Muğla Akbelen'de 190 parselde kamulaştırılma kararının Cumhurbaşkanı tarafından geri çekilmesini örnek gösteren köylüler Aydın'daki araziler için de benzer bir karar alınması çağrısı yaptı. Karacaören, Ataköy, Yeşilyurt, Hisar ve Kıranyer Mahallesi sınırları içerisinde, Enerjisa Enerji Üretin A.Ş. tarafından yapılması planlanan Hacıhıdırlar Rüzgar Enerji Santrali (RES) rüzgar enerji santraline karşı mücadele yürüten Ataköy, Karacaören ve Dereköy mahalle sakinleri verdikleri mücadelede ilk bölümü kazansa da acele kamulaştırma kararıyla bir şok yaşadı. Şirketin kamulaştırma kararının bir tehdit olarak kullanıp arazileri satın almaya başlaması karşısında tedirgin olan köylüler yetkililere çağrıda bulundu.

Köylülerin, ÇED onayı veren Çevre ve Şehircilik Bakanlığına karşı açtığı davada yürütmeyi durdurma kararı verilirken köylüler şimdi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla resmi gazetede yayımlanan acele kamulaştırma kararına karşı mücadele ediyor. Aydın'a bağlı Karacasu'da 45, Denizli'ye bağlı Babadağ'da 7 ve Sarayköy'de 5 parsel olmak üzere 57 ayrı parselde kamulaştırma kararı alınırken kamulaştırılacak alanın toplam yüz ölçümünün 2 bin dönümü bulacağı tahmin ediliyor. Karacasu'da Ataköy ve Karacaören Mahallelerinden yer alan 45 parsel için kamulaştırma kararı verilirken Denizli sınırında yer alan kimi arazilerinde de yine Ataköy'de yaşayan vatandaşlara ait olan arazilerden oluştuğu öğrenildi. Kamulaştırılacak arazilerde kiraz, armut, elma, kestane, fındık, tütün, arpa, buğday, fasulye, domates, biber, börülce, karpuz gibi sayısız ürünü susuz bir şekilde üretip hayvancılık ve arıcılık yapan vatandaşlar karara tepki gösterdi.

Karacasu

Bisikletin profesyonel pedalları Kuşadası’ndan geçecek Bisikletin profesyonel pedalları Kuşadası’ndan geçecek

"KAMULAŞTIRMAYLA TEHDİT ARACI OLARAK KULLANIYORLAR"
22 köylü Danıştay'a bireysel başvuruda bulunup kamulaştırmanın durdurulması için mücadele ediyor. Köylülerden Birol Ekşi, "Enerjisa'nın Hacıhıdırlar RES projesi var. 4 köyde tarım arazilerini kapsayan 2 bin parsel arazinin üzerinde şerh var. 3 yılı aşkındır kaldırmıyorlar. 7 köyün üzerinde kurulmak istenen RES'in tamamı tarım arazisinde. Bu projenin içinde içme suları var. Kaynaklar var. O bölgede geçimini sağlayan vatandaşlardan küçükbaş büyükbaş hayvancılık yapanlar var. Ekilir dikilir arazilerin yok olmasıyla karşı karşıyayız. Vatandaşı bize verirseniz dekarını 350 bin liradan alacağız. Vermezseniz Cumhurbaşkanlığı kamulaştırmasıyla dekar başına 40 bin liradan vermek zorunda kalacaksınız diye tehdit ediyorlar" dedi.

"CUMHURBAŞKANI AKBELEN'DE KALDIRDIĞI GİBİ BURADA DA KALDIRSIN"
Mehmet Ali Dedeoluk, "Hacıhıdırlar Res için 2 bin parsele şerh konuldu. Bu şerhler üzerine bizler itirazda bulunduk. Ziraat Odaları bu işe el atmak için bize söz verdi. Ziraat Odaları bize hiçbir konuda yardımcı olmadı. Biz Aydın'a mahkemeye gittik. Bilirkişiler bu yerlerin tarım arazisi olduğunu bu yerlerin ekilip dikilebileceğini söylediler ve mahkemeyi biz kazandık. Kazandık ama Cumhurbaşkanı acil kamulaştırma adı altında 57 parsele tekrardan kamulaştırma davası açtı. Biz bunlara da itiraz ettik ama itiraz edemeyen arkadaşlarımız oldu. Gücü yetmeyenler buna itiraz edemedi. Bu davayı bireysel olarak Danıştay'a gideceği için maddi imkansızlıklar yüzünden bunu açamadı. 22-23 kişi kamulaştırmanın iptali davası açtı Bize hiçbir konuda destekte bulunmadılar. Halbuki 7 köyün içme suları bu yaylalardan geliyor. Bu 2 bin parselin tamamı ekilebilir dikilebilir araziler. Sayısız meyve sayısız ürün yetişmekte. Buğdayı, arpası, fasulyesi, börülcesi ve susuz domates bile bu yaylalarda yetişmekte. Elma, kiraz, kestane yeni yeni yeşil incir yetişmekte. Pazarlama amacıyla yeşil incir diken üreticilerimiz var. Biz sahipsiz kaldık. Bize ne muhalefetten ne de iktidardan hiçbir destekte bulunan yok. Ne yerel yönetim ne belediye ne Ziraat odası hiçbiri bu konuda yardımcı değil. Benim tek istediğim var. Cumhurbaşkanımızın bizim sesimizi duyması. Cumhurbaşkanımızın Muğla Akbelen'de olduğu gibi 190 parselin kamulaştırmasını iptal ettiği gibi bizim yerlerimizi de gözden geçirip kamulaştırmaları iptal etmesini istiyoruz. Muğla Akbelen'de 190 parsel arazinin tarım arazisi olduğuna kanaat getirilip araziler geri verildiyse bizim arazilerimizin de geri verilmesini tarım arazisi olarak kullanılmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.

Karacasuda Ureticiler Isyanda Tarim Arazilerindeki Kamulastirma Kararini Kaldirin 454475 7820384F3C49C3Db82E86949E9C0E223

"BİR DEDEM ŞEHİT BİR DEDEM GAZİ"
73 yaşındaki Süleyman Dedeoluk, "Hacıhıdırlar projesi bizim arazilerimizi etkilemektedir.  Cumhurbaşkanlığı acil kamulaştırma kararıyla tarlalarımıza el koymakta. Belediye olsun, Ziraat odaları olsun, milletvekilleri olsun arkamıza duracağımızı zannediyorduk. Bu arazilere her şey ekilip dikiliyor. Fasulye, börülce, elma, meyve, fındık, kestane ve daha niceleri. Buralarda çobancılık var. Hem küçükbaş hem büyükbaş hem de arıcılık var. Bunların hepsi yok olma aşamasında. 1952 doğumluyum. 1920'lerde dedem savaş gazisi olmuş. Şimdi bizim ailenin nüfusu 150'yi geçkin. Her gün ekmeğe aşa muhtacız. Şehirde yaşayanlar aile üyeleri bile bayramlarda geldiklerinde köyden bazlama istiyorlar. Börülce istiyorlar, nohut istiyorlar. Bu araziler elimizden giderse neyle yaşarız bilmiyorum. Benim bütün arazilerim yaylada. Ovada hiç yerim yok. Yayladaki tarım arazilerinin geçim kaynağımız. Yediğimiz bütün arpa, buğday hep bu arazilerden olmaktadır" dedi.

Karacasuda Ureticiler Isyanda Tarim Arazilerindeki Kamulastirma Kararini Kaldirin 454475 Ba450F895F5E04F1993Ff032A0406Dcf

"KÖY OLARAK BİZİ TOPTAN MI SATTILAR"
Sözlerini sürdüren Dedeoluk, "Devletimiz meyilli arazileri maliye olarak aldı. Orman zaten aldı. Elimizde sadece bu ekilir dikiler araziler kaldı. Başka bir arazi yok. Devletin sadece benden meyilli arazi diye aldığı orman diye aldığı  500 dönüm arazi var. Daha ne diyeyim. Sahipsiz olduğumuzu düşünüyorum. Bütün dünya tarımı güçlendirirken çiftçinin yanında olurken bizim çiftçilerimizin yanında kimse yok. Yanımızda kimse yok. Tarım arazilerimize el konuyor. Artık biz nereye gideceğiz. Köy olarak bizi toptan mı sattılar bilmiyorum. Ben 73 yaşındayım. Bizim hayatta olmamızın sebebi bu araziler. Başka yerde arazimiz yok. Meyilli arazileri maliye aldı, diğer yerleri orman aldı. Şimdi şirketleri neden bizim üzerimize salıyorlar. Tapulu arazilerimiz olduğu halde. Ziraatçiler neden bizim arkamızda durmuyor. Şu anda şirketin baskısından başka bir şey görmüyoruz. Siyasetçiler olsun, Belediye başkanı olsun, Kaymakam olsun hiçbiri arkamızda durmuyor. Biz vatandaş mıyız neyiz. Bir yandan çiftçilik geliştirilmek isteniyor, bir yandan bu bölgede tam tersi. Bizim bu siyasetçiler yok. Valimiz yok arkamızda. Ben istiyorum ki Ziraat Odası arkamızda olsun. Valimiz arkamızda olsun. Milletvekilleri arkamızda olsun. Bakanlar arkamızda olsun. Biz kimliğimizi görelim. Eğer bu yerler bizim elimizden alınırsa biz nereye gideceğiz. Geçimimizi neyle sağlayacağız. Siyasetçiler bizden sadece oy istiyorlar. Ondan sonra görmüyorlar. Yok hükmündeyiz onlar için. Benim dedemin biri şehit biri gazi. Bu konuda kendimizi çok sahipsiz hissediyorum. Bayrağımla mı Türklüğümle mi gurur duyacağım onu bile anlamıyorum şu anda" şeklinde konuştu.

Karacasuda Ureticiler Isyanda Tarim Arazilerindeki Kamulastirma Kararini Kaldirin 454475 A4261C16Abc0C1F97Aa4407E9740D6E6

"VAROLUŞUMUZUN SEBEBİ BU TARLALAR"
Dedeoluk sözlerini, "Bizim var oluşumuzun sebebi tarla. Çiftçilik, çobanlık. Bununla ayakta durabildik. 150 nüfus bununla geldi. Arazilerimizi parayla asla değişemeyiz. Para yenmez ki... Ben üç öğün ekmek yiyorum. Gıda yoksa neyle geçineceğiz. Nasıl yaşayacağız.  Köy yerinde başka iş sahası da yok. Ekmek yoksa paranın da bir anlamı yok. Bize hürriyetimizi versinler. Bizim üzerimizden ellerini çeksinler yeter. Para pul hiç bir şey istemiyoruz. Çalışmalar başlarsa ne yaparım bilmiyorum. Biz perişan olduk. Büyüklerimizin bizi görüp duymasını istiyorum. Ekmeksiz, havasız, susuz yaşanmadığını bilmeleri gerekiyor. Yaşamın birinci temel maddesi su ve ekmek" şeklinde sonlandırdı.

SU KAYNAKLARI ZARAR GÖRECEK 
Ataköy Muhtarı Hüseyin Dibek, "Köyümüzde yapılması planlanan Hacıhıdırlar Res projesi kapsamında bulunan 14 direklik proje söz konusu. Bazı tarım arazilerini rızayen satış yoluyla bazılarını acele kamulaştırma kararıyla işlemler hızlı bir şekilde yürüyor. Bizim açtığımız davada ÇED sürecinin durdurulması kararı verildi. Mahkeme köylüyü haklı buldu. Bu direklerin 4-5 tanesi bizim köylülerimize ait tarım arazilerinde. Ciddi zararlar vereceğinden endişeliyiz. Direklerin yapılacağı yerde 6-7 tane köyümüze ait su kaynağı var. Ataköy, Dedeler, Hacıhıdırlar, Karacaören gibi köylerimizin su kaynakları var. Köylülerimiz bu konudan ciddi şeklide rahatsız. Bu proje illa yapılacaksa direklerin tarım arazilerinden çıkarılmasını  istiyoruz" dedi.

Karacasuda Ureticiler Isyanda Tarim Arazilerindeki Kamulastirma Kararini Kaldirin 454475 A3763C4F48D8D4Adbd7Af6459Fb4733E

VATANDAŞ ARAZİSİ ŞERHLİ OLDUĞU İÇİN KREDİ KULLANAMIYOR
Orada her türlü tarımı yapabildiklerini ifade eden Dibek, "Elmasından, kirazından, kestanesinden, fasulyesinden, börülcesinden, tütün tarımında, arpa, buğday aklınıza ne gelirse  santralin kurulmak istendiği yerlerde yapabiliyoruz. Fakat rüzgar santrali adı altında tarım arazilerine direk dikiyorlar. Zaten bölgede 22 tane direk var. bunlar tarım arazisinde değil ama yaşadığımız çevreye zarar verip vermediğini tam olarak bilmiyoruz. Arazilerde toz kaynaklı zararlar meydana geliyor. Her sene vatandaşlarımızdan bir sürü problemler yaşıyoruz. Yeni yapılacak çalışma zararı daha da arttıracak.  Bu sebeple projenin tarım arazilerinden çıkarılmasını istiyoruz. 2 bin parselde bulunan şeyhlerin  yetkili merciler tarafından kaldırılmasını istiyoruz. Geçen hafta bu şerhlerden dolayı vatandaşın traktör kredisi onaylanmadı. 100 dekar yeri var ama Ziraat Bankası arazi şerhli olduğu için kredi kullanmasına onay vermedi. Bu konuların tez zamandan açıklığa kavuşmasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.

"ZİRAAT ODASI GEREKLİ DESTEĞİ VERMİYOR"
Yenice Muhtarı ve Çevre Koruma Derneği Kurucu Başkanı Cavit Paksoy, "2 yıldır Karacasu Ataköy, Hacıhıdırlar, Karacaören, Dedeler ve Denizli tarafından birkaç köy olmak üzere toplam 7 köyün ortak bir sıkıntısı var. Bu sıkıntı da RES kaynaklı sıkıntılar. RES'in temiz enerji olduğu, çevreye zararı olmadığı konusunda bir kanı var. Ancak RES'lerin yapıldığı bölgedeki halkla konuştuğumuzda onların şikayet ettiği konuları görme şansı buluyoruz. Babadağ'ın en büyük özellikli bu bölgede doğal bir şekilde yetişen kekik. Buradaki köylerde yapılan bal üretimi arıcılık. Onun dışında küçükbaş hayvancılık var. Dağın zirvesinde açılan devasa yollar, çam ormanlarının tahrip edilmesi, direklerin ayakları için patlayıcı kullanarak çukurların açılması az olan su kaynaklarının yer değişmesine sebep oluyor. En büyük sıkıntılardan biri de 2 binden fazla araziye konan hipotektir. Bu konuda en duyarlı olması gereken Ziraat Odası ve çiftçilikle uğraşan kurumlar olması lazım. Bu konuda buralardan gerekli yardımları alamıyor vatandaş" dedi.

Karacasuda Ureticiler Isyanda Tarim Arazilerindeki Kamulastirma Kararini Kaldirin 454475 298F4346B870C3774Fa301Dea2C153Fd

TARIM YAPILAN YERLERDE YAPILMASI DOĞRU DEĞİL 
Sözlerini sürdüren Paksoy, "Hipotek altındaki arazilerin sahipleri bankadan kredi kullanamıyor. Konulan bu şerhler ihtiyaç halinde ben bu arazileri elinizden alırım anlamını taşıyor. Ben bu Res'lerin bu kadar kalmayıp Karacaören, Ataköy, Palamutçuk üzerinden Yamalak'a, Aksaz'a kadar devam edeceğini düşünüyorum. Başka başka şirketler gelecek. Bu bölgede res kaynaklı iklim değişiklikleri var. Şubat ayında gördük. Babadağ bembeyazken Res'lerin altında kar yoktu. Rüzgar güllerindeki mıknatısların oluşturduğu manyetik alan arıların bu bölgeden uzaklaşmasına neden olacak. Daha kötü günler gelecek. Tel örgüyle çevrilerek küçükbaş hayvancılık yapanların bu bölgeye girmesi engellenecek. Hayvancılık yapanların alanları daralacak. Ondan sonra etin 500-600 lira olduğundan şikayet etmenin bir anlamı yok. Bir yandan ormanlara zarar verip bir yandan elektrik üretmek zıt şeyler. Bu tür tesisler İç Anadolu'da tarım arazisi ve orman olmayan bölgelere kurulmalı. Vatandaşlar tedirgin. Bizi arayıp arazilerimizi ellerimizden alacaklar mi diye soruyorlar. İnsanların kafası karışık. Çocuklarının geleceği için baktıkları arazilerinden ellerinden gitmesinde korkuyorlar. Siyasetçilerimizin ve çiftçiler sayesinde ayakta duran kuruluşların vatandaşın yanında olması gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

FİLİSTİN ÖRNEĞİ VERDİ
Köylülerden Ümit Söğüt, "2-3 yıl gibi bir sürede adamlar ellerini kollarını sallayarak geldiler. İşlemlerini yapmaya başladılar. Bu işin tek sorumlusu da. Bizim gibi görünüp bizden olmayanlar. Ziraat Odası Başkanımız yaylaya gelip çiftçinin, hayvancının, arıcının yanına gelip de sizin derdiniz nedir arkadaşlar, size nasıl faydalı olabiliriz dedi mi? Demedi. İktidarın il ve ilçe başkanlığı yapan arkadaşlar, milletvekilleri, 'Ya arkadaşlar sizi burada harcayacaklar' deyip yanımıza geldiler mi? Yok. Bu memleketin yegane geçim kaynağı  tarım ve turizm. Sen tarımını hallettin. Bu insanlar nereye gidecekler. Sonra düşünüp bakıyorsun. Herkes korkuyor bir şeylerden. Arazin toprağın gittikten sonra korkmanın anlamı ne? Bugün Filistinlilerin korkacak bir şeyleri kalmadı. En son canlarına geldi. Toprağına sahip çıkmazsan akıbetini olacak olduğun bu" dedi.

Karacasuda Ureticiler Isyanda Tarim Arazilerindeki Kamulastirma Kararini Kaldirin 454475 65A1A4F4B1F5A6B7C0Cdfc8B0F0E4D9B

"BÖYLE GİDERSE TARIMDA MAHKUMİYET ARTAR"
Sözlerini sürdüren Söğüt, "Ülkenin sorunu da bu. Askeriyenin başında Milli Savunma Bakanı eski asker, sağlık bakanı eski doktor, turizm bakanının bir sürü otelleri var. Bu ülkenin tarım bakanı ne iş yapıyor, necidir? Buğday almak için Rusya ve Ukrayna'dan gelen buğdayı karşılamak için Türk bayrağı ile karşılamaya gidiyorlar. Bu dağları böyle yaparlarsa bu insanlara sahip çıkmazlarsa başka ülkeden gelen pek çok şeyi karşılamaya giderler. Ziraat Odası Başkanı 25 yıl görevde kaldı şu memlekette. Şu anki görevi iktidar partisinin ilçe başkanlığı. Ödül müdür yani bu. 25 yılın sonunda köylünün anasını ağlattın. Ödül müdür yani bu. Biz seni ilçe başkanı mı yapıyoruzdur bu. köylü tek başına kaldı dağın başında. Biz bu röportajı dört yıl önce verdiğimizde Denizli-Aydın karayolunun dekarına 26 bin lira veriliyordu. insanlar devasa para olarak görüyorlardı 26 bin lirayı. Bugün Nazilli Uzun Çarşıda aileleriyle bir alışveriş yapsınlar. 26 bin liranın karşılığını görsünler. Aynısı olacak 3 sene sonra. Burada bunlara cazip gelen 100-150 bin lirayla çarşıda alışveriş yapamayacaklar" dedi.

"KARDEŞİM TOPRAĞINA SAHİP ÇIKACAKSIN"
Söğüt, "20 tane koyun, 20 tane tavuk bakarsın ekonomini döndürülebilirsin. Buradan yaylaya çobanın evine çıktığında çobanın senin önüne koyduğu yumurta, yoğurt, tereyağı, kaymak. Her şeyin de organiğini istiyoruz. Buralar talan olduğunda nereden bulacaklar  organik yumurtayı ve tereyağını. Ondan sonra süt tozuyla yaşamaya devam edecekler. Biraz cesaretli olup ya birleşecekler ya da böyle kaçak dövüşüp 3-5 kuruşa tamah edip ondan sonra 50 yıl sonra başka ülkeler de senin Filistin oluşunu izleyecek. Satmasaymışlar diyecekler. Kardeşim toprağına sahip çıkacaksın. Bilişimde, teknolojide dünyanın en zengin adamları toprağa yatırım yaparken senin ülkeni yönetenler senin elinden  yok pahasına toprağını almaya çalışıyor. En sonunda müstahaktır denilecek bu insanlara. Ata toprağı ya. Toprağına sahip çıkacaksın. İster bir dekar ister bin dekar olsun. Çünkü asfaltı yiyemezsin. Güneş enerjisi doğal enerjiymiş. Güneş enerjisi insanın karnını doyuruyor mu?  İşleyeceksin kardeşim o toprağını. Sen sanayi sitesine varıp 'buranın iklimi çok güzel ben burada tarım yapacağım' diyebiliyor musunuz? Aydın, birinci derece tarım alanıdır. Harran'dan, Çukurova'dan sonra. Ama sen yasanın altından girip üstünden çıkarak insanlara yapacak hiçbir şey kalmayacak. 2 bin parselde arazisi olan üretici nereye gidecek? Ondan sonra bir fabrikada 12 saat çalışacak, 12 saat uyuyacak" şeklinde sözlerini sonlandırdı.

Muhabir: ÖZGÜR DEDEOLUK