Gençlik...
Mazi ile âtî arasındaki irtibatı sağlayan köprü...
‘İstikbal bendedir!’
‘Ruhumdadır…’
‘Yüreğimin tâ derinliğine ilmik ilmik nakşedilen inancımdadır’ diyebilen bir gençlik...
‘Geleceğin teminatı benim; mazim ile’ diyebilen bir gençlik...
Tarihin bu dönüm noktasında; “an”ını en iyi değerlendirebilen…
Tarihî vazifesini milletin ufkuna sunabilen bir gençlik...
Zihin dünyasını dar kalıplarla sınırlamayan…
Zihnî inkılâbını kendinde yapabilen bir gençlik...
Tarihin kendine mahsus dogmatik öğretilerinden kurtulup; hakiki şuura sahip bir gençlik...
***
Pekiyi; böyle bir gençlik var mı?
Bu gençlik, ulaşılması hayal olan bir arzu mu?
Veyahut da hazır değerler var da, mamul da mı keyfiyetsizlik var?
Zannederim, meselenin özü de burasıdır.
Nazar-ı dikkatimizi bu noktaya yoğunlaştırırsak o vakit akran zorbalığını konuşabiliriz.
***
Sosyal medya denilen çukur gençliğimiz için en büyük tehlikedir.
Milletimizin bekasını elinde tutacak olan gençliğimiz; çok yönlü tahribatlara maruz kalmaktadır.
Bu tahribatların boyutu gözle fark edilebilir derecededir.
Neslimizin içine düştüğü çıkmaz, bunu gösteriyor.
Gerek iç dünyasında bulunan, gerekse vücudunu kıl kurdu misali içten içe kemiren emperyalist zihniyetin zehiri, tesirini o kadar derinden hissettiriyor ki; suni teneffüs ihtiyacı, yine bu mihraklar tarafından giderilmesi zarureti ortaya çıkıyor.
***
Yok oluşa doğru bir gidiş var zihin dünyasında...
Tarih şuuru yok; irfan denizinden zerre miskal alamıyor.
Bünye kabul etmiyor.
Kabul etmediği gibi aksi tesirler meydana getiriyor.
***
Çözüm..? Çare…?
Her şeyden önce, aile fertleri arasındaki münasebet tekrar gözden geçirilmelidir.
İlk eğitim yeri olan çekirdek aile ile gelenekli ailenin barışması sağlanmalıdır.
Geçici eğlenceler uğruna koparılan aile bağları sahih gelenek ile beraber yeniden inşa edilerek; çocuklar, verilecek her türlü tedrisata bütün benliği ile hazır olmalıdır.
Maarifin her safhasında sağlam alınmış tarih, edebiyat, sanat, mûsîkı, gelenek, irfan; bunların tevellüt ettiği din, ilmî disiplinler dâhilinde öğretilmesi ile; devletini, milletini, bayrağını; ”vatan sevgisi imandandır” düsturuyla hareket eden yepyeni bir neslin dinamizmi ortaya çıkacaktır.
Tarihi öğrenirken kıyas ederek araştıran; müspet ile menfiyi, iyi ile kötüyü; oryantalist zihniyetin mukallit tarih şuurundan uzak bir gençliğin devlete, millete, bayrağa sadakatinden şüphe edilemez.
Velhâsılı, bir kısım –sözümona- aydınların tarihî bağlarımızdan, irfanımızdan, sahih geleneğimizden uzaklaştırmaya çalışmalarını akim bırakmak, yeni neslin vazifesidir.
Bunu yaparken…
İlmin, inancın, aklın gösterdiği yoldan ayrılmadan…
Türk Milleti’nin evladı gibi hareket ederek, lisanına sahip çıkacak bir gençlik...
Okuyan; çok okuyan; aklını kullanarak okuyan bir gençlik...
Merak eden…
Boş vakitlerini değil…
Boş vakitlerde kitap okuyan değil…
Okumayı…
Nitelikli okumayı hayatın merkezine alan…
Vakit içinde vakit üreten…
Araştıran, hakikate ulaşmaya çalışan bir gençlik...
Dünyaya açılan pencereden; ilmen, fikren, zihnen mahallî duruşunu muhafaza ederek dışa açılan bir gençlik...
“İzm”leri ardı sıra şuursuzca takip etmeyen…
Yeni bir “izm”in farklı bir tezahürü olan “globalizmin” tuzağına düşmeyen bir gençlik...
Yaldızlı kelimelerle süslenmiş, “Yeni Dünya Düzeni” yaftalarına karşı tam teçhizatlı duran bir gençlik...
Bunu yaparken…
Cihanşümul değerlerinden taviz vermeden…
İlmiyle, irfanıyla, inancıyla, tarihiyle teksif edilmiş haliyle yeni“izm”lere karşı yeni hedeflere açılabilen bir gençlik...
Muhafazakâr Değişimi…
Evvela kendi iç dünyasında, mütemadiyen diğer safhalarda hayata geçirip; bunu bütün dünya insanlığına, Türk Milleti’nin bir hediyesi ve hizmeti olarak sunabilen bir gençlik...
Yeri geldiğinde masa başındaki kayıpları telâfi edebilecek, masaya yumruğunu vurabilecek bir gençlik...
Hâsılı; suya atılan taş misali, dalga dalga yayılarak, cihanşümul tarihî vazifesini yaşayarak ve yaşatarak insanlığın hizmetine sunan bir gençlik...
Sahih geleneğini muhafaza ederek, kimliğini, benliğini koruyabilen bir gençlik...
İlmiyle, irfanıyla, inancıyla, istikbalin kendinde olduğunu idrak eden bir gençlik...
Mazisine sahip çıkan…
“Hali” değerlendiren…
“Âtî”ye mücehhez bir şekilde hazırlıklı olan bir gençlik...
İstikbal; gençlerin ve genç düşünenlerin eseri olacaktır.
Akran zorbalığından Ruhları İhtilâlcı bir nesle dönüşen gençlik..!
Ancak böyle olur.
O vakit X,Y, Z gençliği tefrikine ihtiyaç kalmayacaktır.