Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Nazilli İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Petek, FED’in faiz politikası, enerji fiyatları, altın ve dolar piyasaları ile Borsa İstanbul’da yaşanan fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Petek, küresel piyasalardaki gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkilerine dikkat çekerken, özellikle petrol fiyatları ve sermaye piyasalarındaki hareketliliğin yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.
FED’İN FAİZ KARARI VE ENFLASYON BEKLENTİLERİ
Prof. Dr. Ali Petek, kendisine ait YouTube kanalında yayımladığı değerlendirmede, dünya ve Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri ele aldı. ABD Merkez Bankası’nın (FED) 16 Eylül’de aldığı 25 baz puanlık faiz artışını değerlendiren Petek, kararın daha önceki beklentilerle uyumlu olduğunu ifade etti.
ABD’de açıklanan enflasyon verilerinin de faiz politikası açısından önem taşıdığını belirten Petek, özellikle çekirdek enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesinin FED’in enflasyonla ilgili kaygılarını artırabileceğini söyledi. Faiz kararının yalnızca petrol fiyatları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Petek, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de yaşanan gelişmelerin de enerji ticareti ve küresel taşımacılık üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
PETROL FİYATLARINDAKİ HAREKETLİLİK ENFLASYONU ETKİLEYEBİLİR
Petrol fiyatlarının üretim maliyetleri üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Petek, enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyonist baskıyı artırabileceğini ifade etti. FED’in ekim veya kasım aylarında yeni bir faiz artışına gidip gitmeyeceğinin petrol fiyatlarındaki gelişmelerle de bağlantılı olabileceğini söyleyen Petek, ikinci bir faiz artışı ihtimalini yaklaşık yüzde 50 seviyesinde değerlendirdi.
Petrolün varil fiyatının 80 dolar seviyelerine gerilemesi durumunda enerji maliyetlerinin azalabileceğini belirten Petek, böyle bir gelişmenin enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletebileceğini ve FED’in yeni bir faiz artışına gitme ihtimalini etkileyebileceğini kaydetti.
DOLAR VE ALTIN PİYASASINDAKİ DENGEYE DİKKAT ÇEKTİ
FED’in faiz artışının dolar üzerinde değerlenme baskısı oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Ali Petek, dolar ile ons altın arasındaki ilişkiye de değindi.
Normal piyasa koşullarında doların güçlenmesinin altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu ifade eden Petek, buna rağmen altının son dönemde beklenen ölçüde gerilemediğini söyledi. ABD’nin uzun vadeli tahvil faizlerinin de yatırımcılar tarafından takip edilmesi gerektiğini belirten Petek, özellikle 10 ve 30 yıllık tahvil faizlerindeki değişimlerin ABD ekonomisinin uzun vadeli görünümüne ilişkin piyasa beklentileri açısından önem taşıdığını dile getirdi.
“PARA PİYASALARINDA DEPREM YAŞANDI”
Türkiye ekonomisi ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri de değerlendiren Petek, son dönemde yaşanan hareketliliği “para piyasalarında deprem” sözleriyle tanımladı. Piyasalarda görülen gelişmelerin arka planında farklı unsurların bulunabileceğini ifade eden Petek, mevcut sürecin beklenenden daha ağır sonuçlar doğurabileceğine yönelik görüşünü paylaştı. Borsa İstanbul’da bazı şirketlerin piyasa değerlerinin ekonomik büyüklükleriyle karşılaştırıldığında yüksek seviyelere ulaştığını savunan Petek, bu durumun piyasalardaki dengesizlikler açısından incelenmesi gerektiğini belirtti.
SPK’NIN FON DÜZENLEMELERİ GÜNDEMDE
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) fonlardaki yoğunlaşmayı azaltmaya yönelik düzenlemelerine de değinen Petek, tek bir şirket üzerinde aşırı pay birikiminin önüne geçilmesinin hedeflendiğini söyledi.
Petek’in aktardığı bilgilere göre, düzenlemeler kapsamında bir fonun tek bir şirkette yüzde 20’nin üzerinde pay bulundurmamasına ve fon portföyünde en az dört farklı varlığın yer almasına yönelik kurallar getirildi. Ancak düzenlemelerin uygulanması için aralık ayına kadar süre tanınmasını eleştiren Petek, benzer adımların daha erken atılması gerektiğini daha önce de dile getirdiklerini belirtti.
FON SATIŞLARI BORSA İSTANBUL’DAKİ BASKIYI ARTIRDI
Petek, Pusula Portföy’ün bazı hisselerde satış işlemlerine başlamasının ardından piyasalardaki hareketliliğin arttığını ifade etti. Satışların ardından bazı yatırımcıların fon katılma paylarını nakde dönüştürmek istemesinin de hisse senetleri üzerindeki satış baskısını artırmış olabileceğini belirtti.
Portföy yönetim şirketlerinin ellerindeki varlıkları yalnızca yatırım amacıyla kullanmadığını anlatan Petek, bazı varlıkların teminat gösterilerek kredi kullanılabildiğini ve elde edilen kaynaklarla yeniden hisse alımlarının gerçekleştirilebildiğini aktardı. Hisse fiyatlarında yaşanan düşüşlerin teminat değerlerini de aşağı çekebileceğine işaret eden Petek, bu durumun finansal sistem içerisinde birbirini tetikleyen sonuçlar ortaya çıkarabileceğini söyledi.
PUSULA PORTFÖY VE TERA YÖNETİM SÜRECİ
Yaşanan gelişmeler çerçevesinde Pusula Portföy’ün temerrüde düştüğünü belirten Petek, şirketin bu aşamaya gelmeden önce yükümlülüklerinin yaklaşık dörtte üçünü yerine getirdiğini ifade etti.
Ardından TERA Yönetimi’nin Pusula’yı satın aldığını duyurduğunu aktaran Petek, bu açıklamadan iki gün sonra TERA’nın da temerrüde düştüğünü söyledi. Petek, söz konusu gelişmelerin sermaye piyasalarında önemli bir hareketlilik oluşturduğunu belirterek, bundan sonraki süreçte yaşanacak gelişmelerin yatırımcılar açısından yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
“HİSSE SENEDİ ORTADAN KALKMAZ, DEĞERİ DÜŞEBİLİR”
Fon ve portföy yönetim şirketlerinde yaşanan gelişmelerin doğrudan hisse senedi yatırımı yapan vatandaşlar üzerindeki olası etkilerine de değinen Prof. Dr. Ali Petek, Türkiye’de uygulanan kayıt sistemi hakkında bilgi verdi. Yatırımcıların sahip olduğu hisselerin aracı kurumların mülkiyetinde bulunmadığını belirten Petek, hisse senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) sistemi üzerinden yatırımcılar adına kaydedildiğini ifade etti.
Bu nedenle aracı kurumlarda yaşanabilecek finansal sorunların yatırımcının sahip olduğu hisselerin otomatik olarak ortadan kalkması anlamına gelmediğini söyledi. Bununla birlikte hisse fiyatlarında düşüş yaşanması durumunda yatırımcının ana parasında değer kaybı oluşabileceğine dikkat çeken Petek, “Hissenin kendisi kaybolmaz ancak değeri düşebilir” ifadelerini kullandı.
YATIRIMCILAR PİYASALARDAKİ GELİŞMELERİ İZLİYOR
Petek, portföy yönetim şirketlerinin elinde bulunan varlıkların bundan sonraki süreçte nasıl değerlendirileceğinin önem taşıdığını belirtti. SPK’nın 16 Eylül saat 13.30’a kadar verilen satış emirlerinin işleme alınmasına ilişkin kararına değinen Petek, süreçte Ziraat Bankası ve İş Bankası’nın da görevlendirildiğini aktardı.
Fonlarda yer alan varlıklar ile yatırımcıların sahip olduğu payların gelecekte nasıl yönetileceğinin yakından izlenmesi gerektiğini ifade eden Petek, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin önümüzdeki dönemde de ekonomi gündeminin önemli başlıkları arasında yer alacağını dile getirdi.




