Kuşadası

Satırla önyargıları parçaladı: Kuşadası’nın kadın kasabı 'Mine Sürücü'

''Çoğu için bu yolculuk, "Elinin hamuruyla erkek işine karışma" diyen seslere karşı verilen sessiz bir mücadeleyle başladı.Hayata karşı dimdik ayakta durabilmenin verdiği gurur, yaptığı işin cinsiyetini bir çırpıda siliverdi. Geçinebilmek adına adım attığı dükkanda, ezber bozan o güçlü kadına dönüşünü seyretti Kuşadası. Mine Sürücü iken Ada'nın kasap Mine ablası oldu.''

Abone Ol

​Kuşadası’nın hareketli sokaklarında, geleneksel kasap dükkanlarının arasında tanıştık Kasap Mine Sürücü'yle. Elinde çelik işlemeli satırıyla, tezgah arkasında hayata meydan okuyan ustalığını harmanlarken söylediği 'Hoşgeldiniz' sözünün ardında başladı sohbetimiz. Kuşadası kasap camiasında, bir elin parmakları kadar olan varlıklarıyla farkındalık yaratan kadın kasaplardan Mine Sürücü ile hayatı, erkek egemen iş kollarından biri sayılan kasaplık Mesleğindeki başarısı ve kadının çalışma hayatındaki yerini konuştuk.

''HİKAYEM HASTANE MUTFAĞINDAN KASAP DÜKKANINA UZANIYOR''

58 yaşındayım ve Söke Bağarası doğumluyum. 30 yıldır Kuşadası'nda yaşıyorum. Kasaplık mesleği ile tanışmadan önce Özel Kuşadası Hastanesi'nde 18 yıl mutfak bölümünde aşçı olarak çalıştım. Akabinde, kardeşime ait, kentin en eski kasap dükkânlarında biri olan Dost Kasap'ta çalışmaya başladım. 6 senedir tezgahına arkasındayım. Burada işe başlamadan önce biraz bocalamıştım. Yani, kadın olarak kasap olabilir miyim diye çok düşündüm ancak kardeşim ve mesai arkadaşlarım bu konuda bana çok fazla destek oldular. Uzun bir zaman onları çalışırken izledim. Etin kesimi, parçalara ayrılması, püf noktaları, kıyma ve köfte yapımı gibi konularda uzun bir süre dükkanın seyircisi oldum. Yavaş yavaş ta satır ve bıçakları kullanarak ekibin parçası olmayı başardım. Koca koca etlerden, sıyrılması zor kemiklere kadar her işin üstesinden geldim. Üniversite mezunu ve atanmayı bekleyen öğretmen bir oğlum var. O'nun huzurlu ve mutlu bir yaşam sürdürmesi için tüm çabam.

''KADIN'DAN KASAP OLUR MU? GERÇEĞİ İLE YÜZLEŞTİM''

Uzun yıllar özel bir hastanenin mutfak bölümü yemek personeli olarak görev yaptım. Tam, 18 yılımı verdim o mutfağa. Mutfaktan çıkıp kasap tezgahında çalışacak olmak kulağa ilk başlarda tuhaf gelse de hayatımı devam ettirebilme düşüncem kısa sürede bu sesleri susturdu. Benzer bir işten çıkıp giymiştim kasap gömleğini. Bugün, kasap denildiği zaman akılda resmedilen figür hep erkeklerden oluşuyor ve işte belki de sadece bu yüzden küçük te olsa adımlarım biraz duraksadı galiba. Dükkana gelen müşterilerle ilk göz göze geldiğimiz zamanlar benim için çok heyecanlı geçti. Kadın kasap olarak kendime ne kadar güvensem de tezgah arkasında, kanlı kasap önlüğü içinde ve elinde satırla bir kadın olarak var olmak, erkek egemen işlerde çalışan kadınların handikaplarını da ister istemez beraberinde getiriyor. 'Kadından kasap olur mu?'' sorusunun sorulmasından, açıkçası uzun bir süre saklanarak yaşadım.

''KADIN'DAN KASAP OLDUM''

Zaman geçtikçe işimde uzmanlaştım. Bu dükkanda ailemizin yılları ve alın terleri var. Bu yüzden, kısa zamanda ''Acaba yapabilir miyim'' adımıyla başladığım bu işi hayatımın bir parçası olarak kabullendim. Dükkana yıllarımı verdim ve çok severek çalıştığım için kısa zamanda müşterilerin de 'Kasap Mine Ablası' oldum. Sabah erken saatlerde evimden çıkıp ta dükkana geldiğim zaman evden hiç çıkmadığı düşünürdüm çünkü burası da benim evimdi. Kendi evime verdiğim özeni dükkanın her bir köşesi için gösterdim. 'Kadının elinin dokunduğu yerde çiçek açarmış' diye bir söz var, işte bu felsefe ışığında kasap dükkanında çiçekler açmasını sağladım. Müşterilerimizin hijyenik ortamda ve gönül rahatlığı ile alışveriş yapabilmesi için çalıştım. Aldığım paranın karşılığını verebilmek için çabaladım.

''ANNE ELİ TADINDA KÖFTEMİZ MEŞHUR''

Dost Kasap ailesi olarak etin her çeşidini müşterilerimize sunuyoruz. Doğal ve hijyenik ürünlerimiz ile de Kuşadası'na 30 yıldır hizmet veriyoruz. Dükkana gelen müşterilerimizi anne eli tadında köftemizle tanıştırdık ve kısa zamanda köftemiz dillere destan bir hal aldı. Kent sakinlerinin yanı sıra ilçe dışından da özellikle köftemiz için geliyorlar ya da kargo ile sipariş istiyorlar ve bu da bizleri çok mutlu ediyor. Müşterilerimiz ile etin pişirilme yöntemleri, yemek tarifleri üzerine sohbet ediyoruz.Kadın olduğum için ve mutfak kültürünü iyi de bildiğim için et satışının yanı sıra pratik bilgileri de esirgememeye çalışıyorum.

KASAP DÜKKANLARI KENTİN NABZININ TUTULDUĞU YERLERDENDİR

Müşterilerimiz ile aile gibiyiz. Kadınlar, nasıl kuaförlerini sık sık değiştirmezlerse kasap dükkanları da insanlar için öyle bir noktadadır. Bu dükkanda, et ürünlerini satmanın dışında kentin nabzını da tutuyoruz aslında. Her kesimden insanla günün 24 saati birlikte oluyoruz. Farklı hikayelere tanıklık ediyoruz aslında. Acıyı da, mutluluğu da gördüm bu tezgahın ardından. Yıllarca bizden kıyma alan emeklilerin, bugün ekonomik nedenlerden dolayı yavaş yavaş azaldıklarını da gördüm, yokluk nedeni ile camekanın önünde saatlerce bekleyenini de gördüm, mangal yakacak diye çeşit çeşit et alanını da gördüm. Her şey rağmen, yoklukla mücadele eden eli asla boş geri göndermedik. İnsanız. Dar zamanı da yaşadık ve mücadele ettik. Vicdan insan olmanın temelidir ve bu yüzden tezgahına arkasında huzurluyum.

''KADININ BU HAYATTA BAŞARAMAYACAĞI İŞ YOKTUR YETER Kİ İSTESİN''

Kasap olmak isteyen kadınlara bu mesleği kesinlikle öneriyorum. Kadınların bu hayatta yapamayacağı bir şey yoktur. Erkek egemen toplumun daha çok erkek egemen işlerinde çalışan kadınlar vazgeçmesinler. Sanayide, şoför olarak ya da kasap olarak çalışmak istiyorlarsa çalışsınlar çünkü kadın istediği zaman sadece başarır. Kadın olarak kasap oldum ve mesleğimi büyük bir aşk ve sevgi ile yapıyorum. Burada, "Satırı nasıl tuttuğun değil, hayata karşı nasıl dik durduğun önemlidir'' bana göre. Bir yanda devasa çelik satır ve keskin bıçaklar ve diğer yanda önyargıların ördüğü görünmez duvarlar. "Erkek işi" denilen, kaba kuvvet ve sertlik gerektirdiği düşünülen kasaplık mesleği, son yıllarda ülke genelinde kadınların dokunuşuyla bambaşka bir ruha büründü. ​Kadınların elleri, deri yüzerken ya da kemik sıyırırken nasır tutsa da, müşterilerine bir paket et uzatırken takındıkları o içten gülümseme, soğuk dükkanları bir anda yuvaya dönüştürüyor. Müşterilerimiz sadece et almaya değil o güven veren, tertemiz ve "anne eli değmiş" gibi hissettiren atmosferi solumaya geliyorlar. "Bize 'nasıl yapıyorsun o kadar ağır işi?' diye soruyorlar. Bilmiyorlar ki biz hayatın tüm yükünü sırtlanmaya alışmışız; bir gövde eti parçalamak inanın hayatı sırtında taşımaktan çok daha kolay. Kadın kasaplar olarak, Kuşadası'nda, mahalle aralarından dev marketlere kadar her yerde, satır sesleriyle bir özgürlük senfonisi yazmaya devam edeceğiz.