ÖZEL HABER | Aydın’ın Karacasu ilçesinde doğan ve hayatı efelikten bilime uzanan sıra dışı bir yolculuğa dönüşen Yemezzade Süleyman Rüşdi, aradan geçen yaklaşık iki yüzyıla rağmen hem akademik çevrelerin hem de araştırmacıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Aydın ve Karacasu’da hak ettiği değeri görüp görmediği zaman zaman tartışma konusu olsa da Rüşdi’nin hayatı, eserleri ve fikirleri üzerine yapılan çalışmalar giderek artıyor.

Karacasu'da vatandaşların talepleri meclis gündemine taşındı
Karacasu'da vatandaşların talepleri meclis gündemine taşındı
İçeriği Görüntüle

Bugün onun kaleme aldığı eserlerden biri olan “Pend-i Attar Tercümesi”, İstanbul’daki Koç Üniversitesi Müzesi’nde korunuyor. Eserde yer alan bilgilere göre, Rüşdi’nin Kayseri’ye sürgün edilirken yaya olarak çıktığı yolculuk sırasında doğaçlama söylediği şiirler, kaderinin değişmesinde etkili oldu. Rivayete göre bu şiirler sayesinde affedilen Rüşdi’nin sürgün hayatı kısa sürdü.

Efelikten Bilime Uzanan Yolculuk Karacasuda Dogdu Tarihe Iz Birakti 646528 B803Dff2345Ab7F091A2Bc84C7665395

Filmlere konu olabilecek bir yaşam öyküsüne sahip olan Rüşdi, hem edebi yönü hem de bilimsel düşünceleriyle dikkat çeken önemli bir Anadolu düşünürü olarak değerlendiriliyor.

KARACASU’DA DOĞAN BİR DİVAN ŞAİRİ

Yemezzade Süleyman Rüşdi, 18. yüzyılın sonlarında Aydın’ın Karacasu ilçesinde dünyaya geldi. Karasüleymanoğulları olarak bilinen varlıklı bir ailenin çocuğu olan Rüşdi’nin babası Yemezzade İsmail Ağa’ydı. İlk eğitimini Karacasu’daki medreselerde aldı. Arapça ve Farsça öğrendi, Mevlânâ’nın Mesnevisi ve Yunus Emre’nin divanını okuyarak yetişti.Efelikten Bilime Uzanan Yolculuk Karacasuda Dogdu Tarihe Iz Birakti 646528 E4Facd49F82874B89Ee877664D072D57Gençlik yıllarında “Mirzade” olarak anılan Rüşdi, güçlü kişiliği ve çevresindeki silahlı adamlarıyla dikkat çekiyordu. Bazı kaynaklara göre bir dönem eşkıyalık ya da derebeylik olarak yorumlanan hareketler içinde bulundu. Ancak bu dönem onun hayatındaki büyük dönüşümün de başlangıcı oldu.

NAZİLLİ’DE BAŞLAYAN MANEVİ DÖNÜŞÜM

1801 yılında Rüşdi’nin hayatını değiştiren en önemli adım, Nazilli’de yaşayan Uşşaki şeyhi Muhammed Zühdi’nin yanına gitmesi oldu. Yaklaşık beş yıl süren eğitim sürecinin ardından Rüşdi, tasavvuf yolunda ilerleyerek şeyhinin halifesi olarak Karacasu’ya gönderildi.

Efelikten Bilime Uzanan Yolculuk Karacasuda Dogdu Tarihe Iz Birakti 646528 75Da8A07929Fa1Ac81Df7C7F10Af7Deb

1806 yılında memleketine dönen Rüşdi, burada bir tekke kurarak halkı irşat etmeye başladı. Tasavvuf anlayışında korku yerine aşkı merkeze koyan Rüşdi, insanların Allah’a sevgiyle ulaşabileceğini savunuyordu.

HALKIN SORUNLARIYLA YAKINDAN İLGİLENDİ

Süleyman Rüşdi sadece dini konularla değil, Karacasu halkının günlük yaşamını etkileyen sorunlarla da yakından ilgilendi. O dönem susuzluk nedeniyle ortaya çıkan hastalıkların önüne geçebilmek için çeşmeler yaptırdı, hamamı onarttı ve halkın kullanımına sundu.

Efelikten Bilime Uzanan Yolculuk Karacasuda Dogdu Tarihe Iz Birakti 646528 3127A21956Be267D0B2B116De1Ac962D

Ayrıca zenginleri teşvik ederek sosyal yardımların artmasına öncülük etti. Tekkesinde misafirhane, aşevi ve sema odaları kurarak ihtiyaç sahiplerine destek verdi. Servetinin büyük bölümünü bu hizmetler için harcadığı biliniyor.

YENİLİKÇİ DÜŞÜNCELERİ SÜRGÜNE GÖTÜRDÜ

Süleyman Rüşdi’nin düşünceleri döneminin bazı güç odaklarını rahatsız etti. Osmanlı’da II. Mahmud döneminde gerçekleştirilen yenilik hareketlerini destekleyen Rüşdi, bu fikirlerini şiirleriyle de dile getirdi.

Ancak kendisine muhalif olan çevreler tarafından “bozguncu bir divane” olarak şikâyet edildi. Bunun üzerine Rüşdi’nin Kayseri’ye sürgün edildiği biliniyor.

Kayseri’de bulunduğu sırada Mevlevi şeyhlerinin desteğiyle padişaha ulaştırılan mektubu sonrası İstanbul’a çağrılan Rüşdi, II. Mahmud’un huzuruna çıkarıldı. Padişah tarafından affedilen Rüşdi, Karacasu’ya yeniden dönme imkânı buldu.

ESERLERİ VE FİKİRLERİYLE YAŞAMAYA DEVAM EDİYOR

1834 yılında hayatını kaybeden Süleyman Rüşdi, geride iki divan, bir tıp kitabı ve çeşitli tasavvufi eserler bıraktı. Ölümünden yaklaşık iki yüzyıl geçmesine rağmen onun hayatı ve düşünceleri üzerine akademik çalışmalar yapılmaya devam ediyor.

Karacasu’da bulunan türbesi ise bugün ziyaret edilmeye devam ediyor. İlçede zaman zaman düzenlenen anma etkinlikleri ve hayır programlarıyla Rüşdi’nin hatırası yaşatılıyor.

Efeliğin sert dünyasından tasavvufun derinliğine uzanan hayatıyla Süleyman Rüşdi, Anadolu’nun yetiştirdiği en dikkat çekici düşünürlerden biri olarak gösteriliyor. Onun hikâyesi ise hâlâ tam anlamıyla keşfedilmeyi bekleyen bir miras olarak değerlendiriliyor.

Muhabir: MÜRVET NAZLI ALTINAYAR - ÖZEL HABER