Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) haziran ayı enflasyon oranlarını açıklamasıyla memur ve memur emeklileri yüzde 13,52, SSK ile Bağ-Kur emeklileri ise yüzde 17,76 oranında zam almaya hak kazandı. Yeni zamlı maaşları değerlendiren Eğitim-İş Aydın Şubesi, maaşların yetersiz olduğuna dikkat çekti.
“MAAŞLAR, YÜZDE 17,76 ORANINDA ERİDİ”
Eğitim-İş Aydın Şubesi Yönetim Kurulu adına açıklamalarda bulunan Eğitim-İş Aydın Şube Mali Sekreteri Ali Başdemir, şu ifadeleri kullandı: “TÜİK'in gerçeğin çok altında açıkladığı enflasyon oranlarına göre bile kamu emekçilerinin maaşları 2026 yılının ilk altı ayında yüzde 17,76 oranında eridi. 8. Dönem Toplu Sözleşme kapsamında verilen yüzde 7'lik zamma altı aylık enflasyon farkının eklenmesiyle birlikte kamu emekçilerinin 2026 yılının ikinci altı ayı için toplam maaş artışı yüzde 13,52 oldu.”

“HAYAL DÜNYASINDAN İBARET”
Başdemir, açıklamasına şöyle devam etti: “Yılın ilk altı ayında doktor öğretim üyesi maaşı 16 bin 596 TL, tekniker maaşı 11 bin 829 TL, şef maaşı 11 bin 414 TL, en düşük öğretmen maaşı 11 bin 195 TL ve hizmetli maaşı 10 bin 241 TL eridi. TÜİK’in hayal dünyasından ibaret olan, pazarda markette yaşanan fiyat artışlarıyla örtüşmeyen enflasyon oranlarına göre hesaplanan maaş erimelerinin, emekçinin yaşadığı gerçek kayıpla ilgisi yoktur. Bu nedenle gerçekleşen yüzde 13,52’lik maaş artışı, emekçilerin yaşadığı reel gelir kaybını telafi etmekten uzaktır. Emekçiler, açıklanan artışın hayat pahalılığı karşısında hiçbir anlam ifade etmediğinin farkındadır.”
“MÜCADELEMİZDEN VAZGEÇMİYORUZ”
Başdemir, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Tüm bu farkındalığa, yoksullaşmaya rağmen siyasi iktidar, emekçisini enflasyona ezdiren, patronlara kaynak aktarımı konusunda gerekli her türlü adımı atan tarafta durmaktadır. Emekçi, yıl boyunca adaletsiz vergi uygulamasının ve yüksek enflasyona rağmen maaş artışlarını düşük tutma mücadelesinin bir sonucu olarak her geçen gün derinleşen yoksulluk ile karşı karşıya kalırken, Türkiye’nin ultra zenginlerinin sayısı sadece beş yılda yüzde 93,56 arttı ve artmaya devam etmektedir. Uygulanan bu politikalar ile emeğin yarattığı üretim değerinin emekçiden alınıp, patron kasalarına aktarıldığını biliyoruz ve yaratılan adaletsiz düzene karşı ses yükseltmekten, mücadelemizden vazgeçmiyoruz.”



