Orta Doğu, devletlerin savaş alanı oldu. Hemen hemen buradaki devletler yok oldu.
Bu coğrafyada huzuru bozulmayan tek ülke, Türkiye.
Ülkemiz üzerinde oynanan oyunların sonu gelmiyor.
Dost görünen bazı ülkelerin bile gözü Türkiye’nin üzerinde. TÜRKİYE, ORTA DOĞU’DA HEDEFTEKİ ÜLKE.
EKONOMİMİZİN DURUMUNDA, FON KRİZİNDE kendi hatalarımız kadar yabancıların da eli olduğuna inanıyorum.
Olaylardan ders almıyoruz. Millî birlik konusunda her geçen gün daha da ayrışıyoruz.
İsrail eski başbakanı Naftali Bennett ne diyor?
“İran’ın işini bitirdik. Sıra Türkiye’de.” diyor. Bu, ülkemize bir tehdit değil mi?
Sayın Cumhurbaşkanımız, TÜRK DÜNYASININ ELİNDE büyük potansiyel var. TÜRK dünyası bunu harekete geçirmeli diyor.
Sayın Cumhurbaşkanım... Haklısınız ama TÜRK DÜNYASI böyle mi düşünüyor?
Türk Dünyası 50 yıldır KUZEY KIBRIS TÜRK DEVLETİ’ni bile tanımadı.
Başımıza taç ettiğimiz, altına halılar yazdığımız Filistin lideri ABBAS, Güney Kıbrıs’a gidiyor. Rumlara, “İSRAİL’LE ARAMIZI DÜZELTİN.” diyor.
Merhametten maraz doğuyor, SAYIN CUMHURBAŞKANIM.
İşimiz çok zor. Nasıl olacak bu iş? Dünyada her devlet üç maymunu oynuyor.
Birlik ve beraberliğimiz çok önemli. Ama biz bu anlayıştan çok uzağız. Önce bunu sağlamalıyız.
Oyun kurucular aynı devletler. İstedikleri devleti savaş alanına çeviriyorlar.
Ne yazık ki bu devletler çoğunlukla Orta Doğu ülkeleri oluyor.
Türkiye’nin savunma sanayisindeki atakları çok önemli. Caydırıcı bir ülke durumuna geldik.
SİYASETİMİZ, İÇİNDE BULUNDUĞU NEFRET VE ÖFKEDEN SIYRILMALI.
BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZ EN ÜST SEVİYEDE OLMALI. Yoksa sıkıntılar kapımızın eşiğinde.
**
ATATÜRK VE SİYASET!
Cumhuriyetin 103’üncü yılını da millî birlik ve beraberlik içinde kutladık.
Dikkat ederseniz, kutlamalardaki coşku artarak devam ediyor.
Atatürk’ün bu topraklarda meşalesini yaktığı CUMHURİYET için sayısız deyişleri ve tanımı var.
Beni en çok etkileyen, 1925 tarihli ifadesidir.
Ne demişti Atatürk: “Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan” bir idaredir. “CUMHURİYET FAZİLETTİR.” demişti.
Peki, fazilet nedir? Türk Dil Kurumu şöyle açıklıyor:
“İNSANIN İYİLİK YAPMASINI, GÜZEL AHLAKLI OLMASINI VE KÖTÜLÜKLERDEN UZAK DURMASINI SAĞLAYAN, MANEVİ NİTELİKLERİN, GÜZEL HUYLARIN VE ERDEMLERİN TÜMÜDÜR.” der.
Atatürk, Cumhuriyet’i kurduktan sonra tam 4 kez cumhurbaşkanı seçilmişti.
İlk Cumhurbaşkanlığı seçimine, 287 milletvekilinden 158’i katılmış, hepsi de Atatürk’e oy vermişti.
Seçimlere katılmayanlar, Atatürk’e gizliden tepki verenlerdi.
1927, 1931 ve 1935 yıllarında Atatürk, seçime katılanların tümünün oyuyla Cumhurbaşkanı seçildi.
Celal Bayar, 4 Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmış, Atatürk’e oy vermişti.
1931 yılında Aydın’dan milletvekili seçilen Adnan Menderes ve Fuat Köprülü, parti disiplinine uymadıkları gerekçesiyle 21 Eylül 1945 yılında CHP’den ihraç edildi.
ATATÜRK’ÜN DEVLET ANLAYIŞI ÇOK FARKLIYDI!
Cumhuriyetimizin kurucusu ATATÜRK, durmak dinlenmek nedir bilmezdi.
Kendini milletine adamış bir liderdi.
Cumhuriyet ilanından kısa süre önce, İstiklal Savaşı’ndan çıkmış olsa da sanayileşme adımlarını attı. 1930’dan sonra hastalığı artmaya başlamıştı.
Nazilli Sümerbank fabrikasını da sağlığında açmak istiyordu.
“BEN ÇALIŞMAYAN FABRİKAYI AÇMAM.” dedi.
Günümüzde temeli atılmamış fabrikaların açıldığını çok gördük.
Atatürk ilan çıkardı. Nazilli Basma Fabrikası’nda çalışmak isteyenlerin müracaat etmesini istedi.
Rahmetli babam Şaban Eker ile Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik’in dedesi Ömer amca, İstanbul Gureba Hastanesi’nde çalışıyorlardı.
Babam sağlık muhafaza memuru, Ömer amca da personel müdürüymüş. İkisi de müracaat etmişler.
Her ikisinin de Sümerbank Atatürk Albümü’nde yerleri var.
Babam ve Ömer amcayla birlikte, 100’e yakın memur ve işçi, fabrika açılmadan 6 ay önce Nazilli’ye atanmışlar.
Daha sonra fabrika çalışmış, Atatürk açılış için 9 Ekim’de Nazilli’ye gelmiş, fabrikayı açmış.
Atatürk siyaseti, “MİLLETE HİZMET İÇİN AÇILAN BİR KAPIDIR.” demiş.
Peki, şimdi öyle mi?
Siyaset yapanlar, cebini doldurmak için siyaset yapanlar ÇOĞALIYOR.
Onun için Atatürk:
“CUMHURİYET FAZİLETTİR.” demiş. BİZ DE “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE” DİYORUZ.
**
BÜYÜKŞEHİR TECRÜBESİ!
Nazilli Ordu Caddesi, son yıllarda çok talihsiz dönemler yaşadı.
Ordu Caddesi, Belediye önünden Evranlı Mezarlığı’na kadar yaklaşık 2 km’dir.
Nazilli’nin en önemli caddesidir. Etrafında yoğun nüfus vardır.
8 yıl önce asfalt olan bu caddenin asfaltı, Belediye Başkanı Haluk Alıcık zamanında kırılıp taş döşenmişti.
Ordu Caddesi’nde makineler haftalarca çalışmış, trafik büyük sıkıntı çekmişti.
Haluk Başkan, teknik uyarıları dinlemedi, bildiğini yaptı.
Asfalt sökülünce çürümeye yüz tutan, yüzde elli su kaçağı yaşayan eski içme suyu şebekeleri değiştirilmedi.
Yol, düz mantıkla projesiz yapıldı. Aşırı yağışlarda yolda sel oluşuyordu. Caddenin su tahliyesi düşünülmemişti. Eskiyen yer altı su şebekemize dokunulmadı.
8 yıl sonra da (bugünlerde) Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Çerçioğlu, TAŞ DÖŞELİ CADDEYİ ASFALT YAPMAK İÇİN sökmeye başladı.
Aslında caddeler 8-10 yılda bir değil, 20-30 yılda bir değişime uğrar.
Zaman kış başlangıcı, uygun bir zaman değil. Şehrin en işlek caddesi. Trafik çok sıkıştı.
Ama zaman zaman su şebekesi boruları patlıyor. Yollar açılıp kapanmaktan köstebek yuvasına dönmüştü.
Büyükşehir yolları kazıp taşları alıyor. En önemlisi, caddeye cepheli her apartmana giden su tesisatını, elektrik ve telefon bağlantılarını elden geçirmeye başlandı.
Projeli yol çalışmaları başladı. Nazilli için bu büyük bir hizmetti. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu hizmet tecrübesini yansıtıyordu.
Çerçioğlu’nun bu hizmetini partisi ile değil, tecrübesi ile değerlendirdim.
Nazilli için büyük bir hizmete imza atıyor. Bu hizmet her sıkıntıya bedel.
İnşallah ilçe belediye başkanları bu tecrübelerden yararlanırlar.
Nazilli’de Sümer, İstiklal Mahallesi’nin yollarında yürünmeyen sokaklar var.
Kaldırımlar ona keza çok kötü. Zaman zaman bu şikâyetleri muhtarların ağzından basında izliyoruz, okuyoruz.
Maalesef bunlara Nazilli Belediye Başkanı duyarsız kalıyor. Allah’a havale edilmiş bir durum.
Trafik sıkışsa da ileriye dönük sorunlara el atıldığını gördüm. Nazilli’miz adına çok mutlu oldum.
**
BU HİZMETTEN, BAŞKANLAR DERS ALMALI
Gazeteciler, öncelikle yaşadıkları şehir için çalışırlar.
Herkesin önce evinin önünü süpürmesi gibi bir durum.
Bir gazeteci olarak Ertuğrul Tetik Başkan’la görüşemiyorum. Sorunları kendisine anlatamıyorum.
Her şeyi gazetelerde yazmak da çözüm değil.
Sayın Başkan’ı eleştirdim diye beni WhatsApp’ta engellemiş. Özgüveni olmayanın yapacağı bir iş. Çok ayıp.
Başkan iki cami arasında kalmış beynamaza döndü. Bu günlerde çok şaşkın yaşıyor.
Siyasete fazla yaslanması, hizmetten kaçması bu durumu yarattı.
Şimdi kime yar olacağını kendisi de bilemiyor. Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık gibi bir durumda.
Partililer, bu durumu düşünüp Başkan’ın Nazilli’nin başkanı olduğunu bilerek anlayışlı ve hoşgörülü olmalı.
4 renk okul olur da 4 renk insan olmaz mı?
İşte TETİK BAŞKAN, tam böyle bir geçiş dönemi yaşıyor. Çok şaşkın.
Bir gün böyle, bir gün şöyle konuşmaktan güven kaybediyor.
Başkan olurken “Yakamdan parti rozetini çıkaracağım.” demişti.
CHP’den istifa ederek bu söylemi gerçekleştirdi.
Bundan böyle işine bakmalı.
AHMET ŞENSAN KÜLTÜR MERKEZİ atağı başkana puan kazandırdı. Vatandaştan beğeni kazandı.
Dedikodulara kulak tıkayıp işine bakmalı.
YOKSA BAŞKAN YOK HÜKMÜNE GELECEK. FAZLASIYLA İTİBAR KAYBI YAŞAYACAK.