Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde, kimininse tuzu yok
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde, kimininse tuzu yok.
(Barış MANÇO) Geçtiğimiz Cuma günü, Nazilli'nin Dallıca Mahallesi'nde faaliyet gösteren EKA GIDA'nın sahibinin babası Ali BİLDİRİCİ ile Sultanhisar'a gittik.
Ali abi, aslen Gaziantep’lidir. Yıllarca Bursa, İstanbul ve Balıkesir gibi birçok yerde gıda işletmeleri kurup, bu sektörde çok iyi çevresi olan ve daha sonra da bütün yatırımlarını çocuklarına devretmiş bir kişidir. Hem emekliliğinin tadını çıkaran hem de tecrübelerini işletme sahibi olan çocuklarına aktarıp onlara da yardımcı olan Baba gibi bir baba bir adamdır.
Kendisini tanımaktan onur duyduğum, özellikle gıda sektöründe hala AR-GE çalışmalarını sürdüren bir duayendir.
Cuma günü sabah erkenden Sutanhisar pazarını dolaşıp, oradan ata memleketim olan Güvendik köyüne uğrayacaktık. Dönüşte de pazar yerindeki salaş bir lokantada öğle yemeği yiyip dönecektik.
Ali abinin telefonu çaldı.
Hafta sonu Nazilli Ticaret Borsası'nın açılışı olduğu ve gelenlere Nazilli'mizin kestane şekerinden ikram etmek istediklerini söylediler.
Ali abi de "Ben çocuklara sorayım bizde var ise veririz, eğer yok ise bölgede bu işi yapan diğer arkadaşlardan temin ederiz" dedi.
Daha sonra kendi fabrikasını bile aramadan Ak-Kes işletmesinin sahibi Mustafa Bey'i aradı.
Mustafa Bey de elinde yeteri kadar kestane şekeri olmadığını söyleyince kendi fabrikasını arayıp ikram kalitesinde mevcut ürün olmadığı cevabını aldı.
Daha sonra Ali Bey.
Bursa'da çalıştığı bir arkadaşını aradı.
"Arkadaş, Nazilli Ticaret Borsası yeni hizmet binasının açılışı yapılacak. Benim Nazilli'de işleyip senin depoya yolladığım kestane şekerlerini varaklı kağıtla ambalajlatıp bana acele bir şekilde yollar mısın?" dedi.
Karşı taraf, "senin için hemen hallediyorum abi" deyince Ali abi de tekrar Nazilli Ticaret Borsası yetkilisini arayıp şekerleri hazırlatacağını söyledi.
Telefon trafiği bitmişti ancak biz Sultanhisar turunu planımızın en sonu olan sabah kahvaltısı ve öğle yemeği karışımlı yemekle başladık.
Kısa bir Güvendik Sulama Göleti ve Nysa Antik Kenti gezisinin ardından evlerimize döndük.
*
Ne olduysa Pazar günü olmuş.
Yok efendim SKANDAL,
Nazilli Ticaret Borsası açılışında konuklara NAZİLLİ yerine BURSA KESTANE şekeri ikram edildi.
Ak- Kes sahibi BİZ DURURKEN BURSA KESTANE ŞEKERİ niçin ikram ediliyor?
vs. vs. vs.
Ya arkadaş! Olaya bire bir şahit olmasam neyse,
Bire bir şahsen ve bizzat şahidim.
Haberlere konu iddiaların hiçbiri doğru değil.
Hani Anadolu'da yaygın bir söz vardır ya,
Eğri oturalım doğru konuşalım.
Kim ne derse desin Kestane Şekeri'nin mucidi de tescili de BURSA'ya aittir.
Oralarda bu işi öğrenip ustalaşanlar, bu işi artık KESTANE'nin anavatanı olan NAZİLLİ'de de yapılabilir deyip buralara işletmeler kurdular.
Özellikle gerek yurt içine gerekse yurt dışına bu ürünleri özellikle TOPTAN olarak satıyorlar.
Genel olarak da pastacılık sektöründe kullanılan teneke kutularda satılıyor bu kestane şekerleri.
Ancak BURSA'daki profesyonel perakende firmaları gibi bu işi ikramlık veya hediyelik olarak ve lokum gibi varaklı karton kutularda satılmıyor.
Çünkü Nazilli'de bildiğim kadarıyla BU TÜR PERAKENDE AMAÇLI PAKETLEME İŞLETMESİ YOK.
Kestane şekeri için ambalaj tesisinin olmaması
Nazilli Ticaret Borsası’nın suçu mu?
Değil.
Teşvik etmek, desteklemek Ticaret Borsalarının görevi mi?
Değil.
Keşke buradaki işletmeler özellikle kestane şekeri için kendi paketleme tesislerini kursalar da büyük bir çoğunluğu Nazilli ve Ödemiş dağlarının kestaneleri Bursa değil de Nazilli Kestane Şekeri diye raflardaki yerlerini alsa güzel olmaz mı?
Tüm dünyanın etkilendiği bu küresel ekonomik dar boğazda ve bu zor şartlarında Nazilli Ticaret Borsası muazzam bir hizmet binasına kavuşmuş.
Bunun gururunu yaşamak varken kestanenin kağıt ambalajının Bursa'da yapılmış, olmasıyla uğraşmamalıyız.
Birlik tohumlarıdır bizi geliştirecek olan.
Kenetlenmektir.
Aksini yaparsak kestane sezonunda Nazilli dağlarından mal sarıp Bursa'ya doğru yol alan kamyonların ardından bir tas su döküp,
"Seneye yine bekleriz" demeye,
Birkaç ay sonra da zor zahmet yetiştirip sattığımız kestaneler raflarda görüp,
"Vay be! Adamlar 3'e alıp işliyor, 300'e satıyor." demeye devam ederiz.
Sağlıcakla…