Kültür Emperyalizmi ve Misyonerler

Abone Ol

Asrımızdaki eski sömürgecilik usulleri tarihe karışmakta, yerine daha sinsi ve gizli bir sömürgecilik ikame edilmektedir. Garp alemi Asya ve Afrika devletlerim eskisi gibi silah ve ordu kuvvetiyle sömürememektedir. Ancak, kültür, iktisat, ticaret sahalarında bu milleti soymaya ve kendi hizmetinde kullanmaya devam etmektedir. Bu yeni sömürgecilikte misyonerler ve onların açtıkları okullar mühim rol oynamaktadırlar. Bu okullarda zehirlenmiş olarak yetişen ve bulundukları memleketlerde idareci mevkilerine geçen kimseler, sinsi sömürücülerin emellerine alet olmaktadırlar. Öyle ki, Misyoner mekteplerinde yetişip, sonra da mühim mevkilere gelen bu türlü devlet adamları, kendi öz milletlerine, müstemlekecilerden daha fazla zulüm yapmaktadırlar. Onlar kendi vatanlarını bir «auto-colonie» olarak idare etmekte, içinden çıktıkları milleti ezip soymaktadırlar. Misyoner okulları gayrı Hıristiyan devletlerin milli istiklallerini ihlal eden zararlı müesseselerdir.

Değerli fikir adamlarımızdan Nurettin Topçu'nun misyoner mektepleri hakkında, aşağıda iktibas ettiğimiz satırları, meselenin bizdeki yönünü bütün çıplaklığıyla gözler önüne serecek bir belagattedir:

«Altı yüz yıldan beri dıştan yaptığı akınlarla muvaffak olamayan, son asırlarda ise ana yurdun sadece peyk ülkelerini kopararak ayıran düşman, zaferini temin için azar azar içimize sızdı. Ruhlarımıza mayasını karıştırmak istedi. Ve geçen asırda, Fatih'in İstanbul’u aldığı surlardan bu milletin kültürünü fethedeceğini söyleyen Amerikalı Hamlin'in (*) bu sözünün sembolleştirdiği davayı, yani kaleyi içinden alma davasını güttü. Zehirli iğnesini varlığımızın her tarafına geçirecek, mektebe, aileye, zevke, kazanca, sanata, ahlaka ve dine kadar bünyemizin her tarafına zehrini akıttığı halde kendini göstermeyen düşman, altı yüz yıllık aynı düşmandır. Dışımızda iken onu görüyor, ona karşı, cihad açıyorduk. Şimdi benliğimize girdi. Kültür halinde, san'at halinde, ahlak ve aile hayatı halinde, servet ve mülkiyet halinde, hatta din halinde bize nüfuz etti. Asıl benliğimiz olduğuna bizim içimizdeki safdilleri ve masum bir gençliği inandırmak istiyor, muvaffak olduğu yerde kanlı ellerini gösteriyor. 31 Mart hadisesini yapıyor, isyanları körüklüyor. Neron gibi Roma'yı yaktırdıktan sonra «Romalılar! Uyanın, ayaklanın! Hristiyanlar şehrinizi yakıyor!» diye tellallar bağırtıyor.
Şehirlerini kuşatan ordunun ezan sesleriyle dehşet duyan düşman, bu ezanların vatanında, ruhlarına çan seslerini sindirmek için sînesine aldığı nesilleri, kendi kültür yuvalarında zehirliyor. Bunun karşısında bin yıllık bir millet, neşriyatiyle, vicdaniyle, irfaniyle, üniversitesiyle bin yıllık bir millet lakayd duruyor. Nerede bu kültürün ibni Kemalleri?
Ecnebi mektep meselesi derin bir yaradır. Davanın siyasi zaruretleri bizi alakadar etmez. O hususa temas etmiyoruz. Ancak prensip itibariyle, her milletin kendi vatanında kendi mektepleri vardır. Yabancı mektepte okumak isteyenler, yabancı vatanlara giderler. Mektep, millet kültürünün, millet ruhunun bayrağıdır. Vatan topraklarında yalnız o bayrak dalgalanır. Yabancı mekteplerin yayacağı kültürler, bir memlekete medeniyet ve irfan getirmez, belki o milletin kültürünü yara bere içinde, perişan bırakır; millî şahsiyetin millet kültürü ile vücut kazanmasını imkânsız kılar, ileri bir milletin kültüründen faydalanmak için kültürün tarlası olan vatana gitmek lazımdır. Memleket içinde yabancı mektep, millet kültürünün ağacım köklerinden tahrip eden, ona zararlı bir nebattır. Kendi vatanında millî kültürünün değerlerini yaşatan yabancı mektep, vatanının dışında misafiri olduğu milletin kültürüne karşı koyan menfi bir kuvvettir, öz vatanında kendini isteyen çocuklarına sevgi ile sunulur. Yabancı bir vatanda, o vatanın çocuklarının kalbiyle, onlar ister farkında olsunlar ister olmasınlar, çarpışır ve kalblerini aşındırır. Her milletin vatanperverliği samimî olarak, kendi vatanında yaşanır. Başka milletlerin millî değerlerini tanıyarak faydalanmak isteyenler, onu, kültürün ancak kendi vatanında bulurlar.»
Misyonerlik faaliyetleri hakkında söylenecek sözümüz çoktur. Bu mev'zuda fikir adamlarımıza düşen vazife ve mes'uliyet son derece büyük ve ağırdır. Millî bünyemizi tahrip eden zararlı cereyanlar meyanında bu hareketi de inceleyip, halkı uyandırmak, yabancıların açtıkları mekteplere boykot ilan etmek, Hıristiyanlığa karşı reddiyeler hazırlamak bu cümledendir.
(*) Robert College'i kuran papaz. (Kaynak: M. Şevket Eygi, Hıristiyanlığa Reddiye, Bedir. Yay., İst.,1995)