Küresel finans piyasalarında gözler yeniden dolara çevrildi. Jeopolitik risklerin artması, petrol fiyatlarındaki sert hareketler ve ABD tahvil getirilerinin yüksek seyri, Amerikan para birimine yönelik beklentileri şekillendiriyor.
Doların altı önemli para birimi karşısındaki değerini ölçen dolar endeksi, 12 Ekim Pazartesi günü 102,58 seviyesine yükselerek Nisan 2025'ten bu yana en yüksek düzeyine ulaştı.
Ancak 13 Ekim Salı günü Asya piyasalarındaki işlemlerde doların yükselişi bir miktar hız kesti. Endeks yüzde 0,2 gerileyerek 102,39 seviyesine indi.
Yaşanan geri çekilmeye rağmen dolar, son 18 ayın en güçlü dönemlerinden birini yaşamaya devam ediyor.
Piyasalarda doların bundan sonraki yönünü belirleyebilecek en önemli gelişmeler arasında ABD'nin açıklayacağı enflasyon rakamları ve ABD Merkez Bankasının (Fed) ekim ayı faiz toplantısı bulunuyor.
Orta Doğu'daki gerilim ve petrol fiyatları doları etkiliyor
Küresel piyasalardaki dalgalanmanın merkezinde Orta Doğu'da artan jeopolitik riskler bulunuyor.
Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları ve enerji arzına ilişkin endişeler, petrol piyasasında sert fiyat hareketlerini beraberinde getirdi.
Brent petrol, 12 Ekim'deki yükselişin ardından 13 Ekim'de gerilemeye başladı. Salı günü işlemlerin bir bölümünde yüzde 1,4 düşüşle 105,20 dolar seviyesine kadar indi.
Petrol fiyatlarında yaşanan artışlar, enerji maliyetlerini yükselterek küresel enflasyon üzerindeki baskıyı artırabiliyor.
Enflasyon endişelerinin güçlenmesi ise merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini destekleyebiliyor.
Öte yandan tahvil piyasalarında artan borçlanma maliyetleri ve bazı Avrupa ülkelerinin kamu maliyesine ilişkin kaygılar da doların son dönemdeki güçlü seyrinde rol oynuyor.
ABD'nin 10 yıllık tahvil getirisi, 13 Ekim'de yüzde 5,192 seviyesine gerilmesine rağmen yüksek düzeyini korudu.
Analistler, jeopolitik gelişmelerin ve enerji fiyatlarının seyrinin döviz piyasalarındaki dalgalanmaları artırabileceğine dikkat çekiyor.
Doların yönü için kritik tarih: 14 Ekim
Yatırımcıların odağında ABD'de açıklanacak eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisi bulunuyor.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosunun takvimine göre enflasyon rakamları, 14 Ekim 2026 Çarşamba günü Türkiye saatiyle 15.30'da yayımlanacak.
Açıklanacak veriler, ABD'de fiyat artışlarının ne ölçüde kontrol altına alındığına ilişkin önemli bilgiler sunacak.
Enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi halinde Fed'in faizleri yüksek tutma veya yeni bir artışa gitme ihtimaline yönelik değerlendirmeler güçlenebilir.
Beklentilerin altında açıklanacak bir enflasyon verisi ise faiz artırımına ilişkin beklentilerin zayıflamasına ve doların bir miktar baskı altında kalmasına neden olabilir.
Ancak piyasaların vereceği tepki yalnızca manşet enflasyon rakamına değil, gıda ve enerji fiyatlarından arındırılmış çekirdek enflasyona da bağlı olacak.
Bu nedenle çarşamba günü açıklanacak verilerin döviz, altın ve tahvil piyasalarında hareketliliği artırabileceği değerlendiriliyor.
Fed faiz kararı öncesinde beklentiler değişti
ABD Merkez Bankası, 15-16 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirdiği toplantıda politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti.
Bu karar, Fed'in 2023 yılından bu yana gerçekleştirdiği ilk faiz artışı oldu.
Eylül toplantısının ardından piyasalarda ekim ayında yeni bir faiz artırımı yapılıp yapılmayacağı tartışılmaya başlandı.
Son vadeli işlem fiyatlamaları ise Fed'in 27-28 Ekim tarihlerindeki toplantısında faizleri değiştirmeme ihtimalinin daha yüksek görüldüğünü gösteriyor.
CME FedWatch verilerine dayanan 13 Ekim tarihli piyasa değerlendirmesinde, faizlerin sabit bırakılma olasılığı yaklaşık yüzde 80,6 olarak hesaplandı.
Bununla birlikte bazı Fed yetkililerinin enflasyonla mücadelede ilave sıkılaşma ihtimalini gündemde tutması, aralık ayı toplantısına ilişkin beklentilerin de yakından izlenmesine neden oluyor.
Doların önümüzdeki günlerdeki seyri açısından 14 Ekim'deki ABD enflasyon verisi ile 27-28 Ekim'deki Fed toplantısı öne çıkıyor. Uzmanlar, Orta Doğu'daki gelişmelerin ve petrol fiyatlarının da küresel döviz piyasalarındaki etkisini sürdürebileceğini değerlendiriyor.




