MİT’in yayınladığı Lawrence belgelerine iyi bakınız derim.
Komplocu yaklaşımla değil, konuyu başka açıdan tahlil etme taraftarıyım.
Bu sebeple Maduro olayına “ters” ten bakalım.
Ama ondan önce birkaç not ve olayın seyrine bakmakta fayda vardır.
***
Türkiye’de FETÖ’cü bir gazete manşetten “Hür Dünya” nın Trump’ı durdurmasını istemiş!
Buna peh denir.
Kucağına oturduğunuz Kovboy’dan nasıl vazgeçtiniz?
Teröristleri iade etmeyen Üstlerinize nasıl da saldırıyorsunuz?
Bu bahsi diğer.
Bunu not olarak kaydedelim.
***
Asıl mesel şu: Nasreddin hoca merhumun eşeğine neden ters bindiğine soranlara karşı verdiği cevap gibi:
“Siz eşeğimin tarafında bakıyorsunuz. Benim tarafımdan baksanız benimle aynı görüşe sahip olursunuz. Ben eşeğe ters binmedim. Eşek ters gidiyor”.
Malum mesele: Venezuela…
Soru şu: Bu kadar kolay mı bir devlet başkanının kaçırılması?
Herkes bu haydutluğu konuşa dursun…
Biz şöyle ters bir sual soralım:
Maduro haydut devlet ABD’nin adamı mı?
Olaylar silsilesi çok basit ilerlemiş.
Venezuela Geçici Devlet Başkanı evvela ABD’ye efelenmedi mi?
Daha sonra yemin etti.
Yani haydut devlet ABD buna izin verdi, öyle mi?
İnsanın aklıyla kimse oynamasın…!
***
Şüpheli duruma bakar mısınız?
Venezuela ordusu…
Maduro' nun yakın çevresi…
Çok ilginç…
Maduro'nun yardımcısı Delcy Rodriguez'in yemin ederek Başkan oluyor.
Yemin töreninde ortaya çıkan tablo ise daha da ilginç.
Dikkat çekici olan husus şu:
Delcy Rodriguez'in yeminini kim yaptırdı dersiniz?
Delcy Rodriguez'in Meclis Başkanı olan abisi…
Maduro'nun oğlu Nicolás Maduro Guerra'nın yeni Başkan Delcy Rodriguez'e tam bağlılık bildirmesi de işin başka ilginç noktası….
Bu tablodan sonra şu soru sorulur:
Maduro'yu teslim mi ettiler?
***
Başka bir husus…
Hürriyet gazetesinin ABD muhabiri Yunus Paksoy “Şimdi bir dakika...” diyerek aklımıza karpuz kabuğunu getiriyor:
“Bu resmi hikâyede aklıma yatmayan bir yer var.
Amerikan uçakları ve helikopterleri Karakas’ı bombalarken yerel halk kopan gümbürtüye uyanıyor, videolar çekiyor, sosyal medyaya yüklüyor.
Bizim Maduro ve eşi, konuta yaklaşan helikopterleri, çıkan çatışmaları, konutun girilmesini... Hiçbirini duymadan fosur fosur uyumaya devam ediyor.
Öyle ki tam sığınağın kapısını kapatamadan enseleniyor.
Bu Maduro ne yiyor ne içiyor ki böyle ağır uyuyor?
Peki şu hiç aklınıza geldi mi?
Maduro ve eşi dışında herkes yerli yerinde.
Başkan Yardımcısı, Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı, İçişleri Bakanı...
Maduro, Amerikalı askerler geldiğinde süslenmiş baklava paketi gibi teslim edilmiş olabilir mi?
Geçelim işin sonrasına...
Maduro ve eşi mahkûm tulumlarıyla Manhattan’da mahkemeye çıktığı sırada Karakas’ta yemin töreni düzenleniyordu.
CIA’nin atı Rodriguez galip gelmiş, Anayasa üzerine yemin ederek Venezuela’nın yeni başkanı oluyordu.
Töreni yöneten kim? Meclis Başkanı. O kim? Rodriguez’in abisi.
(https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/yunus-paksoy/maduro-iceriden-satildi-43078433)
***
Venezuela’nın müttefiki! Çin ve Rusya nerede?
Olaydan kısa bir süre önce Çinli yetkililer Maduro ile görüşüyor.
Kısa süre sonra ABD Maduro’yu götürüyor.
Daha sonra Çin Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Devlet Başkanı Şi Cinping, şöyle beyanat veriyor: "Tek taraflı ve zorbaca eylemler, uluslararası düzenin altını oyuyor. Tüm ülkeler, diğer ülkelerin halklarının seçtiği kalkınma yoluna saygı göstermeli, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı'nın amaç ve ilkelerine bağlı kalmalı. Özellikle büyük ülkeler, bu konuda öncü olmalı."
Ne büyük ilkeler değil mi?
***
Esas soruya gelelim:
Günler öncesinden Maduro, Venezuela Devlet Başkanı sıfatıyla Trump’ın bütün taleplerini karşılamaya ve ABD’ye imtiyaz sağlamaya hazır olduğunu iletiyor.
Ne oluyor?
Maduro ABD’ye teslim ediliyor.
Artık bundan sonra havada uçuşan senaryolar…
Hangisi gerçek, ne kadarı doğru bilemiyoruz...
Esas soru ve kuşku şu:
- Acaba Maduro, gerçekte ABD'nin adamı mıydı?
ABD çıkarlarına hizmet etmeye yemin etmiş muhalif görünümlü bir kişi mi?
Neden bu ihtimal üzerinde durulmuyor?
Alın size eşeğe “TERSTEN” binme istiaresi/metaforu…!