Aydın’ın turizm cenneti Kuşadası, Kurban Bayramı tatilinde sadece plajları ve eğlence mekanlarıyla değil, eşsiz tarihi mirasıyla da ön plana çıktı. Kentin en önemli kültür rotalarından biri olan 'Adalızade Mezar Taşları Açık Hava Müzesi', bayram tatilinde yerli ve yabancı turistler ile tarih tutkunlarının yoğun ilgisiyle karşılaştı. Kuşadası Belediyesi’nin, kentin köklü geçmişini geleceğe taşımak adına hayata geçirdiği Adalızade Mezar Taşları Açık Hava Müzesi, Kurban Bayramı tatilinde, adanın en çok merak edilen ve ziyaret edilen noktalarından biri oldu. Arefe günü başlayan ziyaretler, bayramın İlk 3 günü yoğunluğunu artırırken, özellikle tarih tutukunlarının mezar taşlarına gösterdiği ilgi gözlerden kaçmadı. Kuşadası'nın merkezinde, yeşillikler içindeki huzurlu atmosferiyle ziyaretçilerin dikkatini çeken Müze'nin, geçmişten bugüne taşıdığı sırları ve kente kazandırılma hikayesini Kuşadası İlim Meclisi Kurucu Başkanı, Kültür ve Turizm Bakanlığı resmi kokartlı İngilizce Tercüman Rehberi Tarihçi Yazar Mahmut Ökçesiz ile konuştuk.

''MÜZE'NİN TARİHİ 1671 YILINDA MUSTAFA BİN-HAMZA İLE BAŞLADI''
''Osmanlı padişahı 4. Mehmet (Avcı) tarafından 1655 yılında fermanla Kuşadası Türklerini irşatla görevlendirilmiş önemli din alimi ve Halveti şeyhi olan “Mustafa Bin-Hamza (Hamza oğlu Mustafa); kentimize gelmiş ve sur dışında Hanımiyye Cami'nin arkasındaki bölgede yer alan miri arazilerin birini, devlet-i Ali’ şeyhe hibe etmiş ve o da dergahını kurarak Kuşadalıları manevi ilimlerde eğitmeye başlamıştır. 1671 yılında ölünce müntesipleri (sevenleri); başta talebesi Şeyh Ahmet Efendi, onu dergahın bahçesine defnetmiş ve küçük bir türbe yaptırmıştır. Güzelhisar (Aydın) kadısı olan şeyh Ahmet efendi, “baldöken (daire şeklinde kubbeli)'' bir türbe yaptırarak mezarlığı ihya etmiştir. Sadece Kuşadası’nda değil, Suğla sancağının tamamında (İki menderes nehirleri arasındaki tüm yerleşimler) tanınan ve sevilen Adalızade türbesi ziyaretgah merkezi ve hacet kapısı olmuş, ölen herkes buraya şeyhine yakın olmak için defnedilmek istemiş, vasiyetlerine onu yazmış ve 10-20 yılda “Adalızade Mezarlığı “ oluşmuştur.

''KUŞADALI ŞEYH AHMET EFENDİ ADALIZADE TÜRBESİ OLARAK İNŞA ETTİRDİ''
17. yüzyılın sonunda Kuşadalı şeyh Ahmet Efendi tarafından inşa ettirilen “Adalızade Türbesi''kısa zaman içinde önemli bir ziyaret merkezi olmuş; tekke mensupları, cami imamları, mütevelliler, kentin idarecileri ve Kuşadası sakinleri de Adalızade Mustafa’ya yakın olmak ve onun manevi etkisinden faydalanmak amacıyla buraya gömülmek istemişlerdir. 18. ve 19. yüzyıllarda da Adalızade Türbesi sadece Kuşadası’nda değil, kenti çevreleyen köylerde, ilçelerde hatta Güzelhisar (Aydın) vilayeti sınırları içinde tanınan ve en çok ziyaret edilen pir türbelerinden biri olmuştur. “Kuşadası’nın kutbu” haline gelen Adalızade türbesi için çok sayıda menkıbeler halk arasında yayılmış ve halkın manevi olarak rahatladığı terapi merkezlerinden biri haline gelmiştir. Adalızade mezarlığı kentimizin eski tarihi mezarlıklarından biridir ancak en eski Türk Mezarlığı değildir. Kuşadası kentinin 17. yüzyılın başında Öküz Mehmet Paşa tarafından bir Osmanlı külliyesi inşa edilerek kurulmasıyla birlikte önce “Kale içi (Sur İçi) Mahallesi”ndeki Öküz Mehmet Paşa Cami haziresi kullanılmıştır. 1671'de Evliya Çelebi’nin Kuşadası ziyareti ile kentin büyüdüğünü ve üç sur içinde ve altı sur dışında, dokuz mahalleden oluşan büyük bir şehir olduğunu yazıyor. 17. yüzyıl sonlarında sur dışında “Hadice Hanım Cami ve İbrahim Efendi Cami-i Atik hazireleri'' ile “Adalızade mezarlığı''da mevcuttur ve Türk-İslam ahali bu cami hazirelerine ve Adalızade türbesi etrafında oluşmaya başlayan mezarlığa gömülmüşlerdir. 17. yüzyıl sonlarında, ayrıca, bugünkü Kaya Aldoğan Lisesi karşısında ''Çıfıttepe Musevi Mezarlığı'', Kervansaray arkasındaki tepede ''Ermeni Maşatlığ'' ve Kilise Dağı'nda ki Rum Katedrali bahçesinde ve dağ yamacında''Rum Mezarlıkları''da vardır.''
''1935 YILINDA YAŞANAN SEL FELAKETİ YIKIMI BERABERİNDE GETİRDİ''
Kuşadası’ndaki ilk imar düzenlemeleri, dağınık mezar taşlarının bir araya toplanması 1928 yılında olmuştur. 1928’den itibaren ölenler Şehir Mezarlığı’na yani şimdiki Belediye Mezarlığı’na (Adalızade) gömülmektedir. Kenti bilen yaşlılar ve kent tarihi konusunda ilgili olan insanlar eskiden Tariş karşısındaki sahilde “Moralılar Mezarlığı” nın olduğunu söylerler. Ayrıca şimdiki Tariş’in satış büfesinin olduğu yerde, Tariş arsası içinde ve köşede “ Paşa Çeşmesi” ve arkasında da bir mezarlık olduğunu biliyoruz. 28 Kasım 1935 Perşembe günü Kuşadası’nda büyük bir sel felaketi yaşanır. Belediye önündeki noktada bulunan “Tenekeli Köprü, Denizbank önünde ağaçtan yapılma Türkmen Köprüsü” yıkılır. Deniz kenarındaki “beton köprü” yerinden oynar. Türkmen Çarşısı, kale içi mahallesi ve çevresi ciddi zarar görür. 1936’da Belediye Başkanı olan Kasım Yaman döneminde Belediye Parkı onarılır ve deniz kenarına da uzun bir beton set yapılır. Şehrin imar faaliyetleri artık başlamış; sahilde ve önemli arterlerde bulunan Türk mezarlıkları birer bire kademeli şekilde kaldırılmış, her biri birer sanat şaheseri olan eski Türkçe kitabeli mezar taşlarının çoğu kırılmış, depolara istiflenmiş ve elde kalanlar da Adalızade mezarlık alanına sevk edilmişlerdir.
''KÜLTÜREL VE TARİHİ MİRASI KORUMA DERNEĞİ İLE KENT MEZARLIĞI TANIDI''
''1977 yılında ilk defa Kuşadası belediye başkanı seçilen rahmetli Lütfü Suyolcu, “1989 yılında 2. kez seçilince, aynı yıl içinde şehrin muhtelif bölgelerinde terk edilen, harabe halindeki eski mezarlık bölgelerinde atıl halde bulunan 550 adet mezar taşlarını, Adalızade Mezarlığı'nın ana yolu üzerine diktirmiş ancak ne yazık ki bunlar hakkında hiçbir kayıt aldırmamış. Oraya dikilen 1590-1922 tarihleri arasındaki mezar taşlarının büyük bir kısmının serpuşları (erkek başlıkları) yoktur. 2011 yılında kurduğumuz ve 14 yılda çok güzel işlere imza atan, 'Kuşadası Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Derneği' olarak dikkatimizi çeken ilk şey bu mezarlıktaki eski taşlar oldu. İlk projemizi, ''Mezar Taşlarını Çözmek'' adı ile AB Gençlik Projesi'nde hayata kazandırdık. Bu proje ile Kuşadası halkına bu mezarlığı tanıtmaya başladık. 2014 yılında, bugün akademisyen olarak bir üniversitemizde görev yapan bir sanat tarihçisinin bize başvurusu üzerine, “Kuşadası Adalızade Osmanlı Mezar Taşları Doktora Tezi“ çalışmalarına nezaret ettik, destek verdik, arşivimiz açtık ve 2019 yılında 1386 sayfa olarak tamamlanan doktora tezini Kuşadası’na kazandırdık.''
''KUŞADASI BELEDİYESİ İLE İMZALANAN PROTOKOLLE BİLİMSEL KİMLİK KAZANDI''
“Adalızade Mezarlığı Mezar Taşları Müzesi Projesi“ adıyla bilinen müze çalışmalarımıza ise 2019 yılı sonunda başladık. Kuşadası Belediyesi Etüd Proje Müdürlüğü'nün ve derneğimizin 3 aylık emeği ve ortak çalışması sonunda müze alanı projelendirilerek Kuşadası Belediye Meclisi'ne sunuldu. 1 Eylül 2020 tarihinde, meclis üyelerinin tamamının oylarıyla onaylandı. Kuşadası Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Derneği ve Kuşadası Belediyesi arasında, 22 Eylül 2020 tarihinde imzalanan, “Adalızade Mezar Taşları Açık Hava Sergi Reyonları Projesi Protokolü” ile bilimsel bir hüviyet kazandı. Proje; Aydın Anıtlar ve Kültür Varlıkları Bölge Kurulunun, “24 Eylül 2020 tarih ve 2020/263 nolu kararıyla“ Açık Hava Mezar Taşları Müzesi'' olarak yapılmasına izin verdi. Derneğimiz 10 yıl uğraşmış, doktora tezi ile bilimsel olarak kayıtlara geçirdiği ve tescil ettirdiği 524 Osmanlı mezar taşlarından 180 adedini sergileyen bir müze projesini hiçbir telif hakkı talep etmeden ve kamu yararına olmak üzere Kuşadası Belediyesi'ne hibe etmişti. Çalışmalar süratle tamamlandı ve 3 Aralık 2023 tarihinde mezarlık müzesi yapım işi sona erdi ve hizmete açılmaya hazır hale geldi.''




