Aydın Kültür Müdürlüğü “CAFE”ye mahkûm olursa; halk da “olive”e esir olur!

Katil Siyonist İsrail Yönetimi Filistinli müslümanlara soykırım uyguluyor.

Doğru.

Bunda şüphe yok.

O vakit, bizdeki Kültürel Soykırım’a ne demeli?

***

O kadar zihni iğdiş edilmiş vaziyetteyiz ki?

Bunun soykırımdan farkı ne ola ki?

Birisi, insanları katlederek soykırım tatbik ediyor.

Biz de dilimizi katlederek soykırım yapıyoruz.

Aradaki farkı siz bulun..!

***

Çinlileşen Türkler…

Slavlaşan Bulgar Türkleri…

Araplaşan Cezayirli Türkler…

Bu liste uzayıp gider.

Hep bu sebepten…

***

Bir ara, Türk Tarihi Kurumu Başkanlığı yapmış bir tarihçimiz, eski bir siyasetçinin hangi Türk boyundan geldiğini ilmî olarak ispatlayıp kendisine söylediğinde:

“Ben ne hissediyorsam oyum” diyerek cevap vermişti (Kendini Türk hissetmiyormuş).

Konumuz kimin ne hissettiği değil…

Nasıl bir “değişim” geçirdiğidir.

***

O halde neden Aydın Kültür Müdürlüğü’nü muhatap aldık?

Devlet’in Aydın’daki kültür temsilcisi, ilgili müessese değil mi?

Bu Müdürlüğün görevlerinden birisi de kültürel yozlaşmayı durdurmak ya da en azından bu uğurda çaba göstermek değil mi?

Değilmiş…

Neden mi?

-Ki, daha evvel def’aten dile getirdik; bıkmadan, usanmadan yineliyoruz.-

Gidip bakınız…

Kültür Müdürlüğü’nün duvarında ki “cafe”lere…

Hem de çocuklarımızın kültürlü olması için davet edildiği mekâna…

O zaman ne demek istediğimizi daha net anlarsınız.

Eğer siz kendi gözünüzdeki merteği gör(e)mezseniz…

Karşınızdakinin çöpüne bakma hakkına sahip olamazsınız.

O zaman Aydınlılar düğün bahçesine, “olive” der.

“Gold” der.

“Garden” der.

Ottoman rezidans diye konut satarlar.

Green siteler kendiliğinden arzı endam eder.

Bunlara bir şey söyleyemezsiniz.

Söylerseniz de…

İnandırıcı olmaz.


***
Yazık…

Çok yazık.

Ne desek boş…

Elli sene sonra; fiilen işgal edilemeyen ülkemiz…

Zihnen işgal edilecektir.

Ve bunu kimse hissetmeyecektir.

Dilini kaybetmiş Türklükten dinini kaybetmiş Türklüğe dönüşmüş olacağız.

Artık yeniden “KAHRAMAN” üretmek için yeni bir nesil bekleyeceğiz.

O nesil elde kalırsa tabi.

Bu tarz sorumsuzluklar geleceğe güvenle bakmaya engel olduğu için…

Yok oluşu izlemekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

***

Hiç olmazsa büyük şairimiz Arif Nihat Asya’nın “DUA”sına hep birlikte âmîn diyelim ki millî şuurumuzun yeniden tesisine vesile olsun (Şairimize Allah’tan rahmet diliyorum).

Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma, Allah'ım!

Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
Ve vatansız bırakma, Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma, Allah'ım!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mesut Mezkit Arşivi