Aydın’da bulunan Karacaahmet Türbesi, tarihsel geçmişi ve halk arasında anlatılan rivayetleriyle dikkat çekiyor. Tarihçi Dr. Hilmi Anaç’ın aktardığı bilgilere göre Karacaahmet’in Selçuklular Döneminde yaşadığı anlatılırken, bazı anlatılarda ise Moğolların Anadolu’yu istila ettiği dönemde ve ondan sonraki dönemde ortaya çıktığı belirtiliyor. Karacaahmet’in özellikle Orhan Gazi döneminde anıldığı ve 1371 yılında Saruhan’da bir vakfiyede “Karaca Ahmed” adının geçtiği bilinmektedir.
ALPEREN KİMLİĞİYLE ÖNE ÇIKIYOR
Dr. Hilmi Anaç’a göre Karacaahmet’in en önemli özelliklerinden biri alperen kimliğiyle tanınmasıdır. Horasan kökenli olduğu rivayet edilen Karacaahmet’in özellikle Anadolu’daki ve Balkanlardaki gazalarda ön saflarda yer aldığı ifade ediliyor. Bu yönüyle hem dini hem de askeri kimliğiyle bilinen bir şahsiyet olarak öne çıkıyor. Heterodoks yani Anadolu’daki ana akım dışındaki İslam anlayışını temsil ediyor.
BÖLGENİN MÜSLÜMANLAŞMASIYLA İLİŞKİLENDİRİLİYOR
Anlatılarda Karacaahmet’in alperen özelliğiyle bazı anlatılarda Aya Yorgi’ye benzeyen mücadeleleri yaptığı belirtiliyor. Velayetname ve menkıbelerde bu benzetmenin ve anlatı motifinin, bölgenin daha hızlı Müslümanlaşmasını sağlamak amacıyla yapılmasıdır. Bölgede Hristiyanların inançlarına yaklaştırarak mümin kazanmak amaçlanmaktadır. Bir tür istimalet yani gönül çekme politikasıdır. Türbenin, Aydın’da geçmişte “Rum Mahallesi” olarak bilinen Kepez mahallesinin Denizli yönünden girişinde bulunması da Karacaahmet’in Rumlarla mücadele ettiği yönündeki anlatıları destekleyen unsurlar arasında gösteriliyor. Ayrıca buralar Yukarı Kale veya Eski Kale olarak tanımlanan Tralleis şehrinin bulunduğu mevkinin etekleridir. Hatta çok ilginçtir Aytepe’de bulunan kilisenin adı da Aya Yorgi (Saint George)’dir. Türbeden başlayan yokuşun sonundadır.
ESKİ BİR YERLEŞİMİN İZLERİ
Karacaahmet Türbesinin bulunduğu bölgede vergi defterlerine göre geçmişte yaklaşık 40 hanelik bir mahallenin olduğu anlaşılıyor. Özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda bölgenin “Karacaahmet” adıyla anılmasının da bu türbeden kaynaklandığı ifade ediliyor. Türbenin çevresinde bulunan mezarların ise burada eski bir yerleşimin ve mezarlığın bulunduğuna işaret ettiği düşünülüyor.
HALK İNANIŞLARI VE RİTÜELLER
Karacaahmet’in keramet sahibi olduğuna inanıldığı ve şifa dağıttığı yönünde çeşitli rivayetler bulunuyor. Çocuğu olmayanlara çocuk verdiğine, hastalara şifa olduğuna dair anlatılar halk arasında yaygın şekilde dile getiriliyor. Bu bilgiler ilk kez 1950 yılında Aydın Gazetesi’nde yazılar kaleme alan ve Menteşe Tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Cavit Aker tarafından kayıt altına alındı.
Aker’in aktardığı bilgilere göre türbede geçmişte farklı ritüeller de uygulanıyordu. Kadınların türbedeki sarığın sol tarafında bulunan delikten ellerini soktukları, kömür çıkarsa çocuklarının olmayacağına, böcek çıkarsa çocuk sahibi olacaklarına inandıkları anlatılıyor. Sarığın sağ tarafındaki delikten alınan toprağın ise suyla karıştırılarak içildiğinde sıtma hastalığına iyi geldiğine inanıldığı rivayet ediliyor. Özellikle ruhsal tedavi gerektiren durumlarda ihtiyaç sahipleri türbeye dileklerde bulunup karşılığında mum ya da zeytin yağı bırakıyor. Kandil ve aydınlatma için mum ve zeytin yağı bırakılıyordu.
TÜRKİYE’DEKİ 7 KARACAAHMET TÜRBESİNDEN BİRİ
Türbe bugün Ilıcabaşı Mahallesinde, Doğu Gazi Bulvarı’nın kuzeyinde ve üniversiteye yakın bir konumda bulunmaktadır. Türbenin en dikkat çekici özelliklerinden biri ise Türkiye’de bulunduğu belirtilen 7 Karacaahmet Türbesi’nden biri olarak kabul edilmesi. Bölgede bazı dini liderlerin ve önemli kişilerin mezarlarının da bulunması, geçmişte önemli şahsiyetlerin buraya defnedildiğini gösteriyor.
ANADOLU TASAVVUFUNUN BİR YANSIMASI
Dr. Hilmi Anaç, Anadolu’da Kur’an merkezli dini anlayış ile halk arasında oluşan inançların zaman zaman farklılık gösterebildiğini belirtiyor. Şunu belirtmek gerekir ki dinin yaklaşımıyla halkın inançlarını birbirine karıştırmamak gerekir. Halkın inançları daha çok folkloriktir. Dinde kuldan bir şey istenmez. Allah’tan istenir. Fakat Anadolu’da halk inançları ile İslam dininin yaklaşımını birbirine karıştırılmaması gerektiğini belirtiyor. Fakat her şeye rağmen Karacaahmet Türbesi’nde görülen ritüellerin Anadolu irfanı ve Anadolu tasavvufunun bir yansıması olarak değerlendirilebileceğini ifade ediyor.