Türkiye genelinde olduğu gibi Aydın'ın Karacasu ilçesinde de Eğitim İş Sendikasına bağlı öğretmenler eğitimde yükselen şiddeti protesto etmek için iş bıraktı. Son olarak İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Fatma Nur Çevik isimli öğretmenin bir öğrenci tarafından öldürülmesiyle kendisini gösteren eğitimde şiddet olaylarıyla ilgili basın açıklaması yapan öğretmenler Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e seslendi. Öğretmenler Bakan Tekin'e, "Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?” sorularını yöneltti. Öğretmenler ellerinde, "Öğretmene şiddete hayır, öğretmenleri koruyun, grevdeyiz, hedef gösterildik, öldürüldük, yastayız, öfkeliyiz" yazılı dövizler taşıdı.

"VİCDANIMIZ SIZLIYOR, AKLIMIZ KABUL ETMİYOR"
Eğitim İş Karacasu Temsilcisi İbrahim Mihmak ile çok sayıda öğretmenin katıldığı etkinlikte basın açıklamasını Karacasu Şehitleri Ortaokulu Müdürü Ayşe Özkan okudu. Yapılan açıklamada,
"Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü. Artık yeter.
Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor. Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur."

"BİR ÖĞRETMEN KORUNAMIYORSA KAMU OTARİTESİNDEN SÖZ EDİLEMEZ"
Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir.
Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz! Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez! Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?” ifadeleri kullanıldı.
"EĞİTİMDE ŞİDDET YASASI DERHAL ÇIKARILSIN"
"Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir.
Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.”
Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız.
Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır.
Bu bir tesadüf değildir!

Biz diyoruz ki:
* Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.
* Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.
* Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır.
* Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.
* Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır.
* Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir.
* Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır.
"YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ"
Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır.
Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur.
Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır.

Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:
Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır.
Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz!
ARTIK YETER!
Eğitim yuvaları; sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır.
Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz. Yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.
Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz:
Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz.
Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır.
Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür."



