK İÇİN ÖRÜLÜYOR
Akşamları evinde oturduğunda da boş durmadığını, arkadaşlarının getirdiği artık ve eski yünleri büyük bir titizlikle ördüğünü belirten Toker, ürettiği el emeği bebekleri tamamen hayır ve yardım amaçlı tasarladığını söyledi. Bebeği ördükten sonra üzerine ceketler, bereler ve saçlar yaparak ruh haline göre süslediğini ifade eden Toker, "Bu bebekleri ticari bir amaçla yapmıyorum. İsteyen yakınlarımıza hediye ediyoruz. Kalanların hepsini ise LÖSEV’e, Çocuk Esirgeme Kurumu’na veya çocuk yuvalarına bağışlayacağım. Daha önce de bakımevlerine bu tarz bağışlar yaptım. Huzurevinde yatan yaşlı bir insana veya bir çocuğa küçük bir bebek verdiğinizde dünyalar onların oluyor. Benim bütün derdim bir şeyler üretmek, insanlara faydalı olmak ve Sümerbank ruhunu yeniden canlandırmak" diyerek örnek bir dayanışma mesajı verdi.




