Aydın'ın Karacasu ilçesinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Afrodisias Antik Kenti, bu kez dünyaca ünlü bir polisiye romanının ilham kaynağı oldu.
Eserleri 20 dile çevrilen ünlü yazar Ahmet Ümit, yeni kitabı "Roma'nın Beş Günü" ile Anadolu'nun binlerce yıllık tarihini Roma İmparatorluğu'nun gizemli dünyasıyla buluşturdu. Afrodisias'ın tarihi mirasından etkilenerek yeni romanını kaleme alan Ümit, Ses Gazetesi muhabiri Özgür Dedeoluk'a verdiği özel röportajda kitabın ortaya çıkış hikâyesini, antik kentin kendisinde bıraktığı izleri ve gelecek projelerini anlattı.
Yeni romanında Afrodisiaslı Zoilos'un sıra dışı yaşam öyküsünden ilham aldığını belirten Ümit, antik kentin yalnızca olayların geçtiği bir mekân değil, hikâyenin temelini oluşturan en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı.

Afrodisias'ı gördü, romanının hikâyesi değişti
Uzun zamandır Roma İmparatorluğu'nu konu alan bir roman yazmak istediğini anlatan Ahmet Ümit, yaklaşık üç yıl önce katıldığı Afrodisias gezisinin edebiyat yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Yapı Kredi Yayınları'ndan Tülay Güngen'in organize ettiği gezi sırasında antik kenti ilk kez ziyaret ettiğini belirten Ümit, Afrodisias'ın tarihi atmosferinden derinden etkilendiğini ifade etti.

Ünlü yazar, burada öğrendiği Afrodisiaslı Zoilos'un hayat hikâyesinin romanının şekillenmesinde belirleyici olduğunu anlattı. Roma'ya köle olarak götürülen, daha sonra özgürlüğünü kazanarak büyük bir servete ulaşan Zoilos'un memleketine dönerek Afrodisias'ın gelişimine katkı sağlaması, Ümit'in dikkatini çeken en önemli tarihsel olaylardan biri oldu.
Roma'da sahip olduğu imkânlara rağmen doğduğu topraklara dönmeyi tercih eden Zoilos'un yaşamını son derece etkileyici bulduğunu söyleyen Ümit, yeni romanının ana kurgusunu bu tarihi karakter ve Afrodisias üzerine inşa etmeye karar verdiğini dile getirdi.
Afrodisias'a duyduğu hayranlığı da gizlemeyen Ümit, antik kentteki eserlerin korunmuşluğuna dikkat çekti. Dünyanın farklı bölgelerinde çok sayıda arkeoloji müzesi gezdiğini belirten ünlü yazar, özellikle Roma'daki Kapitolin ve Ulusal müzelerde gördüğü eserlerle karşılaştırdığında Afrodisias'ın son derece özel bir yere sahip olduğunu ifade etti
. Ümit, antik kentte bulunan kabartmaların, frizlerin ve heykellerin olağanüstü niteliğini vurgulayarak, bu kadar çok eserin bir arada ve sağlam şekilde korunduğu yerlerin dünyada oldukça az olduğunu söyledi. Afrodisias'ın antik dönemde önemli bir heykeltıraşlık ve sanat merkezi olduğuna dikkat çeken Ümit, Aphrodite Tapınağı, Tetrapylon, stadyum, agora ve diğer tarihi yapıların kenti eşsiz kıldığını belirtti.
"Afrodisias'ı çıkarırsanız romanın kurgusu çöker"
Yeni romanında Afrodisias'ın nasıl yer aldığına ilişkin de önemli açıklamalarda bulunan Ahmet Ümit, antik kentin hikâyenin merkezinde bulunduğunu vurguladı. "Afrodisias'ı çıkardığınız an romanın kurgusu çöker" diyen Ümit, kentin romanın olay örgüsünde vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu anlattı.
"Roma'nın Beş Günü" romanında Berlin Emniyeti Cinayet Masası'ndan Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker, kendilerini Roma'da işlenen gizemli cinayetlerin ortasında buluyor. İki dedektifin araştırması, onları Afrodisias'ın kadim tarihiyle bağlantılı olaylara sürüklüyor.
Romanda Zoilos'un mezar kabartmalarının Roma'daki Kolezyum'da düzenlenen kurgusal bir sergide yer aldığını belirten Ümit, bu eserler üzerinden Afrodisias'ın tarihi geçmişinin ve kentin kurucu tanrıçası Aphrodite'in hikâyesinin anlatıldığını söyledi. Dedektiflerin kendi aralarında Afrodisias'ı ziyaret etme düşüncesini de konuştuklarını aktaran yazar, antik kentin görülmeye değer özelliklerine eserinde geniş yer verdiğini dile getirdi. Bu yönüyle "Roma'nın Beş Günü", polisiye olay örgüsünün yanında Anadolu'nun kültürel mirasını da uluslararası okur kitlesiyle buluşturma potansiyeli taşıyor.
Afrodisias beyaz perdeye taşınabilir mi? Ümit'ten dikkat çeken açıklama
Eserlerinin sinema ve televizyona uyarlanmasıyla ilgili soruları da yanıtlayan Ahmet Ümit, yeni romanının gelecekte bir film veya dizi projesine dönüşme ihtimalini değerlendirdi. Daha önce "Kayıp Tanrılar Ülkesi" ve bu eserdeki karakterlerin yer aldığı kurgunun film haklarının bir Alman yapım şirketi tarafından satın alındığını hatırlatan Ümit, henüz tamamlanmış bir yapım süreci bulunmadığını belirtti. Romanlarının yalnızca Türkiye'de değil, uluslararası ölçekte büyük sinema filmleri veya dizilere dönüşmesini arzuladığını ifade eden ünlü yazar, Afrodisias'ın da bir gün beyaz perdede yer alabileceğinin sinyalini verdi. Afrodisias'ta geçen sahneleri yazma ihtimaline değinen Ümit, böyle bir projenin senaryosunu kendisinin kaleme alması durumunda roman karakterlerini antik kentin sokaklarında gezdirebileceğini söyledi.
Öte yandan Karacasu'da bir imza günü veya söyleşi düzenlenmesi ihtimaline de sıcak baktığını ifade eden Ümit, uygun bir organizasyon ve davet olması halinde bölgedeki okurlarla buluşmaktan büyük mutluluk duyacağını dile getirdi. Ses Gazetesi muhabiri Özgür Dedeoluk'un kendisini Afrodisias'ın tanıtım elçisi olarak gördüğünü söylemesi üzerine Ümit'in "Ben de öyle hissediyorum" yanıtını vermesi de röportajın dikkat çeken anlarından biri oldu.
Antik kentin tarihi ve kültürel zenginliklerine olduğu kadar burada yaşayan canlılara da önem verdiğini gösteren Ümit, Afrodisias'taki kedi ve köpeklerin korunması ve sahiplenilmesi çağrısında bulundu. Ünlü yazarın yeni romanında Afrodisias'a geniş yer vermesi, Karacasu'nun tarihi mirasının edebiyat yoluyla daha geniş kitlelere tanıtılması açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.




