Mustafa Savaş: 2026 Refah Ve İstikrar Bütçemiz Olacak

Abone Ol

Üç dönem Aydın milletvekilliği yapan Mustafa Savaş, Aydın’a hizmetlerine ilk günkü heyecanıyla, hız kesmeden devam ediyor.

AK Parti Aydın Milletvekili, TBMM KİT Komisyonu Başkanı Mustafa Savaş, 2026 yılı bütçesiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

AK Parti hükümetimizin 24’üncü bütçesi olan 2026 Yılı Bütçesi’nin görüşmelerinin 14 gün süreceğini ifade eden Savaş, şunları söyledi:

“2026 yılı, milletimiz için reform yılı olacaktır. Bu konuda hükümetimiz kararlıdır.
Aziz milletimize layık bir geleceği inşa etme kararlılığımızı 2026 bütçemizde de göstermeye devam ediyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Son 23 yılda elde ettiğimiz tüm kazanımların daha da yükselişe geçtiği bir yıl olarak planladığımız bu bütçemiz, tam anlamıyla bir istikrar ve refah bütçesi olacaktır.

Ekonomik dönüşümden yeşil ve dijital dönüşüme, sosyal politikalardan eğitime, sağlıktan sanayi ve teknolojiye, tarımdan enerjiye kadar her alanda büyük bir dönüşümü hayata geçirerek ülkemizin gücüne güç katacağız.

Proje ve programlarımızı 2026 bütçemizle birer birer hayata geçireceğiz.

Her zaman olduğu gibi, bütçemizde en büyük payı geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın eğitimine ayırdık.
2002 yılından bu yana eğitimi en öncelikli meselemiz olarak gördük. Bu nedenle eğitim bütçemizi 2026 yılında 2 trilyon 896 milyar liraya yükseltiyoruz. Bu bir rekor yatırımdır.

Aydın’ımız da 2026 yılı bütçesinden hak ettiği payı alacaktır.
Aydın Şehir Hastanemiz, Aydın Adalet Sarayı, Sarıçay Barajı başta olmak üzere; eğitim, ulaşım ve altyapı projelerimizi hızla hizmete alacağız.

Aydın’ımızın her köşesi bu bütçeden payını alacaktır.
Şehrimizi Türkiye Yüzyılı’nın sembol şehirlerinden biri yapmaya devam edeceğiz.

Cumhuriyetimizin asrı aşan birikimi ve kazanımları zemininde, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu hayata geçirmek için;
Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı ve güçlü liderliğinde, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak gece gündüz çalışmayı sürdüreceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, Gazi Meclisimizde görüşmeleri devam eden 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin ülkemize ve milletimize hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum.”

**

ÖZGÜR GENÇLİK DEĞİL, REZİL GENÇLİK!

Ankara’da bir lisede çekilen görüntüler, öğrencilerin öğretmenlerine yönelik sergilediği saygısız tavırlar nedeniyle büyük tepkiye yol açtı.

Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntülerde bazı öğrencilerin öğretmenleriyle alay ettiği, sınıf düzenini bozarak dersin işlenmesini engellediği ve saygı sınırlarını aşan davranışlarda bulunduğu görüldü.

Kamuda disiplin kalmadı.
Öğretmenlere saygının, CİMER korkusuyla disiplin kurmakta zorlanan yöneticilerin, “Başıma ne gelir?” endişesiyle inisiyatif alamayan polislerin, hekime saygının azaldığı bir dönemden geçiyoruz.

Her türlü torpilin, ayrımcılığın, rüşvet düzeninin ve insan ilişkilerindeki bozulmanın hâkim olduğu bir sistem ortaya çıktı.

Bu zorbalık, öğretmene yapılan bu saygısızlık yılın skandalıdır.
Öğretmenleriyle alay eden bu öğrenciler mutlaka psikolojik değerlendirmeden geçirilmelidir.

Bu olay, “Çocuğumu özgür yetiştiriyorum” diyen anne babaların eğitim anlayışının iflasıdır.

Öğrencilerin tacizi sonucu yere düşen öğretmenin kolu kırılıyor.
Onuru ve gururu incinen öğretmen yine de “Şikâyetçi değilim” diyerek öğrencilerini sevdiğini söylüyor.

Bu, ölçülemeyecek kadar büyük bir insanlık ve karakter dersidir.

SAYGI, AHLAK, EDEP KALMADI!

Eğitimin evde başladığını hepimiz biliyoruz.
Bu yanlışı yapan çocukların anne babaları asıl sorumlulardır.

Ankara’da yaşanan olay sonrası gündeme gelen Fizik Öğretmeni Mehmet Canpolat,
“Benim yüzümden hiçbir öğrencim disiplin soruşturması geçirmesin. Hele okuldan uzaklaştırılmalarını istemem. Öğretmenlik fedakârlık mesleğidir.” dese de okul yönetimi ve Milli Eğitim gerekli soruşturmayı başlattı.

“Benim evladıma dokunamazsın” anlayışıyla yetiştirilen çocukların durumu ortada.
Milletçe utanç duyduk.

Eğitim uzmanları boşuna söylemiyor:
“Eğitim önce evde başlar. Evde eğitilmeyen çocuk, topluma ve memlekete faydası olmayan zorba bir birey olur.”

60–70 yıl önce öğretmen karşısında bacaklarımız titrerdi.
Bir yaramazlık yaptığımızda eve gider, “Öğretmen tokat attı” derdik; babamız da “Az bile yapmış” deyip bir tane de o vururdu.

Bizim zamanımızda saygı vardı, ahlak vardı, edep vardı.
Şimdi hangisi kaldı?

**

KURT PUSLU HAVAYI SEVERMİŞ!

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, küstah çıkışlarına devam ediyor.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun 2026 yılında açılacağını iddia edecek kadar ileri gitti.

Hep böyledir; düşene vurmak kolaydır.
Biz millet olarak kendi kendimize ayağımıza sıkıyoruz.

Kin, öfke ve hakaret dili siyaseti esir almış durumda.
Karşımızda titreyen Yunanistan’dan bile çatlak sesler yükselmeye başladı.

Puslu havayı düşman sever.
Bu gidiş ülkemize hayır getirmez.

Heybeliada Ruhban Okulu 1971’den beri kapalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti topraklarındaki bir kurum, Türk yasalarına aykırı faaliyet yürütemez.

ABD, Yunanistan ve Rum lobilerinin bu okul için baskı yaptığı bilinmektedir.
Biz ayrıştıkça, bir büyükelçi bile iç işlerimize karışma cesareti buluyor.

Güçlü Türkiye isek, bunlar olmamalıdır.
Herkes haddini bilmelidir.

Kardeşlik Türkiye’si diyoruz, terörsüz Türkiye diyoruz ama birbirimize kinle bakıyoruz.
Siyaset, millet menfaatini parti menfaatinin önüne koymalıdır.

**

BAŞKAN, DEMAGOJİ ÜSTADI OLMUŞ!

Nazillispor ile ilgili yaşanan gelişmeler, Nazilli’yi seven herkesin başını öne eğdirdi.

Nazilli’de doğmuş, büyümüş, ekmeğini bu şehirden kazanmış insanlar olarak Nazillispor’un başarılarıyla gurur duyduk.
Bugün gelinen nokta hepimizi yaraladı.

Nazilli adının bahis skandalıyla anılması, bu şehre yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Sayın Belediye Başkanı da rahatsız olmuş olacak ki, hemen savunmaya geçti.
“Benim bu şirketle ilgim yok” demekle bu iş bitmez Sayın Başkan.

O şirket, Nazilli’nin spor kulübünün adıdır.
Bu durum sizin ilgisizliğinizin sonucudur.

Bu iş, salonlarda vals yapmaya benzemez.
Spor; statlarda mertçe, dürüstçe mücadele etmektir.

Nazilli’nin adını taşıyan bu kulübün yaşadığı her sorun, bu şehirde yaşayan herkesi ilgilendirir.
Başta sizi ilgilendirir, sizi üzmelidir de.

At yarışlarını, deve güreşlerini, tarım fuarını iptal ettiniz.
Nazilli’de spor söz konusu olunca da sessiz kaldınız.

Soruyorum:
Makamda oturmak, dans etmek için mi başkan oldunuz?
Sorunları çözmek yerine ertelemeyi hizmet mi sanıyorsunuz?

Güzel hizmetlerinizi yazmak istiyorum ama ne yazık ki ortada hizmet yok.
Yaptığınız demagoji hizmet değildir. Bunu artık öğrenin.

Siz sporda da Beşiktaş taraftar grubu gibi misiniz?
“Çarşı… Her şeye karşı!”