Pazar günü kimin Anneler günüydü?

Abone Ol

* Anneler Günü, popüler kültür tarafından ekonomiye hareket kazandırmak için türetilmiş tıpkı Sevgililer Günü, Kadınlar Günü, Babalar Günü gibi özelleştirilmiş günlerden biri olduğunu bilmeyen yoktur.
Bu günler özünde farkındalık günleridir.
Anne bir güncük mü anılır? Sadece yılda bir mi hatırlanır o cennet kokulu varlık?
Veya baba, veya sevgili? *
Gelelim şimdi asıl konuya.
Defalarca köşe yazılarımda yazdım.
Üstüne basa basa söylüyorum. Anneler Günü, sadece biyolojik olarak anne olanların günü değildir. Mesela engeli olduğu için, (anne olmak istemesine rağmen) anne olamamak o kişinin suçu mudur? Onun karanfil koklamaya hakkı yok mudur? Hakkı yok mudur hiç evlenmemiş 50 li yaşlarda bir kadının anneciğim denilmeye? Manevi de olsa bir evlat kokusuna. Hani bir söz vardır ya, ’’İnsan, bir gülün peşinden koşarken ayakları altında ezdiği kır çiçeklerini göremez’’ diye. Biricik annelerimize incelik yapacağım derken incitilen nice kadınları da görmek gerek. Kucaklamak gerek onları da. Hangimiz bu inceliği düşündük? Soruyorum size,
Bu güzel günde hangimiz bu durumdaki kadınları aradık, hatırladık, hatırlattık? Daha yakın olmamız gereken onlarken sadece biyolojik annelerimize koştuk değil mi?
Bundan böyle Anneler Günü parolamız:
’’Anneler Günü, sadece biyolojik olarak anne olanların günü değildir’’ olsun. Sosyal paylaşım sayfalarında anneler gününde paylaşılan bu anlamlı mesajla da bire bir ölçüşüyor yazdıklarım. "Doğurmuş...
Doğurmamış...
Doğurduğunu bağrına basmış...
Doğurduğunu bağrına bile basamamış...
Doğurmadığını bile bağrına basmış...
Kendi anne olan...
Vicdanı anne olan...
Ruhu anne olan bütün kocaman yürekli kadınlara ve bir evlada anne gibi şefkatle sarılabilen adamlara da selam olsun... Gidenler nur olsun, kalanlar sağ olsun." İncitmeyin! Sağlıcakla...