Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde 5 Kasım 2026 Perşembe günü sabaha karşı meydana gelen deprem, bölgedeki fay hatlarını yeniden gündeme taşıdı. Saat 03.23'te kaydedilen 4,1 büyüklüğündeki sarsıntının ardından Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, depremin meydana geldiği bölgenin jeolojik yapısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre deprem, yerin 7,02 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Merkez üssü Dinar olarak açıklanan sarsıntı, çevre yerleşim yerlerinde de hissedildi.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise depremin yalnızca Dinar çevresindeki yerel bir fay hareketi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, sarsıntıyı Denizli'den Afyonkarahisar'a uzanan bölgesel fay sistemiyle ilişkilendirdi.

ÜŞÜMEZSOY: DEPREM DENİZLİ-AFYON FAY SİSTEMİYLE İLİŞKİLİ
Dinar'da meydana gelen depremi değerlendiren Üşümezsoy, sarsıntının Denizli ve Afyonkarahisar arasında uzanan tektonik yapıyla bağlantılı olduğunu savundu.
Özellikle Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Honaz çevresindeki fay hatlarını işaret eden Üşümezsoy, Dinar'daki depremi bu bölgede meydana gelen önceki sarsıntılarla aynı yapısal sistem içerisinde değerlendirdi.
Üşümezsoy'a göre Denizli çevresinde kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan fayların bazı kolları Honaz yakınlarında yön değiştirerek kuzeye, Afyonkarahisar istikametine doğru devam ediyor.
Uzman isim, Dinar'daki depremin de Honaz'ın kuzeyinde devam eden faylarla ilişkili olduğunu ifade etti.
Bu değerlendirmesinde Çivril çevresindeki fay sistemine de değinen Üşümezsoy, bölgenin birbirine yakın ve farklı doğrultularda uzanan aktif faylardan oluştuğunu anlattı.
DENİZLİ, BURDUR VE AFYON İÇİN DİKKAT ÇEKEN FAY AÇIKLAMASI
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgedeki depremselliğin yalnızca idari il sınırları üzerinden yorumlanamayacağını vurguladı.
Burdur Gölü'nün kuzeyi, Honaz ve Denizli çevresindeki fayların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Üşümezsoy, Afyonkarahisar'daki sarsıntının da daha geniş bir tektonik yapının parçası olduğunu ifade etti.
Üşümezsoy, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeyi kullandı:
“Depremsellik, esas olarak Afyon coğrafyasında yer almasına karşılık sistem Denizli, Burdur, Afyon sistemi diye düşünebileceğimiz bir sistem içinde yer almaktadır.”
Üşümezsoy, bölgedeki jeolojik hareketlerin yer kabuğundaki gerilme ve genişleme süreçleriyle bağlantılı olduğunu anlattı.
Bu kapsamda kuzey-güney doğrultulu normal fayların, doğu-batı yönündeki genişlemeyle birlikte çöküntü havzalarının oluşumunda rol oynadığını belirtti.
Burdur Gölü çevresindeki çöküntü alanlarını da bu yapıya örnek gösteren Üşümezsoy, Denizli'den Afyonkarahisar'a uzanan fayların bölgesel olarak incelenmesi gerektiğini kaydetti.

AYDIN DAĞLARI VE BOZDAĞLAR'A DA DİKKAT ÇEKTİ
Üşümezsoy'un değerlendirmesinde Ege Bölgesi'nin jeolojik yapısına ilişkin açıklamalar da yer aldı.
Aydın Dağları ve Bozdağlar çevresindeki yer kabuğu hareketlerine değinen Üşümezsoy, bu alanların güneyinde ve kuzeyinde meydana gelen gerilme süreçlerinin bölgesel fayların oluşumunda etkili olduğunu ifade etti.
Uzman isim, yer kabuğundaki genişleme hareketleriyle Denizli, Burdur ve Afyonkarahisar çevresindeki çöküntü alanları arasında ilişki bulunduğunu belirtti.
Dinar'da kaydedilen 4,1 büyüklüğündeki depremi bu geniş jeolojik çerçevede ele alan Üşümezsoy'un açıklamaları, özellikle Denizli ve çevre illerdeki fay hatlarının yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
Öte yandan Üşümezsoy'un değerlendirmesi, belirli bir tarihte daha büyük bir deprem meydana geleceğine ilişkin bir tahmin içermiyor. Açıklamada Dinar'daki sarsıntının olası tektonik bağlantıları üzerinde duruluyor.
Depremlerin ne zaman ve hangi büyüklükte meydana geleceğini kesin olarak önceden belirlemek mümkün olmadığından, bölgedeki deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde bilimsel çalışmaların ve resmî kurumların verilerinin takip edilmesi önem taşıyor.




