Daphne ile Apollon

Ege topraklarının önemli zenginliklerinin başında meyve ağaçları gelir.

Bölge insanı büyük ölçüde zeytin, kestane ve incir gibi meyvelerle geçimini sağlamaktadır.

Önceki köşe yazılarımda bu önemli meyvelere defalarca yer vermiştim.

Bugünkü köşeme, bu meyveler kadar ticari değeri olmayan ancak çok önemli faydaları da olan değerli bir bitkiyi konuk edeceğim.

*

Mitolojiye göre Apollon, müziğin, sanatın, güneşin, ateşin ve bilincin tanrısıdır.

Apollon görür görmez âşık olduğu Daphne kızından ne yazık ki karşılık bulamaz ve kaçmaya başlar.

Aralarında durmak bilmez bir koşuşturma yaşanır.
Daphne yalnız başına dolaşmayı çok sever ve yalnızlık onun her şeyidir.

Daphne sonsuza kadar yalnız kalmaya yemin etmiş ve evlenmeyi hiç istemez.
Peneus ırmağı kenarında Apollon, güzeller güzeli Daphne kızına yıldırım aşkı ile âşık olmuştu bir kere.

Peşinden sürekli koşmaya başlamıştır.

Daphne de ondan korkar ve son sürat kaçmaya devam eder.

Daphne, Apollon’u sürekli reddeder.
Daphne, yorgun düşene kadar koşar, koşar, koşar.

Daphne'nin artık koşacak gücü kalmaz. Yere yıkılır ve Toprak Ana’ya yalvarmaya başlar;
“Ey Toprak Ana! Beni Apollon’dan kurtar! “

Daphne yorgunluktan ağrıyan bacaklarının sertleştiğini, odunlaşmaya başladığını hisseder.

Gri renginde bir kabuk göğsünü kaplar, güzel kokulu saçları yapraklara dönüşür ve kolları dallar halinde uzanır. Küçük ayakları ise kök olup toprağın derinliklerine doğru iner.

Daphne, ağaca dönüştüğünü hissedince “Meyvem ne yenilsin ne de içilsin.” der ve Defne Ağacı haline gelir.
Apollon sevdiği kıza sarılmak isterken bu Defne ağacına çarpar ve sarılır.

Apollon’un en sevdiği ağaç artık defne ağacı olmuştur. Daphne'yi asla göremeyecektir.

Ama Apollon için artık O, ölümsüzdür. Dalları ölümsüzlüğü temsil edecek, bu aşk Apollon'un başının tacı olacaktır. Başarılar bu taçla ödüllendirilecektir artık.

Bu mitolojik hikâye ile defne dalları da zeytin dalları gibi anlam kazanmıştır.

Defne artık başarının, ölümsüzlüğün bir simgesi, bir ödülü olmuştur.

Günümüzde dahi anıtlara bırakılan çelenklerde defne yaprağı kullanılmasının sebebi budur.

Hatta 2004 Atina Olimpiyat Oyunları'nda madalya kazanan medalistlerin başına defne yaprakları derilmiş Apollon Tacı takılmıştır.

Ayrıca;
Son yapılan bilimsel çalışmalarda defne yaprağının birçok faydası olduğu kanıtlanmıştır.

Bazı sağlık problemlerinden ve tehlikeli hastalıklardan kurtulmaya yardımcı olur.

Uzmanlara göre:

Defne yaprağının avantajları arasında sindirim bozukluklarını tedavi etmesi vardır.

Kan şekeri seviyesini düşürür ve defne antioksidandır.

Vücudun bir ay boyunca yemekte yiyerek ya da defne çayı içerek insülin üretmesi hızlanır.

Defne yaprağı zararlı kolesterolü yok eder ve vücudu trigliseridlerden arındırır.

"Soğuk algınlığı, grip ve şiddetli öksürük tedavisinde oldukça faydalıdır, çünkü zengin bir C vitamini kaynağıdır. İltihabı gidermek ve öksürüğün: şiddetini azaltmak için yaprakları kaynatıp buharını soluyabilirsiniz. "diyor uzmanlar.

Ancak alternatif tıpta en önemli dezavantaj "DOZAJ" dır.

Hani "her şeyin azı karar çoğu zarar" denir ya.

Az, öz, temiz...

*

İşte böyledir hayat.

Bir aşk masalı binyıllar sonra oluşan bir geleneğe dönüşüverir birden.

Havalar da soğudu artık.

Kışınız mutlu geçsin.

Sağlıcakla...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şenol Babacan Arşivi