Kuşadası İlim Meclisi Kurucu Başkanı, Kültür ve Turizm Bakanlığı resmi kokartlı İngilizce Tercüman Rehberi Tarihçi Yazar Mahmut Ökçesiz, Kuşadası'nın simgelerinden Tarihi Güvercinada Kalesi'nde bulunan ve kent sakinleri başta olmak üzere, kaleyi gezmeye gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin merak ettiği mezar ve kitabesinin gerçek hikayesini gün yüzüne çıkardı. 2011 yılında, Kuşadası Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Derneği'ni kurarak, kentin tarihi noktalarını adım adım karışlayan Tarihçi Ökçesiz ile kentte 'Şehir efsanesi' olarak bilinen mezar ve kitabesinde yazan gerçekleri konuştuk.

'KÜÇÜK ADA KALESİ'NDE DEFİN YAPILDIĞI BİLİNMEKTEDİR'

''Kuşadası Küçük Ada kalesi içerisinde hem Osmanlı döneminde, hem de İtalyan işgali sırasında defin yapıldığını kayıtlardan bilmekteyiz. Osmanlı döneminde, burada işledikleri suçların cezasını çekerken ölen “ kalebend-cezirebend “ mahkûmlar, kale erleri, kalede görevli hizmet personeli vb. insanlar, kale içindeki uygun bir yere defnedilmişlerdir. Ayrıca; İtalyan işgali sırasında az sayıda da olsa birkaç İtalyan askerinin buraya gömüldüğü de söylenmektedir.''

Guvercinada Kalesindeki Tarihi Mezarin Sir Perdesi Aralandi 661705 7C6F3E

'BİLİMSEL OLMAYAN ŞEHİR EFSANELERİ ÜRETİLMİŞ'

''Küçük Ada kalesinin ilk yapılan iç kale (gözetleme kulesi) merdivenlerinin önünde olduğunu Kuşadalı 80-90 yaşlarındaki sakinlerinin söylediği bir mezar var. Bu mezar, yapılan restorasyonlarda sürekli yer değiştirmiş ve bugün burcun arkasında ve huruç kapısı yönünde kalenin orta bölümü bir yere taşınmıştır. Bu mezarda uyduruk ve İslami usullere uygun olmayan bir şekilde düzenlenmiş ve bir şahide eklenmiştir. Bugüne kadar yapılan restorasyonlarda, kale ehil ellere teslim edilmediğinden ve kalede yapılan işler tam kontrol edilerek teslim alınmadığından ve her şeyden önce restorasyonlarda çok iyi derecede “Osmanlıca“ bilen sanat tarihçileri görevlendirilmediğinden dolayı bilimsel olmayan şehir efsaneleri üretilmiş. Bir süre sonra da bu şehir efsaneleri Kuşadası sakinleri tarafından kulaktan kulağa anlatılarak yaygınlık kazanmıştır. Daha sonra bu efsanelerin yanlış olduğu anlaşılmasına rağmen bir türlü yanlıştan dönülmemekte ve yanlışı sürdürme konusunda ısrar edilmektedir.''

Guvercinada Kalesindeki Tarihi Mezarin Sir Perdesi Aralandi 661705 43025A

'ŞEHİR EFSANESİ 'BALIKÇI EVLİYA' ADIYLA ORTAYA ÇIKMIŞ'

''Bugün, yerel halk arasında, kulaktan kulağa günümüze kadar taşınan şehir efsanesi şu şekilde atlatılmıştır;
“Efsaneye göre bir zamanlar Küçük Ada kalesi içinde bir evliya yaşarmış. Bu evliya bir pir-i fani yani mübarek bir zatmış. Kuşadası’nda yaşayan yerli Rum ve Müslüman balıkçılar, balığa çıkmadan önce bu mübareği ziyaret ederler; fırtınasız, kazasız ve bereketli bir balık avı için dua isterlermiş. Balık avından ağları ve tekneleri balık dolu olarak dönen balıkçılar teşekkür etmek ve şükranlarını bu evliyaya iletmek için bir kova balık ve bir şişe şarap sunarlarmış. Bu bir müddet böyle devam etmiş ve günün birinde bu evliya ölmüş. Ölümünden sonra mezarı bir ziyaret merkezi olmuş, sadece balıkçılar değil evlenmek isteyen genç kızlar, çaresiz hastalığına derman arayan biçareler başta olmak üzere dert sahipleri buraya gelir, şarap sunar ve dileklerinin kabul olması için mezarın yakınındaki ağaçlara çaput bağlarlarmış. Böylece, 'Balıkçı Evliya' adlı bir şehir efsanesi Küçük Ada kalesi içinde ortaya çıkmış.''

Guvercinada Kalesindeki Tarihi Mezarin Sir Perdesi Aralandi 661705 3A5374

'ŞEHİR EFSANESİ MEZARIN HİKAYESİNİ YANSITMIYOR'

''Sonuç olarak, birinin, tarihi ve bilimsel veriler ışığının dışında yaptığı tespitlerle ortaya koyduğu ve insanları batıl inançlar ile aldatmaya yani hurafeye yönelik bir masal ortaya çıkmış. Bu masalın, efsanenin her tarafı yanlış. Birincisi; bir Müslüman pirine yani Evliya'ya şarap testisi getirilmez ve sunulmaz. Zaten bu testi şarabı kabul eden pir-i fani olamaz. İkincisi; mezarın Kıble yönünde olması gerekirdi ve şahidenin yani baş taşının Kıble yönünde dikilmesi şarttır. Üçüncüsü ve en önemlisi ise; Osmanlıca kitabe metninde, mezarda yatan merhumun kim olduğu açıkça yazılıdır. Osmanlıca bilen biri bu kitabeyi okuyunca gerçeği hemen anlar.''

'HATİP HACI SEYYİD MUSTAFA'YA AİT BAŞ TAŞI BİLİNMEYEN SEBEPLE KALEYE TAŞINMIŞ'

''Günümüz Türkçesindeki açık ve sarih ifadelerden de anlaşılacağı gibi Osmanlı’nın hüküm sürdüğü 19. asrın ikinci yarısına yakın bir tarihte (15 Ocak 1849) ölen ve Kuşadası Su Kemeri'nde ki camide veya mescitte hatiplik görevinde bulunan Hacı Seyyid Mustafa’ya ait bir “şahide-baş taşı” buraya bilinmeyen sebeple getirilmiş ve bu taşın kitabesine bakılmadan, okunmadan böyle uydurma bir şehir efsanesi üretilmiştir. 2013 yılında başlayan ve 2015 yılı Eylül ayında biten son restorasyondan önce, dönemin Kuşadası Belediyesi yetkililerine bizzat başvurarak bunun yanlış olduğunu söyledik. Bu taşın tercümesini “Kuşadası Yerel Tarih Dergisi” nde yayınladık. Buna ilaveten, dönemin başkan danışmanı vasıtasıyla, belediye başkanı zat-ı muhtereme bu yanlışın ortadan kaldırılmasını arz ettik. Gelen cevapta bu duruma hiç dokunulmamasını ve halkın inancını bozmanın yanlış olacağı söylendi.''

Guvercinada Kalesindeki Tarihi Mezarin Sir Perdesi Aralandi 661705 D08F29

Vali Varol'dan Başkan Çerçioğlu'na ziyaret
Vali Varol'dan Başkan Çerçioğlu'na ziyaret
İçeriği Görüntüle

'MEZAR KİTABESİ ÜZERİNDE YER ALAN CÜMLELERİN ASLI'

Bugün, Küçük Ada Kalesi'ne geldiğiniz zaman, ilk göze çarpan noktalardan biri mezar ve kitabenin bulunduğu noktadır. Kitabede yazan cümlelerin, Osmanlıca transkripsiyonu ve Türkçe'sine göre anlamını paylaşmak istiyorum. Uzun zamandır çok fazla merak edilen mezar kitabesinde aslında şu cümleler yer alıyor;

HÜVELBAKİ

İbret-i al eden cihandan kalem-i dehri itibar. Çünkü ol mekkaredir hem gaddar hem bi-vefa. Çünkü el-hak daima devran eyler aksiyle. Alemin ikbalini mühr-ü anda eyleyeler ibka. Cami kebir hatibi Hacı Seyyid Mustafa. Mecma-i hitabla mahşur ede anı Huda. Kuşadası kemerinde hatip iken bir zaman Merg-i ruhu alem-i ervaha uçdu haliyle olmuştu mesleğin pak-i tarik-i halidi. Halledallahu ala ravza-i bi-cennet ’ul ulema. Can çekerken geldi rızvan söyledi tarihi. Cennet-i valaya gitti Hacı Seyyid Mustafa. Merhum ve mağfur Hacı Mustafa Efendi. Ruhu için Allah ’ul Fatiha. Sene 15 Muharrem 1265 /15 Nisan 1849.

SONSUZ OLAN ALLAH'TIR

Devrinin geçerli mesleği ile bu dünyadan giden. Çünkü o yük hem insafsız hem de vefasızdır. Çünkü her şey aslına döner. Zamanı gelince ruhu teslim ederler. Cami kebir hatibi Hacı Seyyid Mustafa. Allah onu hitap ettiği meydanda dirilte. Bir zamanlar Kuşadası su kemerinde hatip iken, Ruhu ruhlar alemine uçtu şimdi. Mesleğinin doruğundaydı. Allah onu alimler cennetinin bahçesi yapsın. Can çekişirken ölüm meleği söyledi tarihi. Cennetin en üst katına gitti Hacı Seyyid Mustafa. Kendisine rahmet edilen ve affedilen Hacı Mustafa Efendi. Ruhu için Allah rızası için Fatiha.
Yıl 15 Ocak 1849''

Kaynak: HABER MERKEZİ