Karacasu’da, işi bilenle işe gidenin farkı!

Abone Ol

Başarı bazen insanın genetik yapısıyla ilgilidir.
Herkesten aynı performansı beklemek, abesle iştigal etmeye benzer.
İnsanları birbirinden ayıran bu farklılıklar maalesef bir gerçektir.

Karacasu Belediye Başkanı CHP’li Mustafa Büyükyapıcı, Karacasu’da ikinci dönemini yaşıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, MHP’li belediye başkanından sonra Karacasu ilçesinde Mustafa Başkan ile ikinci kez belediye başkanlığını kazanmıştır.

Sanırım Karacasu halkı, başkanın;
liderlik vasfını, az konuşup çok iş yapma meziyetini ve hizmette herkese eşit mesafede durma anlayışını değerlendirerek tercihini yapmıştır.

Mustafa Başkan da görevinin hakkını fazlasıyla veriyor. Halk ve esnaf başkandan memnun.

Belediyeye ait ve kirada olan çok sayıda dükkân bulunuyor.
10 yılı dolan belediye dükkânlarını ihaleye çıkarma kararı almış.
Hiçbir esnafa “dükkânını boşalt” dememiş, kimseyi zora koşmamış, kiracı esnafı işgalci durumuna düşürmemiştir.

Ne demiş?
“Yasal görevimi yapıyorum ve bunu yapmak zorundayım.”

Kira bedellerini güncellemiş, fazla konuşmayı da gerekli görmemiştir.
Fiyat güncellemesi yapmış, “İhale bu bedelden başlayacak” demiştir.
Esnaf şimdi ihale gününü bekliyor.

Başkan, son bir yılda öncelikle yol ve kaldırımlardaki bozuklukların tamiratını yapmıştır.
19 bin nüfuslu Karacasu; halkı, esnafı ve belediyesiyle mutlu ve huzurludur.

Karacasu’ya gidenler bu huzuru görüyor, yaşıyor.

**

NAZİLLİ’DE… HAYAL KIRIKLIĞI!

Nazilli’ye gelince duruyor, düşünüyorum.
Tiyatro yönü güçlü, memuriyet hayatında dürüstlüğüyle bilinen bir isim olan Ertuğrul Tetik’i, belediye başkanlığı sürecinde tanımakta zorlanıyorum.

Seçim öncesi gittiği her yerde “Belediyeyi birlikte yöneteceğiz” diyen Başkan, kısa sürede tek tabanca oldu. Bunun nedenleri mutlaka araştırılmalıdır.

Büyükşehir Meclisi toplantılarında sergilediği kavgacı tavırlar yadırgandı.
Herkesi dinleyen ama bildiğini yapan Ertuğrul Tetik, tek başına kararlar almaktadır.

Göreve geldiğinden beri esnafla uğraşmaktadır.
Bir buçuk yıldır esnaf üzerinde oyundan oyuna geçmiştir.
İnadına siyaseti sevmiş, adeta siyaset cazgırı olmuştur.

Sanki hizmet yapmak için değil, esnafla uğraşmak için seçilmiş gibidir.
Sorunları çözmek yerine ertelemeyi hizmet sanmaktadır.

Nazilli’de kaldırımlar yaya yolu olmaktan çıkmış, motosiklet ve bisiklet yolu hâline gelmiştir.
Yayalar yürüyemez durumdadır. Görmezden gelinmektedir.

Yollardaki ve kaldırımlardaki bozukluklar umurunda değildir.
Çarşı içindeki kaldırımlar esnafın işgali altındadır.

O sadece konuşuyor. Hizmet yok.
El sıkma ziyaretleri çok, icraat yok.
Konuşmakta önüne geçen yok; adeta laf cambazı olmuştur.

Göreve geldiği günden bu yana iki yıldır bir çivi çakmamıştır.
Aldığı üç beş aracı hizmet diye anlatmaktadır.

Başarılı olmasını çok isterim ama ortada hizmet göremiyorum.
Kararsız Kazım bile ondan daha kararlı.

Yaptığı sadece laf kalabalığıdır.
Bu duruma üzülüyorum.

Şimdi de “Nazilli’yi turizmde cazibe merkezi yapacağım” diyor.
Projelerinin hazır olduğunu söylüyor.

Yapma Allah aşkına Başkan…
Uzun yaşam merkezi dediğiniz Nazilli, ölüm merkezi hâline geldi. Önce bunu önleyin.

Son marifeti ise otopark ücretlerine yüzde 100 zam yapmak oldu.
Aylık araç park ücretini 750 liradan 1500 liraya çıkardı.
Bu, acımasızca eleştirdiği hükümet zamlarından bile daha ağırdır.

Yılbaşı kutlamalarında belediye meydanına Noel Baba koymadığı kaldı.
İstediği zaman tasarruf yapmıyor, hovardaca para harcıyor.

150 bin nüfuslu Nazilli’de iki-üç araç almayı günlerce reklam yaptı.
Bunu marifet sayıyor. Bunlar Nazilli Belediyesi için hizmet değildir.

Sayın Başkan, büyük köy hâline gelen Nazilli sizden hizmet bekliyor.

Atatürk Parkı’ndan Otogar’a giden alt geçit her yağmurdan sonra kapanıyor.
Bu sorunu bile çözemediniz.

El sıkmayı bırakın, Nazilli’nin acil sorunlarına yönelin.

Sonuç olarak Başkanın karnesi şimdilik hiç iyi değil.
Bizden dostça söylemesi…
Gerisi tek tabanca Başkanın bileceği iştir.

**

ACILARI YAŞIYORUZ, DERS ALMIYORUZ

2025’in son gününde yine acılara gömüldük.
DEAŞ terör örgütü yine yaptı yapacağını, üç kahraman polisimizi şehit etti.

Böyle zamanlarda eski İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’nun bir sözü aklıma geliyor:
“Terör örgütünden ahlak bekleyen ahmaktır.
Terör örgütünden merhamet ve vicdan bekleyen vicdansızdır.”

Ne kadar doğru…

Ne yazık ki ders almıyoruz.
Terör örgütleriyle oturulmaz, konuşulmaz; sadece başları ezilir.
Disiplinli ve kararlı devlet bunu yapar.

FETÖ de böyle değil miydi?
İktidarın koltuğu altında palazlandılar, sonra devleti ele geçirmeye kalktılar.

Bu çağ dışı, kanla beslenen zihniyetlere nefes aldırılmamalıdır.
İçişleri Bakanlığı’nın her gün yaptığı operasyonlar bunu çok iyi gösteriyor.

Yalova’daki DEAŞ operasyonu bunun en somut örneğidir.
Yılbaşı akşamı yapılmak istenen katliama emniyet güçlerimiz izin vermedi.

Ancak üç şehit verdik. Ruhları şad olsun.
Bu Cumhuriyet, bu bağımsızlık böyle şehitlerle kazanıldı.

Operasyon sırasında bu vicdansızlar, öz çocuklarını bile kalkan yaptı.
Bu terör örgütünün kökü kazınmalıdır.
Merhamet ve hoşgörü, bu noktada aleyhimize işlemektedir.

Hiçbir siyasi parti menfaat uğruna bu gruplarla ilişki kurmamalı, teröre taviz vermemelidir.

İçişleri Bakanlığı’nın operasyonları kararlılıkla devam etmelidir.
Milli huzur ancak böyle sağlanır.

**

BU UYUŞTURUCU BOLLUĞU NEREDEN GELİYOR?

Bahis ve uyuşturucu, bir anda Türkiye’nin en çok konuşulan konusu hâline geldi.
Medya adeta bu konuların etkisi altına girdi.

Radyo ve televizyonlarda günlerdir bu haberleri izliyoruz.
İçişleri Bakanlığı’nın her hafta yapılan operasyonlar sonunda yaklaşık 900 kişinin gözaltına alındığını açıklaması, tehlikenin boyutunu gösteriyor.

Türkiye, ciddi bir bahis ve uyuşturucu belasıyla karşı karşıyadır.
Her gün yapılan operasyonlara rağmen bu belanın önü tam olarak kesilemiyor.

Büyük şehirlerde restoranlar ve gece kulüpleri adeta uyuşturucu deposu hâline gelmiş durumda.
Buralara gidenler uyuşturucu kullanmayı zevk olarak görmeye başlamıştır. Bu son derece tehlikeli bir tırmanıştır.

Ben Afgan uyrukluların bu konuda taşıyıcı ve satıcı olarak ön sıralarda yer aldığını düşünüyorum.
Afganistan’da uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu biliniyor.

Afgan sığınmacıların artan nüfusunu denetleyemiyoruz.
Türkiye, Afganlıların arka bahçesi hâline gelmiştir. Bu da tehlikenin başka bir boyutudur.

Uyuşturucu ve kumar, üst gelir grubunda yaşayanların bile tutkusu hâline gelmiştir.
Operasyonlarda gözaltına alınan profiller bunu göstermektedir.

Emniyet güçlerimizin işi her geçen gün zorlaşıyor.
Denetimsizlik, tehlikeyi daha da büyütüyor.

Zor günlerin eşiğindeyiz.
Önümüzdeki günlerde uyuşturucu baronlarıyla ilgili ciddi gelişmeler yaşanabilir.

Okul önlerine kadar inen uyuşturucu ve kumar çetelerinin önü mutlaka kesilmelidir.

Güvenlik ve emniyet güçlerimiz bunu mutlaka başaracaktır.