Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Karacasu Memnune İnci Meslek Yüksekokulu, düzenlenen görkemli bir törenle yeni mezunlarını uğurladı. Büyük bir coşkuya sahne olan mezuniyet töreninde, Mimari Dekoratif Sanatlar Bölümü öğrencisi olan okul birincisi Seda Can Aslan Tekışık, hem diplomasını aldı hem de mezuniyet kütüğüne ismini çaktı. İlerleyen yaşına ve hayatın getirdiği sorumluluklara rağmen azmederek büyük bir başarıya imza atan birinci Tekışık, törende yaptığı konuşmayla alkışlandı.

"İLK KEZ KENDİ HAYALİME SAHİP ÇIKTIM"
Kürsüye çıkarak dönem arkadaşları ve hocalarına seslenen okul birincisi, başarısının uzun ve istikrarlı bir emeğin ürünü olduğunu vurguladı. Bu süreçte kendisine destek veren öğretim üyelerine teşekkür eden başarılı mezun, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Bu okul bana sadece mesleki bilgi kazandırmadı, aynı zamanda kendime verdiğim değeri yeniden hatırlattı. Yıllarca başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymuş bir kadın olarak, ilk kez kendi hayalime sahip çıkmayı öğrendim. Hayat bazen planladığımız gibi gitmeyebilir; bazen düşeriz, bazen yeniden başlamak zorunda kalırız. Ama başarı, hiç düşmemek değil, her düştüğümüzde yeniden ayağa kalkabilmektir."

"OKUMANIN YAŞI YOK"
Tekışık mezuniyet konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Bu yaşta yeniden öğrenci olma cesaretini gösterebildiysem, bunun temelinde cumhuriyetin bizlere sunduğu eğitim ve fırsat eşitliği anlayışı vardır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği çağdaşlaşma yolunda, Atatürk ilke ve inkılaplarının ışığında öğrenmeye, üretmeye ve gelişmeye devam edeceğiz. Ben 50 yaşındayım. Uzun yıllar, toplumun bize öğrettiği gibi bazı şeylerin bir yaşı olduğuna inandım. Okumanın, yeni bir başlangıç yapmanın, hayal kurmanın belirli zamanlarda kısıtlanması gerektiğini düşündüm. 18 yaşında doğup büyüdüğüm şehirden ayrılıp, üniversite eğitimi için başka bir şehre gitmiştim. Yıllar sonra aynı cesareti yeniden göstererek bir kez daha şehir değiştirdim ve yeniden öğrenci oldum."

TEŞEKKÜR ETTİ
Tekışık konuşmasını, "Öncelikle Yüksekokul Müdürümüz Öğretim Görevlisi Mehmet Taşdelen'e, Müdür Yardımcılarımız Doktor Öğretim Üyesi Esra Çelik'e ve Doktor Öğretim Üyesi Hüseyin Önlem Ersöz'e, Öğretim Görevlisi Doktor Mehmet Çelik'e; ayrıca eğitim hayatımda emeği geçen tüm akademik ve idari personele, okulumuzun değerli çalışanlarına; bu yolculuğu birlikte paylaştığım Mimari Dekoratif Sanatlar Bölümü arkadaşlarıma ve tüm okul arkadaşlarıma; burada geçirdiğim süreyi dostluğu ve samimiyetiyle güzelleştiren Karacasu halkına...
Son olarak, her zaman yanımda olan sevgili eşim Rıfat'a ve oğlum Can'a; bana inanan, destek veren tüm dostlarıma ve arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum. Yolumuz açık, umudumuz daima canlı olsun. Hepinize teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum." ifadeleriyle sonlandırdı.

PLAKETİNİ ALDI, KÜRSÜYE ADINI ÇAKTI
Konuşmaların ardından Adnan Menderes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Salan tarafından Tekışık'a başarı plaketi takdim edildi.
Plaketini aldıktan sonra geleneksel mezuniyet kütüğüne adını çakan okul birincisi Tekışık, keplerin havaya fırlatılmasının ardından eşi Rıfat Tekışık ve oğlu Can ile birlikte bu tarihi anı fotoğraf kareleriyle ölümsüzleştirdi.
"BİR ANDA OKUMAYA KARAR VERDİM"
Mezuniyet sonrası Ses Gazetesine konuşan Tekışık, hedefinin kendi atölyesini kurmak ve üretmeye devam etmek olduğunu belirtti. Tekışık, kendisi gibi "Acaba ben de yapabilir miyim?" diye tereddüt eden tüm kadınlara ve pes etmiş insanlara bir örnek teşkil etmek istediğini söyledi.
Tekışık, "Aslen Zonguldaklıyım ama 33 yıldır İstanbul'da yaşıyorum. Beni buraya getiren motivasyon aslında hep üretmek, hep bir şeyler yapmak istedim. Hiç boş kalmayı seven bir insan olmadım hayatım boyunca. Çalışma hayatıma bir süre ara vermiştim, oğlum üniversiteyi kazanıp evden ayrıldıktan sonra ben de yeni bir şeyler yapmak istedim ve okumak istedim. Hobi olarak yaptığım şeyleri okulda öğrenmek istedim, Dekoratif Sanatlar Bölümüne geldim. Buraya gelmeden önce çeşitli sanatlarla uğraşıyordum. Dans kurslarında aktif görevler alıyordum, farklı aktivitelerde bulunuyordum her zaman. Resim olsun, çini, el sanatlarında bulundum. Daha önceden İstanbul Üniversitesi Hemşirelik Meslek Yüksekokulu'na 1993 yılında girdim. Fakat o mesleği yapmadım. Dış ticaret alanında çalıştım, farklı alanlarda da tecrübelerim oldu. Bir anda karar verdim, sınava girdim. Evet, üniversite sınavına girmeye karar verdim ve bunu eşimle oğlumla paylaştım, onlar da beni desteklediler. Sınava girdim ve iki yıl önce buraya geldim. Yaklaşık 18 yıldır aktif çalışma hayatım yok ama hep kurslara ve eğitime yönelik etkinliklere katıldım. Çalışma hayatına ara vermemin nedeni zaten oğlum çok çok küçüktü, onun eğitim hayatıyla meşgul oldum" şeklinde konuştu.
"HEDEFİM HEM ATÖLYE AÇMAK HEM DE LİSANSIMI TAMAMLAMAK"
Okulun kendisine her şeyden önce hiçbir şeyin yaşının olmadığını öğrettiğini ifade eden Tekışık, "Zaten ben o motivasyonla yola çıktım, o şekilde geldim buraya da. Bana bir kere en çok kendime olan güvenimi getirdi. Çünkü "ev hanımıyım" dediğim zaman çalışma hayatında değilim, hep üretiyordum, hobiler, kurslar hep bir aktivite içindeydim ama o ne kadar çok şey yapıyorsam da bunlar görünmüyordu. Önce "öğrenciyim" dedim, şimdi "mezunum" diyorum. İnşallah kendi atölyemi kuracağım çünkü ben bunu belgeyle yapmak istiyordum, amacım buydu. Bunun belgesini, yani hobi amacının dışında kadınlara, gençlere eğitim vermekti. O nedenle okudum.
Kendi atölyemi kurmak; çini, seramik, mozaik, diğer el sanatları üzerinde dersler vermek istiyorum. Herkese okumayı tavsiye ederim. Hatta ben aslında bir yıl sonra tekrar DGS'ye girip Geleneksel Türk El Sanatları okumayı düşünüyorum, lisansını tamamlamak istiyorum. Nasipse öyle bir niyetim var. Bu yıl hazırlanamadım ama seneye onu da düşünüyorum inşallah." dedi.
"KARACASU'YU ÇOK SEVDİM"
Tekışık, "Karacasu'yu çok sevdim, eşim de çok sevdi. Burası gerçekten yaşamak için huzur veren bir yer, biz burayı çok sevdik. Gelmeden önce ben buranın hava durumunu, iklimini, sokaklarını, GPS'ler, navigasyonlara falan baktım, takip ettim. Her yerini öğrenip geldim. Aslında Karacasu'da yaşamak isteriz ama şu an bizim aile büyüklerimiz İstanbul'da ve Zonguldak'ta. Şimdilik bir İstanbul'a taşınma planı, geçme planımız var tekrar evimize. Sonrasını da zaman gösterecek" dedi.
EŞİNDEN DUYGUSAL DESTEK: "KAYIT ALIRKEN ÇOK HEYECANLANDIM"
Törende eşini bir an bile yalnız bırakmayan ve o anları gururla takip eden Rıfat Tekışık, yaptığı açıklamada eşinin başarısıyla ne kadar gurur duyduğunu anlattı. Kendisinin de yakın zamanda küresel bir şirketteki ithalat-ihracat muhasebe yöneticiliği görevinden emekli olduğunu belirten Tekışık, duygularını şu sözlerle dile getirdi:
"Valla gurur duyuyorum. Buraya gelene kadar eşimde çok heyecan vardı, bende hiç yoktu. Az önce eşimi konuşma yaparken kayda aldım; işte tam o sırada ben çok heyecanlandım ve çok mutlu oldum. Eşim açısından da benim açımdan da büyük bir başarı. Çok mutluyum. Karacasu’yu çok seviyorum ama aile büyüklerimizin durumları ve zorunlulukları nedeniyle her zaman burada sürekli kalamıyoruz. Olmayı çok isteriz ama şartlar el vermiyor."




