Türkiye'de olduğu gibi turizmin incisi Kuşadası'nda da kamuoyuna yansıyan ve kentte farklı seslerin yükselmesine neden olan, 28 Şubat tarihinde başlayan ABD-İran geriliminin, olası bir savaşa ve buna paralel olarak krize dönüşmesi halinde, Kuşadası turizmine yansıyabilecek finansal riskleri Kuşadası Ticaret Odası (KUTO) Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan ile konuştuk.
''SAVAŞIN YANSIMLARINI ŞUAN İÇİN GÖRMÜYORUZ''
ABD ve İran arasında yaşanan çatışmanın, Kuşadası'na gelen turist popülasyonuna etkisinden şu aşamada geniş çaplı söz etmek için erken. Turizm sektöründe krizlerin etkisi genellikle; doluluk oranlarında dalgalanma, özellikle erken rezervasyon iptalleriyle ortaya çıkar, şu aşamada bir yansıma görmüyorum.
''KRİZ OLURSA TÜM SEKTÖRÜ ETKİLER''
Olası bir kriz yaşanması durumunda, turist sayısı azalırsa tabi harcama hacmi de düşer ve bu da tüm sektörleri etkiler. Otel rezervasyonları düşer, yeme-içme sektöründe harcamalar azalır. Tur operatörlerinde de komisyon gelirleri ve nakit akışı, rezervasyonlara bağlıdır. Kısacası bu bir domino etkisidir ve eğer bir kriz olursa bu tüm sektörleri olumsuz etkiler.
''KUŞADASI'NIN LİMAN AVANTAJI VAR''
Kuşadası'na gelecek turistlerin, ABD-İran gerginliği nedeniyle alternatif destinasyonlara yönelme ihtimali şu an ülkemizde ya da kentimizde risk teşkil etmiyor. Devletimiz bu süreci doğru yönetiyor. Türkiye, fiyat-kalite açısından güçlü bir ülke ve her zaman tercih edilen bir destinasyon. Kuşadası'nın ise önemli avantajları var. En önemli avantajlarından biri kruvaziyer limanı olması. Ayrıca yakın çevresi, kültürel, gastronomi, doğa ve deniz turizmini bir arada sunabilmesi de Kuşadası’nı önemli bir destinasyon olarak öne çıkarıyor.
''KRİZE KARŞI STRATEJİK YÖNETİM ÖNEM TAŞIYOR'
Turizm sektöründe bu süreci hafifletmek için genellikle pazar çeşitlendirmesi, esnek rezervasyon politikası, dijital pazarlama gibi uygulamalar doğru stratejilerdir. İran ve Ortadoğu dışında; doğu Avrupa, Balkanlar, İngiltere gibi pazarlara ağırlık verilebilir ve ücretsiz iptaller, tarih değişikliklerinde kolaylıklar gibi esnek rezervasyon politikaları uygulanabilir. Dijital pazarlama bu anlamda çok önemlidir. Biz Kuşadası Ticaret Odası olarak 10 yıldan fazla bir süredir ilçemizin dijitalde tanıtımını yapıyor ve sürekliliğimizle bu konuda büyük fayda sağlıyoruz.
''DOĞRU POLİTİKALARLA KRİZİ FIRSATA ÇEVİRMEK MÜMKÜN''
Türkiye turizmi geçmişte de benzer testlerden geçti, 2015’de Rus uçağının düşmesiyle başlayan süreç, 2020’de pandemi, ardından Ruysa-Ukrayna savaşının etkileri gibi. Her seferinde de 1-2 yıl içinde toparlanma yaşadık. Kriz yönetimi konusunda deneyimli olduğumuzu söyleyebilirim. Biz Ticaret Odası olarak 2015’de Rus uçağının düşmesiyle başlayan süreçte, bir ilke imza attık, sosyal medya tanıtımlarına ağırlık verdik. Bu ilçemiz için doğru bir hamleydi. Aslında atılacak doğru adımlarla, uygulanacak doğru politikalarla krizi fırsata çevirmemiz mümkün. Bu duruma da bir sınav diyebiliriz, turizm sektörü de pamuk ipliğine bağlı kırılgan bir sektördür. Ancak Türkiye turizmi; coğrafi çeşitliliği, güçlü alt yapısı, pazar çeşitliliği gibi özellikleri sayesinde dirençlidir.
''SAVAŞIN GENEL COĞRAFYAYA YAYILMASI EN KÖTÜ OLASILIK''
Bu savaşın geniş bir coğrafyaya yayılması en kötü olasılık. O boyuta geleceğini düşünmüyorum. Devletimiz doğru bir politika yürütüyor. Türkiye, küresel pazarda rekabet edilmesi kolay bir ülke değil. Ancak, Ortadoğu’da bu yaşananlarla birlikte petrol fiyatlarındaki artış, ulaşım maliyetlerini ve ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Bu durum da ne yazık ki tüm maliyetlere yansıyor ve hem yerel ekonomiyi hem de turizm sektörünü zor durumda bırakıyor. Türkiye, yılda ortalama 3–3,5 milyon İranlı turisti ağırlıyor. İran pazarında yaşanan bu durum, İranlı turistlerin daha çok tercihi olan destinasyonları çok daha fazla etkileniyor. Ancak, Kuşadası için durum biraz farklı. Mart ayında Nevruz'da hareketlilik azalacaktır, yaz ayları içinse belirsizlik devam ediyor. Ama bölgesel kriz algısı artarsa dolaylı etki de büyük olur. Orta ve küçük ölçekli acenteler için en büyük risk, nakit akışı kırılmasıdır. Otellere yapılmış ön ödemeler, uçuş blok koltukları, rehber ve transfer maliyetleri olası iptallerde büyük sorun. Bu durumda rezervasyonlar ileri bir tarihe taşınabilir, alternatif pazarlara satış yapılabilir.
'KRİZDEN ETKİLENMEZSEK REKOR BİR SEZON YAŞAYACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM''
2025 yılını baz alarak ve krizin büyümeyeceğini umarak, Avrupa pazarının 2026’da güçlü geleceğini ve Kuşadası’nın rekor bir sezon yaşayabileceğini düşünüyorum. Şu anki duruma bakarsak, sadece algıya bağlı bir risk var. Ben Ortadoğu’da yaşanan bu durumun, ülkemiz ve tüm dünya için farklı senaryolar olmadan ve daha fazla büyümeden en kısa sürede çözülmesini umuyor ve 2026 sezonunun bolluk ve bereketle geçmesini diliyorum.