Hizmette vitesi yükselt, Başkan!

Abone Ol

“Herkes önce kendi evinin önünü süpürsün” sözüne çok itibar ederim.
40 yılı aşan basın hayatımda olaylara at gözlüğüyle bakmadım; çok yönlü baktım.
Yaşayarak çok şey öğrendim, tecrübeyi böyle kazandım.

Yerel haberlere çok önem veririm. Yerel gazeteciler basının kaynağıdır, merkezidir; en önemli birimidir.
Bu nedenle “herkes önce kendi evinin önünü süpürmeli” sözü çok önemlidir.

Bu değerlerden uzak çalışan gazeteci, “kendi başını yapamayan gelin başını yapar” durumuna düşer.

Şehirlerimizin çoğunda sorunlar aynı: kaldırım işgali ve motosiklet şikâyetleri yoğunlaşmaya başladı. Bu durum belediyelerin önemli sorunlarından biri hâline geldi.

Nazilli’de durum genelden farklı değil. Yayalara tahsis edilmiş kaldırımlar esnafın, motosiklet ve bisikletlerin işgali altında. Çarşıda başıboşluk hâkim.
Yollarımız ve kaldırımlar köstebek yuvasına döndü. Başkan hep konuşuyor; insanlar ise haklı olarak icraat bekliyor. “Biraz da yaptığınız işleri görelim başkan” diyor.

BORÇ ÖDEYENE MADALYA VERMİYORLAR!

Başkan her fırsatta borç ödediğini söylüyor. Doğrudur; önceki yönetimler Nazilli’ye ciddi borçlar bıraktı. Ancak bunun sürekli edebiyatını yapmaya gerek yok.

Memuriyet hayatınızdaki başarınız ve insan sevginiz millete referans oldu, başkan seçildiniz.
Ama borç ödeyene madalya verilmiyor başkan; biraz da hizmet üretin. İlk iki yılınız geride kaldı, muhasebe dönemi bitmiş olmalı.

Nazilli’ye hizmette atak döneminiz başlamalı.

Her belediye öncelikle kendi şehrindeki sorunlara çözüm bulmalıdır. Nazilli Belediyemiz bugün itibarıyla tarihinin en güçlü zabıta kadrosuna sahip. Hizmette disiplin sağlandı, güzel çalışmalar yapıldı.

Yeni zabıta müdürümüzle birlikte disiplin daha da arttı. Belediye zabıtası bu sorunları çözmeli; uygulayamayacağı konularda karar almamalıdır.

Nazilli çarşısında yollar ve kaldırımlar esnafın işgali altında. Zabıta, çarşı içinde motosikletlerin dolaşmasını bile önleyemedi. Çarşı çok karışık; halkın huzuru için radikal kararlara ihtiyaç var.

Sayın Başkan, en büyük şansınız sahada olmayı seven çalışkan bir kaymakamımızın bulunmasıdır.
Nazilli’de zabıta uygulanamayacak kararlar almasın, bugüne kadarki olumlu imajına gölge düşürmesin.

Kaldırımlar motosiklet ve bisikletlerin işgali altında. Her gün polise intikal eden olaylar yaşanıyor.
Önce huzur veren bir Nazilli’yi hep birlikte sağlayalım.

Yakında bu sorunlar önlenemezse yargıya intikal eden olaylar yaşanabilir. Belediye bu duruma düşmemek için öncelikle görevini yapmalıdır. Siz bunu başarabilirsiniz başkan.

**

AMERİKA “NÜKLEER ENERJİ” DİYOR… VURUYOR!

Adalet arayan sadece ülke insanları değil; dünya devletleri de adalet arıyor.
Dünyanın yeni bir düzene geçtiği iddia ediliyor. Bu düzen, güçlülerin zayıfları daha rahat ezdiği bir düzen olabilir.

Amerika son yıllarda dünyanın en güçlü devleti konumunda. Ona yakın güçte başka bir devlet yok. Ancak gelecek 10 yılda Çin’in Amerika’nın gücüne yaklaşacağı konuşuluyor. Aynı sürede Amerika’nın hangi teknolojik seviyeye ulaşacağını da bilemiyoruz.

Son yıllarda Amerika gözünü Ortadoğu’ya dikti. Afganistan’ı dağıttı. Irak’ı “nükleer enerjiye sahip” iddiasıyla vurdu, Saddam’ı devirdi ve ülkeyi harabeye çevirdi. Libya’ya da benzer suçlamalar yöneltti ve Kaddafi’yi devirdi.

Ortadoğu’da huzurunu bozamadığı tek ülke Türkiye.
Son 45 yıldır Türkiye’nin başına PKK, PYD ve SDG terör örgütlerini saran da Amerika değil mi?

Eğer bir Arap ülkesi olsaydık bugün ne durumda olurduk tahmin bile edemiyorum. Cumhuriyet rejimimiz ve ulus devlet yapımız bizi ayakta tutuyor. Demokrasiyle yönetilmemiz de Batı’nın üzerimize daha sert gelmesini engelliyor.

Şimdi sırada İran var. Yine “nükleer enerji” bahanesiyle İsrail’le birlikte İran’a saldırı ihtimali konuşuluyor.
Oysa ne İran, ne Afganistan, ne Irak ne de Libya nükleer güç sahibi ülkelerdi.

Böyle bir saldırı dünyaya çok pahalıya mal olur; Türkiye de savaşı sınırlarında hisseder.
Türkiye’nin karşısında Yunanistan ve Güney Kıbrıs hattı bulunuyor. İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs üçgeni Türkiye’ye karşı bir blok oluşturmuş durumda.

Böyle kritik bir dönemde iç siyasette birbirimizle boğuşuyoruz, düşmanlarımızın iştahını kabartıyoruz.
Sonra da milli birlik ve beraberlik söylemlerini dilimizden düşürmüyoruz. Bu çifte standarttan kurtulmalıyız.

**

DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇOKTAN ÇIKMIŞ

Dünya gerçekten bunalımlı bir dönem yaşıyor. Bu sadece ekonomik değil; asayişte, ahlakta ve toplumsal yaşamda da kendini gösteriyor.

Dünyada bir kısım halk açlıkla boğuşurken, maddi bolluk içinde yaşayan bazı kesimler lüks hayat adına sapkın zevklerin esiri oluyor. Böyle bir dünyada hak, hukuk ve adalet sağlanabilir mi?

Ortaya çıkan Epstein skandalı bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Dünyanın tanınmış siyasetçi ve iş insanlarının adının geçtiği iddialar dünya kamuoyunu sarsmıştır.
Küçük yaştaki çocukların istismar edildiğine yönelik iddialar büyük tepki doğurmuştur.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. İddiaların ayrıntılarına girmeyeceğim ancak dünyanın ekonomik ve sosyal alanlarda ciddi bir ahlak bunalımı yaşadığını görüyoruz.

Bu skandalın baş aktörlerinin topluma yön veren kişiler olması çok acı bir durumdur.
Olayda adı geçen Sayonara gemisinin Türkiye tarafından satın alınmış olması da ayrıca üzücüdür. Bu geminin böyle bir olayla anılmaması gerekirdi.

Ahlakın olmadığı yerde dürüstlük olmaz; hak, hukuk ve adalet aranmaz.
Dünya insanlığı işte böyle bir dönemden geçiyor. Yarınlarımızda ne olacağını bilmiyoruz.

Gelecek hafta: “Gençlik; şarkılarla şiddete, fuhşa, cinselliğe ve uyuşturucuya itiliyor.”