Büyükşehir yasası ile birlikte ekonomik sıkıntı çeken ilçe belediyelerinden, son yıllarda en dertli olanı sanırım Nazilli Belediyesi. 2009-2014 hizmet döneminde Haluk Alıcık’ın başarılı çalışmaları ve yatırımları herkesçe malumdur. Gerek belediyecilik hizmetleri gereği, gerekse Devlet kurumlarının yapması gereken yatırımları bizzat kendisi yaparak halkın büyük takdirini aldı ve 2. kez girdiği seçimde sandıkta oy patlaması ile bunun karşılığını gördü.  Lakin belediye kasasını çok açmıştı, bunun sonucunda zaman zaman ödemelerinde sıkıntılar yaşıyordu. Ancak İller Bankası gelirlerinin iyi olması nedeniyle 1-2 ay gecikmeli de olsa kimseyi mağdur etmemeye çalışıyordu. Çevre ilçelere hatta illere bile hizmet sunmaya çalışıyordu. Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olursa bunun nimetlerini görür diyordum. Taa ki dün yaptığım mahalle ziyaretlerine kadar. Bu iyi giden süreç, son 4 yılda nasıl bu kadar kötü şekilde ortaya çıktı inanamadım. Sevilen ve hatta ‘Bizim oğlan’ denilen Haluk Alıcık’a hakaret derecesine varan tepkilere nasıl zemin hazırlamış anlayamadım. Daha önce sayın Alıcık’a seçimde büyük oy kazandıran ve şimdi İYİ Parti’nin yönetimini oluşturan ekibin ayrılmasıyla birlikte düşüşe geçtiğini düşünsem de oyunun 30 bin bandının altına kesinlikle inmez diye söylerdim. Taa ki dün o duyduğum eleştirilere, sözlere ve ithamlara kadar. Sayın Haluk Alıcık’a bu iyi niyetli bir çağrımdır, köylülerin (Büyükşehir yasası ile mahalle oldular) çoğunun sevgisini ve saygısını kaybetmişsin. Şehir merkezinde yaşayan vatandaşlar zaten hizmet alamıyoruz diye sizi eleştirirken, köylü kardeşlerimizde ‘Ata mallarımızı’ nasıl satarsın diye başladığı serzenişinde çevre köylerin de dahil olmak üzere satılan tüm alanları tek tek biliyor ve bunları söylüyor.  Ben de bu sabah incelemek için Adalet Gazetesi’ndeki ilana baktığımda çok şaşırdım. Bu kadar mal satmak nedir dedim kendi kendime. Daha sonra geçtiğimiz haftalarda Belediye Başkan Yardımcınız İbrahim Özkan’ı ziyaretim sırasında yaşadığım olay da aklıma gelince dedim. Bu neyin aciliyeti, bu neyin telaşı, bu satış işlemleri neden çok? Bir belediye düşünün ki sattığı alanların çoğunun neresi olduğunu bilmiyor. Acaba bunlar sipariş üzerine satılan yerler mi merak ediyorum. 150 bin TL’ye düğün salonu yapıp, 4000 m2 alanıyla beraber bu alanı 40.000 TL bedel ile satmaya çalışmak akıl tutulmasından öteye varır mı? Allah’tan bu alanları merak eden bir memurun ihale saatine 30 dakika kala fark edilmesiyle alanının ihaleden çıkması Belediye açısından mucizedir. Keza daire müdürlerinin tam incelemedikleri bu alanlardan bazı çalışkan ve işini severek yapan memurların dikkati sayesinde 3-5 ihale daha iptal ediliyor. Üstelik bu ihalesi iptal edilen araziler hizmet yapılması için planlanan projeleri hazırlanan alanlar. Kısaca kimin ne yaptığını kimse bilmiyor.  Sonra mezbaha tesisinde olduğu gibi 3 milyon TL harcayarak yenilediğiniz tesisi ruhsat alma sorunu yaşayınca, önündeki 6 dönümlük alan kapatılınca eski memurları arayarak buranın arıtması yok muydu?, Buranın projesi yok mu? diye dövünüyorlar. Sayın Alıcık size tavsiyem öncelikle Belediyede köklü bir revizyon yapın. Bunun meyvelerinizi zaten aldınız, önünüzde örnekleri var. Temizlik İşleri Müdürünüz ile Park Bahçe Müdürünüz nasıl beğeniliyor ve takdir ediliyorsa diğer müdürlüklerinizde de beğeni kazanın, hatalarınızı aza indirilmesini sağlayın.  Ama en önemlisi de ‘Köylü milletin efendisidir’ sözünü unutmayarak, mahalleliye dönüşen köylülerin mallarını satmayı bırakın. Derseniz ki ben köylere şu kadar yatırım, bu kadar hizmet götürdüm. Orada da onların cevabı hazır. Belediyenin başka hizmeti mi var bize. Ayrıca Belediyenin görevi nedir. Yol, alt yapı, sosyal donatılar yapmayacaksa ne yapacaklar. Büyükşehir yasasını biz mi getirdik gibi birçok sebepleri ve nedenleri var. Bence siz onların sandıkta sizi nasıl Başkan yaptığını unutmayın, gerisi zaten asli göreviniz!