Şimşeklerin ışığında okumak...

Vedaların ardından gözler ve kulaklar bu kez sessizliğe çevrilir. Sevgi gittiğinde kin, nefret, düşmanlık gelir. Şiirsiz, şarkısız, alabildiğine sessiz, gıcırtısız. Sesin, sözün ve dolayısıyla gürültünün gitgide esiri haline geldiğimiz günümüzde 'sessizlik' de artık mühim bir yaşam belirtisi ve ihtiyaca dönüşür. Asıl adı Alanso Quijano olan Don Kişot (Don Ouijote); elli yaşlarında, bekar, zayıf, uzun boylu, İspanya’nın Mancha eyaletinde yaşayan soylu bir kişidir. Tek zevki eski romantik çağların gezgin şövalyelerinin yaşam öykülerini okumak olan Alanso, kendini bu öykülere kaptırmaktan dolayı biraz kafayı sıyırır. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna hiçbir zaman tam olarak karar veremez hâlde Alanso ve tarihin her döneminde filozoflar, din bilimciler ve politikacılar insanların nasıl davranarak en doğru şekilde yaşayacağını bulduklarını iddia etmişlerdir. Ancak bu hiçbir zaman o kadar kolay olmadı. Hayat kesin etik kuralları yerleştirmek için fazla karmaşık. Eski çağların şövalyelik kurumunun yeniden canlandırılması gerektiğine inanmaya başlar. Bu yüzden evinin mahzenindeki, atalarından kalma paslı mızrağı, kılıcı, kalkanı alır; zırhı da kuşanır. Başına miğfer diye berber çanağını geçirir, küheylan gibi gördüğü sıska atına biner, güya tutsak prensleri kurtarmak, hainleri cezalandırmak, başarılarıyla dünyaya ün salmak üzere düşer yollara. Sayısız söylemin açıkladığı bu dünyayı gittikçe daha az anlar Alanso Quijano çok sayıda okuduğu hikâyeler özgürleştirdiğini ileri sürdüğü söz, bu çoğulluğun içinde boğularak anlamsız hale getirmiştir aslında.. Susma özlemi de o denli güçlü olmuş; hiç değilse şeylerin uğultusunu işitmeye ya da bir olay ve daha sonra bir başkası, sonra tekrar bir başkası gelip eskisinin yerini almadan önce olayın sancısına tepki vermeye yetecek süre boyunca. O artık şövalye olmaya hazırdır ama şövalye unvanını da ancak bir lord verebilir.
Kafasında büyük bir şato gibi kurduğu bir hana rastlar. Hancıyı da lord gibi görür. Hancı onun zararsız bir deli olduğunu anlar ve handaki diğer misafirleri de eğlendirerek mükemmel bir törenle ona şövalyelik unvanını verir. Bundan sonra Alanso kendine “Don Kişot” adını verir, yolda karşılaşıp yanına aldığı köylü “Sancho” ile serüvenlere yelken açarlar. Sancho onun silahşörü olur. "Sözün doyum noktasına ulaşması sessizliği daha da cazip kılar. Şimdi sirenler kendi çığlıklarından çok daha ölümcül bir silaha sahipler, sessizliğe. Bunu tahayyül etmek her ne kadar güçse de, biri onların seslerinin büyüsünü bozabilir ancak sessizliklerinin büyüsüne asla dokunamaz." der Kafka. Okuduğu öykülerdeki tüm şövalyeler bir kıza aşık olarak anlatıldığı için güzel, soylu, erdemli biri olduğunu düşündüğü basit, kaba bir köylü kızını sevgili olarak seçer. "Bir gün anlayacaksın, neden sessizce gittiğimi.. Senden vazgeçmek uğruna, nasıl bir savaş verdiğimi.." Don Kişot’un ilk macerası yel değirmenleriyle savaşmasıdır. Onlarla savaşmasının sebebi de onları insanlara kötülük yapan devlermiş gibi görmesidir. Her ne kadar Sancho engel olmaya çalışsa da o yel değirmenlerine saldırır. Yel değirmenlerinin dönen kanatları Don Kişot’u perişan eder. Bu darbeler onu akıllandırmaz. Don Kişot kendi hayal dünyasında yaşamaktadır. Gerçek dünyada gördüğü her olayla hayalindekileri kendi mantığıyla birleştirir. Bir yerde zincire vurulmuş kürek mahkumlarını görür. Onları mazlum insanlar sanarak kurtarma savaşına girişir. Bunu başarırda. Başka bir yerde gördüğü iki koyun sürüsünü birbirleriyle savaşmak üzere olan iki ordu sanır. Zayıf olan tarafa yardım etmek amacıyla diğer tarafa saldırır. Bu yüzden de çobanlardan dayak yer. Başlarından daha pek çok olay geçer. Sonunda köyüne dönen Don Kişot’u Sanso Carraso adındaki biri tedavi eder. Tekrar normal bir insana dönüşen Don Kişot artık Senyor Alanso Quijano’dur. Romanın sonunda hastalanıp yatağa düşen Don Kişot ölür. Karanlığın bir kısmını aydınlatmıştı Don Kişot. Günü getirmişti, gün onun hatırına doğar mıydı? Pencereden içeri sızsa, karanlık aydınlanır mıydı? Elveda Don Kişot., oysa sözün tükendiği andır gidişler.
Kağıtla kalın, kalemle kalın. İnsanlığınızla kalın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atalay Kızılay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aydın Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?