Kuşadası'nda, uzun yıllardır taksici esnafı olarak hizmet veren, kentin sarı taksilerine gönül veren 'Şoför Nebahat'i Aysel İnanlı ile hayatı, taksici olmanın zorlukları ve erkek egemen toplumda daha çok erkeklerin direksiyon başında olduğu mesleği hakkında konuştuk.
AYSEL İNANLI BİZE KENDİNİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ?
Kuşadası doğumluyum. 50 yaşındayım ve iki çocuk annesiyim. Eelektrik mühendisi bir oğlum ve hemşire bir kızım var. Kendisi de taksici olan eşimi 2019 yılında kaybettik. Eşimin vefatından önce araç kullanmışlığım yoktu ancak onu kaybettikten sonra iş başa düştü. Ehliyetimi 2000 yılında almıştım ve akabinde ki o zamanlar sıfır alınan taksimizle hayatımın döngüsü de değişmiş oldu. Aslında şaşkındım ve bir süre bocaladım. Anca, hayatımı idame ettirme duygusu ve anne olarak özellikle çocuklarıma iyi bir gelecek verebilme dürtüsü beni direksiyon başına geçirdi.İyi ki de geçmişim.
''ANNEM MESLEĞİMDEKİ EN BÜYÜK GÜÇ KAYNAĞIM OLDU''
'Erkek egemen toplum', 'erkek işi', 'zor iş kadın yapamaz' şeklinde kulağa gelen çok sayıda söylemlerin arasında, aslında taksici olup olmamak konusu noktasında çok bocaladım. Tek bilgiğim gerçek çalışmak ve çocuklarıma bakma zorunda oluşumdu. Taksiye geçmemi annem çok destekledi. 'Git işinin başında ol' diyerek sürekli beni cesaretlendirdi. Zaman zaman o da çok fazla korktu işimden ötürü ancak her zaman destek oldu bana. Benim annem çok güçlü ve cesur bir kadındır. Bugün bile taksiye her çıktığımda, 'Aman kızım dikkat et' sözleriyle uğurlar beni.Annemin hakkını asla ödeyemem.
''DİREKSİYONA İLK GEÇTİĞİMDE YADIRGANDIM''
Kolay bir meslek olmadı benim için taksicilik. Ve evet, erkek egemen meslek alanlarından biri olduğu için ilk zamanlarımda şoförlüğüm, durakta oluşum kadın olduğum için yadırgandı. Bazı işler için ‘erkek işi’ denir. Bunlardan biri de araba kullanmak. Çocukken eline bez bebek verilen kız çocuklarından çok ellerine araba verilen ve ayakları yere değmeden direksiyon kullanmayı öğrenen erkek çocuklarından daha iyi araba kullanması beklenir. Bu böyle kodlanmıştır zihinlere ve bu yüzden tabii ki alışma sürecim pek kolay geçmedi. 'Yapamaz' cümlesi ile mücadele ettim. Durak ortamına ayak uydurmam hiç kolay olmadı.
''TAKSİ DURAĞI BENİM AİLEM OLDU''
Zamanla o zor günleri atlattım. Sarı taksiye duyduğum sevgi ve yaşadığım her zorluğa rağmen, 'Ben buradayım ve yapabilirim' inadım camiada kısa zamanda kabul gördü. 2019 yılından bu yana bu işin içindeyim. Kuşadası'nda, Merkez Taksi Durağı benim artık ailem haline geldi. Taksici esnafı arkadaşlarımın desteği, cesaretlendirici sözleri, yanımda durmaları benim için muhteşem duyguları beraberinde getirdi. Durağa kadın elinin değmesi birçok açıdan artıları da beraberinde getirdi diye düşünüyorum. Bölgedeki insanların durağa bakış açısı da değişiyor. Duraktaki dil ve tavır değişiyor. İşimi ve arkadaşlarımın her birini çok seviyorum. İyi ki varlar ve destekleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu noktada, şoför esnafının yanı sıra 'Kadın' şoförlere verdiği değerden ötürü Kuşadası Şoför Odası Başkanımız Ufuk Turan'a ve ekibine de teşekkür etmek istiyorum.
''TRAFİKTE KADIN OLMAK ZOR AMA ÖNYARGILARI AŞIYORUZ''
Kuşadası, özellikle yaz sezonunda trafiği en yoğun olan kentlerden biri. Stres altında, trafikte uzun bekleyişler, farklı nedenlerle çalan kornalar, yol kenarında taksi diye bağıran ya da ıslık çalan müşteriler, küçük şoör anlaşmazlıkları gibi yaşamın içinde parçamız haline gelen konular nedeni ile evet şoför olmak genelde zor. Ancak, direksiyonda kadın olmak daha da zor. Genel bir inanışla, trafikteki her olumsuzluğun sebebi kadınlardır mesela. Yanlış park, hatalı sollama ve buna benzer sebeplerin çoğunu erkekler yapar ama hep 'kadın sürücü' gelir akla nedense. En azından istatistikler böyle diyor. Dünyanın pek çok ülkesinde bu işi yapan kadınlar var. Ve bu çok normal bir durum. Bizde, bir şekilde erkek egemen olmuş. Bunda kadınların cesaret edememesinin etkisinin olduğunu elbette düşünüyorum. Bütün bunlara rağmen kadınların sürücü olma kararlılığı sürüyor.
''KADIN TAKSİ ŞOFÖRÜ GÜVENDE HİSETTİRİYOR''
Taksi direksiyonunun başına geçtiğim yıllardan bu güne çok sayıda müşteri ile konuşma şansım oldu.Enteresan olaylar da yaşadım. Ancak, müşterilerimden duyduklarım sonucunda kadın olarak kendimle her seferinde gurur duydum. İnsanlar, takside kadın şoför görünce mutlu oluyorlar. Farklı geliyoruz ancak güven duygusunu da beraberinde getiriyoruz. Toplumumuzda varolan ve birçok kişinin kalbini ısıtan o annelik, ablalık ya da teyzelik duygusu sarı takside de yolculuk boyunca sürüşe yansıyor. Kadın şoförle yolculuk yapmanın müşterilerden bıraktığı farklı bir tat var ve bu beni çok mutlu ediyor.
''KADIN AMBULANS ŞOFÖRÜ DE OLUR İTFAİYE ŞOFÖRÜ DE''
Kadınlar artık hayatın her alanında varlar. Konu hayatını devam ettirmek, çocuklara kol kanat germek ve iyi bir gelecek sunmak ise kadın herşeyi başarır ve her işte çalışır. Yeter ki 'Erkek egemen' şablonunu kıralım ve fırsatlardan eşit şekilde yararlanalım. Kadının elinin değdiği her yer çok daha mükemmel, verimli ve güzel oluyor. Kadının şefkat eli daha fazla hissediliyor. Zaten, taksi direksiyonunda çok daha fazla kadın sürücü görmeye de başladık. Dolmuşlar, ambulanslar, itfaiyeler, belediye halk otobüsleri, iş makineleri ve sanayinın farklı kolları artık kadınlarla dolu. Kadın istediği zaman başarır ve iyi de yapar işini. Bu noktada, kadınların kendilerine güvenmesi lazım ve en önemli nokta da bu zaten. Bu meslekte korkulacak hiçbir şey yok. Kadınların kendilerine güvenmeleri ve ’yaparım’ demeleri her şeyin başlangıcı olabilir.
''KADININ İSTERSE BAŞARAMAYACAĞI İŞ YOKTUR''
Hayat her zaman koşuşturma içinde geçiyor. Sevdiklerine yanı sıra zorluklarla da karşılaşıyoruz. Ancak herşeye rağmen kadın olarak birşeyleri başarıyor olmak inanın herşeye değiyor. Her zaman söylediğim gibi, 'Güvenli limanlarınızdan çıkın, hayal edin, üretin ve keşfedin.' Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunun en net göstergelerinden biridir. Kadınlar hayatın içinde cesurca yaşamaya devam etsinler çünkü hayat bunu gerektiriyor. Kız kardeşlerime de yaptığım işi tavsiye ediyorum. '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde, dünyanın birçok noktasında kadınların varolma çığlığını duyduk. Birlik ve beraberlik olduğu sürece, kadın her zaman ve her alanda varolmaya devam edecek. Aydın Ses Gazetesi'ne verdiği değer ve destekten ötürü de teşekkür etmek istiyorum.