Karabay, pazarda ürün bolluğu yaşansa da asıl sorunun fiyatların yüksekliği değil, vatandaşın alım gücünün yetersizliği olduğunu vurguladı. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte pazarda sebze ve meyve fiyatlarında düşüş gözlemlense de vatandaşın poşetleri doldurmakta zorlandığını belirten Karabay, şu ifadeleri kullandı: "Şu anda her şeyin bol olduğu zaman. Ama önemli olan fiyatların düşmesi değil, alma gücüdür.

Alma gücü yoksa isterseniz ürünü 1 lira yapın, fark etmez. Domates 20-25 liraya düştü ama vatandaş alabiliyor mu? Önemli olan bu." Özellikle kış hazırlığı için salça yapacak olan vatandaşların maliyetler karşısında kara kara düşündüğünü ifade eden Karabay, sadece domates fiyatının değil; tüp, elektrik ve diğer ek giderlerin de kışlık hazırlık maliyetlerini katladığını belirtti.
"72 YAŞINDA HALA TARLADAYIM, AVRUPA'YI GEZMEM GEREKİRDİ"
Emekli bir devlet memuru olmasına rağmen üretmeye katkı sunmak için hâlâ tarımla uğraştığını söyleyen Karabay, ülkedeki emeklilerin durumunu kendi yaşamı üzerinden şu sözlerle eleştirdi: "Ben 72 yaşındayım ve hâlâ tarımla uğraşıyorum. Sabahleyin saat 6'da kalkıp tarlaya gidiyorum. Benim bu yaşta yatıp dinlenmem, Avrupa'yı gezmem gerekirdi. Ama biz hâlâ üretmek ve örnek olmak için koşturuyoruz. İnsanlara saygımdan ülke sevgimden dolayı tarımla uğraşmaya devam ediyorum. Toplumda iki gerçek var; biri zengin, biri fakir. Önemli olan zenginle fakirin nerede eşitleneceğidir. Gerisi tamamen boş laf."
"BUGÜNÜN ŞARTLARINDA EV ALMAK İMKANSIZ"
Geçmiş yıllardaki ekonomik koşullar ile bugünü kıyaslayan emekli asker, 25 yıl önce emekli olduğunu ve o dönemin şartlarında aldığı emeklilik ikramiyesiyle ev sahibi olabildiğini belirtti. Bugün bir emeklinin ikramiyesiyle ev almasının hayal olduğunu dile getiren Karabay, "Ben zamanında ikramiyemle ev aldım. Şimdi hadi bir babayiğit çıksın da bu şartlarda ev alsın görelim.
Eğer o zaman o evi almasaydım, şimdi ben de buralarda sürünüyor olacaktım" diyerek ekonomik daralmanın boyutuna dikkat çekti. Karacasu pazarında yükselen bu ses, üreticiden tüketiciye kadar pazar esnafının ve vatandaşın ortak sıkıntısı olan "alım gücü kaybını" bir kez daha gözler önüne serdi.
TARLADA ÇALIŞACAK GENÇ KALMADI
Ekonomik sıkıntıların yanı sıra yeni neslin ve tarımsal üretimin geleceğinden de büyük endişe duyduğunu dile getiren Karabay, gençlerin durumunu şu sözlerle özetledi: "Ben yarın sabah öleceğim. Siz gençler ne olacaksınız biliyor musun? Bittiniz, bittiniz. Tarlada çalışacak genç var mı şimdi? Yok. Neden yok? Biz öyle yetiştirdik gençleri. Biz eziyet çektik, siz eziyet çekmeyiniz diye okullarda okuttuk. Şimdi de onların alma gücünü bitirdiler. Kim bitirdiyse bitirdi, fark etmez."
MUHALEFET DE DERDİNİ ANLATAMIYOR
Yaşanan ekonomik darboğazda sadece yönetimin değil, muhalefetin de üzerine düşen rolü yeterince yerine getiremediğini savunan Karabay, siyasi kurumların tamamına seslendi: "Muhalefet de tam muhalefetliğini yapamıyor, anlatamıyor derdini. Mesele buradadır. Muhalefet de bizim, devlet de bizim, toplum da bizim. Onu çok iyi bilmemiz lazım."


