Sessiz odalarda, sıkı sıkı tutulup o bırakılması unutulan nefeslerde bağıra çağıra şekle geldi, ad verildi, hayret edildi çokça yine de keşfedilemedi doğuşu. Kocaman dünyanın, incecik pamuk ipliğine bağlı dokunuşuydu onun adı. O’nun adı tarifsiz bir yetenekle geldi dünyaya, gururun adı oldu; gururumuz oldu.

Necati Korkmaz, Kültür Bakanlığı’ndan tescillenmiş, Türkiye’nin ilk ve tek Micro Heykel sanatçısıdır. Dünya üzerinde bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdaki micro sanatı ustalarından da bir tanesidir. Büyük bir değer ve ülkemiz için gurur abidesidir. Usta sanatçı Necati Korkmaz ile hayatı, insanda hayret uyandıran çalışmaları ve Türkiye’de ilk ve tek olan Kuşadası Micro Heykel Müzesi hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kusadasi Necati Korkmaz Mikro Minyatur Heykel Muzesi Micro Heykel Sanatinin Buyuk Ustasi Ve Turkiyenin Gururu Necati Korkmaz 466076 019D641E0Fcb5Cd37210991911C9162B

Bodrum katındaki atölyede başlar hikaye. Dışarıdan görünür perdesiz atölyenin içerisi. Sabaha değin yanan az ışıklı lambada dökülür hünerler tezgahlara. Gecenin tenine karışır torna çığlığı ve ağacın kendine has reçine kokusu. Eşyalar dile gelir, dilde bilenir sevda ve hatırası kalır yarınlara çok başka tezgahlarda

1963 yılında Ankara’da dünyaya gelir Necati Korkmaz. Halim Şaşmaz İlkokulu’nda başlayan eğitim serüveni, Ankara Üniversitesi Dil ve tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü’nde son bulur. Çocukluk yıllarını, rahmetli dedesinin, evlerinin bodrum katında kurduğu atölyede yapılan ağaç işlerini ve minik el yazmalarını izleyerek geçirir. Üniversite yıllarında okumuş olduğu bölüm olan antropoloji alanına giren etnoloji Korkmaz’ı bu topraklarda doğmuş kültür varlılarını araştırmaya yöneltir. Araştırır ve araştırdıkça aslında ne denli büyük bir hazineye sahip olduğumuzu anlar. Heyecan içerisinde başladığı araştırmalarının adı süre sonra Aşk ve tutkuya döner. Zaman içerisinde uğraştığı sanatlardan olan Gubari hat sayesinde elde ettiği fiziksel yeterlilik ve mesleğinin sanatçımıza öğrettiği engin sabırla mikroskobik heykeller yapmıştır ve halen daha sanat çalışmalarını devam ettirmektedir.Korkmaz bugün sanatlarının profesyonel bütününün 40. yılındadır.

Bir zamanlar varken bir zaman sonra yok olmasın diye tutulmuştur köşesinden tarihin yazgıları. Sahip çıkmak adına, kaybetmemek adına ve yaşatmak adınadır aslında tüm mücadele. Değer bilmek değer vermekten başlar. Senin ya da benim değil bizim olmalı tutulan her söz vatan uğruna

Sanat hayatının büyük bölümünde, Türk medeniyeti üzerine çalışır Necati Korkmaz. Bu topraklarda hayat bulmuş ve zaman içerisinde kaybolmuş sanat objelerinin yeniden Türk kültür hayatına kazandırmak için gecesini gündüzüne katar. Öyle ki, ismi dahi bilinmeyen birçok kayıp kültür hazinesini yeniden Türk kültür dünyasına kazandırır. Özellikle de Tarihsel süreç içerisinde kaybolmuş, Türk Tasavvuf Kültürü’ne ait kayıp kültür hazineleri üzerine çalışmaları olur. Çünkü, Türk Tasavvuf kültürü, Anadolu kültür tarihi içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. ‘Medeniyetlerin ömrü kültürlerinin derin tarihi ve çeşitliliği ile ölçülür’ diyen Korkmaz, ‘Bir medeniyeti yok etmek istiyorsanız önce kültüründen başlarsınız yok etmeye. Anadolu toprakları medeniyet hazinesidir. Amacım bu medeniyet objelerinin yok olmaması ve sürekliliğini sağlanması olmuştur. Şunu da belirtmek isterim, son yıllarda maalesef Türk medeniyetinin kültür hazineleri popüler kültüre kurban edilmiştir. Genel sanat için düşüncelerim ise sanatı kediniz için yapmalısınız başkası için sanat olmaz. Başkası için yapılan sanat sanatın ticari halidir. Bir şeyi siz seviyorsanız sizin gibi düşünen birileri çıkacaktır mutlaka. Onlar da sevecektir. Başkasının beğenisi için sanat yaparsanız milyonlarca tarz denemeniz gerekir ki o da imkansızdır’ sözleri ile tarihimizin aslında ne denli değerli hazinelere sahip olduğunun bir kez daha altını çiziyor.

Türkiye’de, Kültür Bakanlığı envanterine kayıtlı, ‘Hattı Gubari’ Sanatı’nın ‘Tek İcracısı’dır

Necati Korkmaz, Kültür Bakanlığı envanterine kayıtlı, ülkemizde icracısı olduğu tek Minyatür Yazı Sanatı yani ‘Hattı Gubari’ sanatçısıdır. Bu sanat dalı ülkemizde ne kadar unutulsa da uzun yıllardır Korkmaz’ın çalışmalarının en özel odalarında sergilenmektedir. Korkmaz’ın, Mikro Minyatür sanatına başlangıç noktası Gubari sanatından geçmektedir. Kuşadası Kale Kapısı’nın hemen üzerinde bulunan Micro Minyatür Müzesi’nde de Gubari sanatı çalışmalarının inanılmaz örnekleri sergilenmektedir.

Gubari Sanatı’nda ‘Osmanlıca Alfabesi’ mi kullanılıyor?

Osmanlıca bilindiği gibi Türkçe, Arapça ve Farsça'dan meydana gelen bir dildir. Farsça’nın da kullandığı Arap harflerine yine Farsça’ya özgü olup Arapça’da kullanılmayan harflerin de eklenmesiyle ortaya çıkan 35 harf, Osmanlıca’nın alfabesini oluşturur. Osmanlıca yazının Sülüs, Sülüs Kırması, Muhakkak, Reyhani, İnce Reyhani, Tevki, (İcaze) Nesih, İnce Nesih, Nesih Kırması, Divani, Celi Divani, İnce Divani, Divani Kırması, Talik, İnce Talik, Talik Kırması, Rik'a, Rik'a Kırması, Siyakat gibi çeşitleri olup bunların bazıları arşiv yazıları, günlük ihtiyaç yazıları gibi amaçlarla kullanılmış, süratin esas alındığı ve hızlı yazma kaygısından dolayı estetik değeri olmayan yazılar olup bazıları da estetik göz önüne alınarak yazılmış sanat eserleridir. Bu sanata Hüsnü hat yani güzel yazı sanatı denmektedir.

‘Hattı Gubari’ Gözle Zor Seçilebilecek Küçüklükteki Toz Gibi Minik Yazı Anlamına Geliyor. İlk duyduğumda aklımın delhizlerinde remini çizememiştim bu cümlenin. Toz gibi minik yazı nasıl olur diye düşünerek bu işin ustası Necati Korkmaz’dan anlatmasını istedim

Harflerin yazılış biçimleri, yuvarlaklıkları veya keskinlikleri ve harflerin büyüklükleri yani kalem kalınlığı gibi değişik ayırt edici özellikleri bulunmaktadır. Yazıların kalem kalınlığı normalden büyük olursa bu yazıya ‘celi’ yazı denir. Celi yazının kalem kalınlığının üst sınırı yoktur ama en ince kalemi 1 cm’den başlar. Celi, Arapça’da ‘iri’ demektir. Bir yazının normal kaleminden ince yazılışına ise ‘İnce yazı’ denir ve hangi yazı türüne aitse o yazının adı ince kelimesi ile beraber kullanılır. İnce Divani gibi. Onun da incesine ‘kırma’ daha incesine ‘hurda’ ve hurdaların daha da küçüğüne toz gibi anlamında ‘gubari yazı’ denir. Hurda, Farsça’da ki küçük anlamındaki ‘horde’ kelimesinden gelmiştir. ‘Gubari’ ise toz gibi anlamındadır. ‘Hattı Gubari’ ise gözle zor seçilebilecek küçüklükteki toz gibi minik yazı demektir. Posta güvercinlerinin ayaklarına bağlanan minik kağıtlara çok yazı sığdırma çabası da bu yazıyı geliştirmiştir. Bu nedenle bu yazıya aynı zamanda, ‘kalemül cenah’ (kanat kalemi) denir. Cepte taşınacak ve savaşta sancaklara takılacak kadar küçük boydaki mushafların yazımında ve içleri boş iri harflerin iç kısımlarına ayet ve hadislerin yazılmasında da ‘Gubari’ kullanılmıştır.

Minyatür, Mikro Minyatür ve Mikroskobik Minyatür birbirlerinden farklı sanatlar mı?

Bu sanatsal tanımlar birbirinin devamı gibi görünüyorlarsa da aslında hem teknik hem uygulama hem de zorluk derecesi açısından birbirinden oldukça fark sanatlardı. Mikro bir eser yaratmak diğer sanat eserleri üretim sürecine pek benzemez. İlham geldi hadi başlayalım diye bir an yoktur. Yapacağınız eserin ön çalışmasını yapmanız dahi aylar sürebilir. Çünkü yapacağınız eseri üretecek malzemenin de üretilmesi gerekir. Düşünün, 0.03 mm altındaki bir eseri kesmek için o kadar küçük kesici ya da kazıyıcı ya da boyama aparatı da üretmeniz gerekir. Bu heykeller dünyada insan eliyle yapılmış en küçük sanat ürünleridir.

‘10 yıl boyunca bitmeyen eserler mevcuttur’ diyor Necati Korkmaz. Bu işi bu denli zor yapan unsurlar neler?

Ortamda sıfır hava akımı olması gerekiyor. Küçük bir nefes alımı toz zerreciği kadar minik olan heykelinizi uçurur. Bir daha da bulamazsınız. Ya da nabzınızı kontrol edemezseniz dengesiz bir nabız atışı cami minarenizi kırıverir. Onarılması imkânsızdır. Aylar süren çalışmaya tekrar baştan başlamak zorunda kalabilirsiniz. Ya da başınızdan uçup gelen küçük bir saç teli heykelinizi paramparça edebilir. Gubari hat yazımı da birçok güçlükleri içerisinde barındırır. Büyüteçler altında çalışıldığı için yazı o kadar ufaktır ki elinizin en ufak bir titremesi günlerdir istiflemeye uğraştığınız yazınızı bozar. Çünkü harfler arasındaki aralık gözle görünmeyecek kadar dardır. Elinizin titremesi bu aralıkların mürekkeple dolmasına sebep olur. Boyanızın fırçanızın ve üzerine yazdığınız malzemenin çok özel olması gerekir. Standart malzemelerle bu sanatı yapabilmeniz imkânsızdır. “

Aydem Duyurdu. Kuşadası elektrik kesintisi 23 Mayıs 2024 Kesinti yapılacak mahallelerin tam listesi Aydem Duyurdu. Kuşadası elektrik kesintisi 23 Mayıs 2024 Kesinti yapılacak mahallelerin tam listesi

Mikro Minyatür Sanatı diyoruz. Peki her küçük çalışmaya bu kulvarda sanat eseri diyebilir miyiz? Ya da bir eserin sanat eseri olabilmesi için ne gerekiyor?

Her yapılan minik obje minyatür sanat eseri değildir. Bir çalışmanın sanat eseri sayılması için sanatsal yöntemlerle, sanatsal kurallarla oluşturulması gerekir. Salt bütünü kullanıma yönelik üretilmiş malzeme ne kadar da küçük olsa minyatür sanat eseri sayılmaz. Örneğin, özel kullanım için üretilmiş bir çivi bir vida ya da benzeri malzemeler ne kadar küçük olsa da sanat eseri sayılmaz. Bunun yanında kullanım için üretilmiş bir kutunun üzerine yapılmış süslemeler kazımalar, yontmalar sanat eseri sınıfına girer.

Anlattıklarınızdan yola çıkarak sormak istiyorum. O zaman, Mikro Minyatür Sanatı bütün sanatlar içerisinde bilinen en zor sanat denilebilir mi? Eğer zor bir sanat ise o zaman öğretilebilirliği de az olmalı diye düşünüyorum?

Hatta bütün sanatların en zoru da diyebiliriz. Çünkü teknik, öğrenim, özverili çalışma, malzeme öğrenimi ve sanatsal bakış açısı dışında ayrıca sanatçısında biyolojik özellikler olması gereken bir sanattır. Örnek verecek olursam eli, nefesi iyi kullanabilme, sabır, nabız kontrolü, el ile beyin arasındaki senkronizasyonun kusursuz olması gerekir. İnsanın uygarlığı alet üretme yeteneğiyle başlar ve bunu sağlayan en önemli faktör ise el ile beynin organize çalışma becerisidir. Neolitik çağ hatta daha geri geri gidersek palolitik çağda dahi doğa bazı insanlara bu becerileri fazlasıyla vermiş olmalıdır ki sanatın başlangıcını mağara duvarlarına yapabilmişlerdir. Sanatın öğretilebilirliği yanlış bir kavramdır. Sanatta sadece malzeme kullanım teknikleri, kuramsal bilgileri öğretebilirsiniz, gerisi kişisel yeteneklere kalmış bir şeydir. Mikro minyatür sanatı hiç bir şekilde öğretilebilecek bir sanat dalı değildir ve ondandır ki dünyada bu sanatı profesyonel anlamda yapanların sayısı bir elin parmaklarını dahi geçmez.

Kusadasi Necati Korkmaz Mikro Minyatur Heykel Muzesi Micro Heykel Sanatinin Buyuk Ustasi Ve Turkiyenin Gururu Necati Korkmaz 466076 7812A02A4Bb3656A1B137F14Cb905Ff7

Micro Minyatür Sanatı’nda kullanılan malzemeler de Micro boyutta oluyor bildiğim kadarıyla. Malzemeleri bulmak zor olmuyor mu?

Sanat ürünleri yapmak için üretilen bütün malzemeler fırçalar, kazıma, yontma, çakma, kesme gibi insan eli anatomisine göre üretilmiş malzemelerdir. Oysa mikro minyatür sanatının malzemeleri ürettiğiniz eser boyuna göre mikro olmalıdır. Mesela, mikro buyutta bir sandalye yapmak istiyorsanız, ona göre mikro bir çekiç, testere, çivi gibi malzemeleri üretmeniz gerekir. Çizim için de Mikro boyutta fırçalar yapmanız gerekir ya da doğadan mikro bir diken mikro bir hayvan tüyü sizin fırçanız ya da çalışma malzemenin olmalı. Bir arının iğnesi sizin bıçağınız, bir örümceğin mikro kılı sizin fırçanız olmalı. Tabi ki bunları temin ederken hiç bir canlıya zarar vermemelisin. Doğadan kendiliğinden ölmüş hayvanları arayıp bulmalısın.

Adına, ‘Beceri ve Sabır Sanatı’ diyor, Necati Korkmaz yaptığı işi tanımlarken. Zor olanı yapabilme çabasından doğan bir sanat olan ‘ Minyatür Sanatı’ nasıl doğmuştur?

Bugünkü anlamıyla bir sanat dalı olan minyatür sanatının kökeni her ne kadar 15. yüzyıl Avrupa'sına dayanan ve kuralları belirlenmiş bir çizim, resim sanatı olarak bilinse de zamanla çeşitlenir. Sanatın değişik dallarını da kapsayan çok eski bir sanattır aslında. Bir şeyin küçüğünü yapma çabaları günümüzden 10 bin yıl öncesine dayanan, Neolitik Çağ dediğimiz ve insanların ilk yerleşim ve kentleşme, ortak yaşam dönemi olan çağa kadar dayanır. Yapılan arkeolojik kazılarda özellikle de Anadolumuzda bulunan, pişmiş toprak minyatür çocuk oyuncakları, duvar ve çanak çömlek üzeri minyatür süsleme ve çizimleri bunun en güzel örnekleridir.

Dünya üzerinde, insan eliyle yapılmış en küçük sanat eseri, şahsımın yaptığı, ‘İnce Bir Saç Telinin Ucundaki Desenli Vazodur’

Mikroskobik minyatür sanatında, bunun üst sınırı çıplak gözün göremeyeceği boyut olsa da alt sınırı yoktur yani insan elinin yapabileceği en alt sınırdır. Bildiğim kadarıyla şu an dünya üzerinde insan eliyle yapılmış en küçük sanat eseri şahsımı yaptığı ince bir saç telinin ucundaki desenli vazodur. İnce bir saç telinin üzerine yaptığım bu Vazoyu çıplak göz ile veya herhangi bir büyüteç ile görmeniz imkansızdır. Bu eseri boyutunu şöyle anlatmaya çalışıyım. İnsan saçı çapı 17 ila 181 µm (metrenin milyonda biri) arasındadır. Bu saçın yapısı, ırksal özellikleri ve yaşına göre farklılık gösterebilir. Ölçü birimi olarak ta Mikron ölçü birimi ile değerlendirilir. Mikron ise Bir metrenin 1/1000000'dur. Yani bir metreyi bir milyona bölerseniz çıkan her birim 1 mikrondur. Mikron ölçü birimi = "µm" sembol ile gösterilir.

Dünya üzerinde bu sanatla meşgul olan üç adet sanatçı vardır

Bunlardan ilki ve bu sanatın yaratıcısı Ukraynalı William Willard oldukça büyük bir emek ve sabır isteyen Mikro heykel çalışmalarına, mutsuz olduğu ilkokul çağlarında başlamıştır. “Okulda mutsuz olunca fantezi dünyasına çekildim. İşe de bahçedeki küçük karıncalar için evler yaparak başladım” diyerek çalışmalarını özetlemektedir. Günümüzün en iyi mikro heykel sanatçısıdır. En küçük örnekleri kendisi yapmaktadır. Bir diğer sanatçı ise Bosna Hersek'in kuzeyindeki Tuzla şehrinde, kaleme yaptığı figürlerle tanınan heykeltıraş Jasenko Djordjevic, kurşun kalemi oyarak farklı şekil ve figürlerle mikro çalışmalar yapmaktadır. Necati Korkmaz ve diğer sanatçılar bu mikro akımın ilk öncüleridir. Ülkemizi en iyi şekilde temsil eden sanatçımız, edebi alanda da çalışmalar yapmaktadır. Sanatsal çalışmalarının yanında aynı zamanda yazar kimliği de olan sanatçımızın ‘Mehmet Rauf Efendi ve Hüsn’ü Aşk’, ‘İhtilalin Dayak Sesleri’, ‘Amerika’nın Yerli Ruhu’, ‘Selçuklularda ve Osmanlılarda Tekke Sanatları’, ‘Meraklısına Propaganda Yöntemleri’ yayınlanmış eserleridir. Necati Korkmaz, uğraştığı Gubari Hat sanatı dalında bu sanatın hem ustası, hem de öğrencisi olmuş; kendi sınırlı olanakları ile yapıtlar vermeyi sürdürmekte ve sanatını sürdürmek isteyen özverili öğrenciler yetiştirmeyi hedeflemiştir.

Kusadasi Necati Korkmaz Mikro Minyatur Heykel Muzesi Micro Heykel Sanatinin Buyuk Ustasi Ve Turkiyenin Gururu Necati Korkmaz 466076 6Bf9E07Deb4Bc4220023534576C3F0B2

Kuşadası’nın simgelerinden bir tanesidir ‘Mikro Minyatür Müzesi’

Kuşadası Kale Kapısı’nın hemen üzerinde bulunuyor, ‘Necati Korkmaz Micro Minyatür Müzesi’. Müzede, Gubari sanatı çalışmalarının inanılmaz örnekleri sergilenmektedir. Dünyadaki profesyonel anlamdaki üç müzeden biridir. Müzede, 40 mikro eser sergilenmektedir ve eser sayısı, çeşitliliği açısından da dünyada tektir. Müzeyi ziyaret eden ziyaretçiler hakkında ne gibi geri dönüşler oluyor diye sorduğum Korkmaz, geçmiş anektodları paylaşarak, ‘Ziyaretçilerin en çok şaşırdıkları nokta “Kesinlikle böyle bir yer göreceklerini beklemedikleri ve böyle bir Müze’nin neden Büyükşehirlerde değil de Kuşadası’nda olması konusu oluyor. Eserlerin küçüklüğü de gelen her ziyaretçiyi hayrete düşürüyor. Bu kadar küçük eserlerin yapılışı hakkında sorular soruluyor. Hatta bir ziyaretçi müzeye girmiş ve sadece Mikroskopları görünce, müzeyi mikroskop satan bir dükkan zannetmiş çıkıp gitmiş. Akabinde müzemize mail yazarak tam adresi istemiş. Mikro minyatür sanatını dünya üzerinde icra eden sanatçı sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Sanatçılar arasında süregelen ismi konmamış bir yarışma ezelden beri süregelmektedir, en küçüğünü yapma konusunda’ diyor.

Necati Korkmaz’ın en büyük amacı, Türk Sanatları’nın unutulup kaybolmasını ve içimizdeki sanat sevgisinin körelmesini engellemeye çalışmaktır

Necati Korkmaz, yapıtlarıyla, Türk sanatında ön plana çıkmayı başarmış bir sanatçımızdır. Alaylı bir sanatçı olan Korkmaz’ın yapıtlarında özgün renk, özgün tasarım, sadelik ve boyutluluk karakteristik özellikleri rahatça görülebilmektedir. Yetenekli ve kendisini sürekli yenileyen bir Mikro Heykel sanatçısı olduğunu, ortaya koyduğu her yapıtında kanıtlayan sanatçının, büyük yankı uyandırmış çalışmalarından biri olan ‘Gubari Kuran-ı Kerim’ ile başarısının ne denli zor olduğunun sonucuna varılmıştır.Necati Korkmaz, muhteşem bir hayal gücü ile gördüğü bütün materyalleri nasıl değerlendirebilirim, nasıl farklı çalışmalar yapabilirim düşüncesi ışığında dünya turlarına çıkmış, hem yapıtlarını diğer ülke inanlarına göstermiş hem de bilgi ve tecrübelerini arttırmıştır.

Muhabir: Aylin Eser