Adını Antik Karya Bölgesi’nden alan Ağlayan Gelinler, 200-1500 metre yükseltiler arasında özellikle kızılçam ve karaçam orman açıklıkları ile kalkerli, kayalık yamaçlarda yayılış gösteriyor. Mart ve Mayıs ayları arasında çiçeklenen tür, tek ve sarkık, çan biçimli sarı çiçeğiyle dikkat çekiyor.
EKOLOJİK DEĞERİ ARTIRIYOR
Halk arasında “Ağlayan Gelin” olarak bilinen bu bitki, gece oluşan nemin sabah saatlerinde yaprak uçlarından damlacıklar hâlinde süzülmesi nedeniyle bu isimle anılıyor. Bu özellik, türün hem ekolojik hem de estetik değerini artırıyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, “Kuşadası’nda kayalık, taşlık ve makilik alanlar çoğu zaman “işe yaramaz” yerler olarak değerlendirilmekte; oysa bu habitatlar çok sayıda endemik ve nadir türe ev sahipliği yapmaktadır. Son yıllarda artan yapılaşma ve kontrolsüz arazi kullanımları, kalkerli ve kayalık habitatlara özgü türler üzerinde ciddi baskı oluşturmaktadır. Dar yayılışlı bitkiler, habitat kaybına karşı son derece hassastır.” dedi.
“DOĞADAN SÖKMEYİN”
Kuşadası’nın çevresini saran yeşil kuşak her geçen yıl daralmakta, yapılaşma doğal alanlara doğru genişlemekte; zengin biyoçeşitlilik içerisinde hangi türlerin kaybedildiği çoğu zaman fark edilememektedir. Endemik türlerin korunması yalnızca biyolojik çeşitliliğin devamlılığı açısından değil, aynı zamanda bölgenin doğal ve kültürel mirasının sürdürülebilirliği bakımından da büyük önem taşımaktadır. Kuşadası’nda henüz yapılaşmaya açılmamış doğal alanların korunmasını; bilimsel temelli arazi planlamalarının yapılmasını, yerel yönetimlerin biyolojik çeşitlilik odaklı koruma politikalarını güçlendirmesini ve endemik bitki türlerinin doğadan sökülmemesini önemle vurguluyoruz.” diye konuştu.
“DOĞA, DENİZ VE KUMDAN İBARET DEĞİL”
İklimi, karasal ve denizel ekosistemleriyle zengin tür çeşitliliğine sahip Kuşadası’nın kalan doğal ve kültürel mirasının geleceğe taşımanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Sürücü, “Önceki yıllarda Kuşadası’nda bitki envanter çalışmaları yürüten Pamukkale Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çelik konuyla ilgili olarak şunları belirtmiştir “Turizm baskısı altında bulunan Kuşadası’nda hem endemik hem de doğal bitki türleri, özellikle kent merkezinde yayılış alanlarını kaybetmektedir. Bazı türlerin ise yok olma sınırına geldiği görülmektedir. Doğa yalnızca deniz ve kumdan ibaret değildir. Kuşadası’na gelen ziyaretçiler, bölgenin bitkisel zenginliğini de görmek ve deneyimlemek ister. Endemik ve nadir türlerin bulunduğu alanların doğal yapısının korunması hem bilimsel sorumluluğumuz hem de gelecek kuşaklara aktarabileceğimiz en değerli miraslardan biridir.” şeklinde konuştu.







