Aydın'ın Nazilli ilçesinde üniversite öğrencisi Büşra Cin'in şüpheli ölümüyle ilgili davada yargılama devam etti. Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanık Ö.K., taraf avukatları, tanıklar ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı hazır bulundu.
Savunmasında suçlamaları reddeden Ö.K., "Kesinlikle Büşra'ya ateş etmedim. Büşra'yı ben öldürmedim." dedi.

SİLAHIN KENDİSİNE AİT OLDUĞUNU KABUL ETTİ
Soruşturma kapsamında hazırlanan kriminal raporlarda, olayda kullanılan silahın dış yüzeyinde hem sanık Ö.K.'nin hem de Büşra Cin'in DNA'sına rastlandığı belirtildi. Sanık, silahın kendisine ait olduğunu kabul etti.
Dosyaya giren bilirkişi ve Adli Tıp değerlendirmelerine göre, Büşra Cin'in ölüm nedeninin iç kanamaya bağlı solunum yetmezliği olduğu kaydedildi.
Mahkemede değerlendirilen raporlarda, silahın hem maktul hem de üçüncü bir kişi tarafından ateşlenebileceği yönünde teknik değerlendirmelerin bulunduğu, atış mesafesinin ise hem intihar ihtimaliyle hem de başka bir kişinin ateş etmiş olabileceği senaryosuyla uyumlu olabileceğinin belirtildiği ifade edildi. Bu nedenle dosyadaki teknik bulguların tek başına intihar ihtimalini kesin olarak doğrulamadığı aktarıldı.
Silah üzerinde hem maktulün hem de sanığın parmak izlerinin bulunduğu, ayrıca sanığın elinde ve olay sırasında giydiği cekette atış artığı (barut partikülü) tespit edildiği belirtildi.
Sanık avukatı ise söz konusu partiküllerin, müvekkilinin olayın ardından Büşra Cin'e müdahale etmeye çalışması sırasında bulaşmış olabileceğini savundu.
BÜŞRA'NIN TELEFONU İNCELENECEK
Mahkemede, Büşra Cin'in cep telefonuna henüz erişim sağlanamadığı da gündeme geldi. Telefon kayıtlarının olayın aydınlatılması açısından önem taşıdığı belirtilirken, cihazın incelenmesi amacıyla Ulusal Kriminal Büro'dan teknik inceleme talep edildiği öğrenildi.
Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporun ayrıntılı şekilde incelenmesine karar veren mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Dava 21 Eylül 2026 tarihine ertelendi.
"KAÇACAK OLSAYDIM O GÜN KAÇARDIM"
Duruşmada söz alan sanık Ö.K., atış artıklarının kendisine yöneltilen suçlamaların temelini oluşturduğunu belirterek şu savunmayı yaptı:
"Elimde çıkan barut ve ceketimden dolayı bana atılan suçlamaların farkındayım. Ben robot değilim. Ne kadar ayrılmış olsak da yatakta yatan benim kız arkadaşımdı. Tabii ki müdahale etmeye çalıştım, sarstım. 112 ile yaptığım görüşmelerde sağlık görevlileri bana Büşra'ya dokunmamı, nabzını kontrol etmemi söylediği açıkça duyuluyor. Pasaportum var, Schengen vizem var, yurt dışında birçok akrabam var. Kaçacak olsaydım o gün kaçardım. Yapmadığıma emin olduğum için hiç kaçmayı düşünmedim."
"DELİL KARARTACAK OLSAYDIM SİLAHI ORTADAN KALDIRIRDIM"
Olayın başından itibaren kolluk kuvvetleri ve mahkemeyle iş birliği yaptığını savunan sanık, delil karartma iddialarını da reddederek, "Delil karartacak olsaydım silahı ortadan kaldırırdım. Silahın benim olduğunu kendim söyledim. O gün yanımda başka bir ceket de vardı. Delil yok etmek isteseydim üzerinde barut bulunan ceketle polise gitmez, değiştirirdim. Baştan beri samimi bir şekilde bildiklerimi anlattım. Ben böyle bir suç işlemedim. Beraatimi talep ediyorum." ifadelerine yer verdi.



