Farsî İran geçmişte de güvenilmezdi; şimdi de güvenilmez!

Abone Ol

Bunu biz değil, tarihi hakikatler söylüyor.

Derdimiz, bir milleti kötülemek değildir.

Ancak ırkçı Fars yönetimi İran’ın da gerçek yüzünü görmek mecburiyetindeyiz.

Asırlardır aynı terane.

Şia mezhepçiliğine bürünmüş Fars ırkçılığı.

Hep Türk düşmanı olmuşlardır.

Bunlarda kadir kıymet yoktur.

Elbette Türk Devleti’nin yöneticileri bizim gibi konuşamaz.

Konuşmuyorlar da...

Çünkü Türk Devlet aklıyla hareket ediyorlar.

Bu mevzuda çok ayrıntıya girip de Fars ırkçıları gibi yapmayacağım.

Ancak Türk Milleti’nin bu meselede kıyas yapmasına da vesile olacağım.

Tarih değişiyor.

Fars iki yüzlülüğü değişmiyor.

İçimizdeki aydıncıklar başta olmak üzere …

Türk Devleti’nin hoşgörüsünden faydalanıp İrancılık adıyla İran’a hizmet edenlerin düşmanlık safsatalarına da kulak asmayın.

Onların Farsçı İran’a karşı ruhları satılmış.

Kimse kusura bakmasın:

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim:

Farsî İran geçmişte de güvenilmezdi; şimdi de güvenilmez!

***

İki misal:

İşte son herzeleri…

BİR: MS 2026.

Hürriyet Gazetesi’nden sayın Abdülkadir Selvi’nin kulis bilgisi ve tespiti(06.02.2026):

Cumhurbaşkanı iki ülke arasında diyaloğun sağlanması için Trump ve Pezeşkiyan'la yaptığı görüşmelere, Arakçi ile yapılan toplantıya değiniyor. "Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız" diyor. Erdoğan'ın açıklamalarında İran'a yönelik bir sitem yok. Barışın sağlanması için müzakere zeminini güçlendirmeye çalışacaklarını söylüyor. Türkiye ile İran arasındaki fark bu. Devlet duygularla yönelmez. İdeolojik takıntılarla hareket edilmez.

Türkiye'nin ABD ile İran arasında yürüttüğü mekik diplomasisinin perde arkasına ulaştıkça yeni bilgilere ulaşıyorum. İran'ın talebi üzerine müzakereler İstanbul'dan Umman'a alındı. Ancak müzakerelerin Türkiye'de olması önerisi Türkiye'den gelmemiş. İran ve ABD, müzakerelerin Türkiye'de yapılması konusunda mutabık kalmışlar. Türkiye de ev sahipliği yapmayı kabul etmiş. Önce Türkiye üzerinde mutabık kalmışlar sonra ise İran'ın önerisi üzerine görüşmeler Umman'a alındı. Türkiye'nin bu konuda bir rahatsızlığı olmadığını ifade ettim. Türkiye, olaya yukarıdan bakıyor. "Önemli olan barış masasının kurulması. Biz barış masasının kurulmasını ve sonuç almasını destekleriz" deniliyor.

Türkiye, diplomasi yoluyla barışı sağlamaya, savaşı önlemeye çalışıyor. İran ise en zor döneminde dahi Türkiye ile rekabeti sürdürmeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tavrında bir sitem olmadığını söyledim ama İran'ın bu tavrı Türk halkında bir burukluk meydana getirdi. İran'ın istikrarı Türkiye'nin istikrarı dedik. İran'ın güvenliği Türkiye'nin güvenliği dedik. İranlılar bizim kardeşimiz dedik. Bunların hepsi doğru ve geçerli. Dileriz İranlı kardeşlerimiz bir felaket yaşamaz. Çünkü onların acısı bizim acımız olur. Ama İran'ın yaptığı kabul edilemez. Böyle kardeşlik olmaz.

***

İKİ: MS 552.

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl hocanın Kök Tengri’nin Çocukları çalışmasından (s.136).

Gök Türk Devleti batıda tam anlamıyla Sasani İmparatorluğu ile sınır komşusu olur.

Batı Gök Türk Devleti’ni yöneten İstemi Yabgu. (Batı Göktürk Devleti’ni yönetenlere verilen unvan. Doğu Gök Türk Devleti’ni aynı sıfatla idare edene de Kağan denir.)

Sasani İmparatorluğu’nun başında da Anûşirvân adında bir hükümdar (Aynı zamanda İstemi Yabgu’nun damadıdır. S.135).

Hadisenin tarihi serencamı şöyle:

Sasani hükümdarı Anuşirvan Batı Gök Türklerine vergi vermeye başlamıştı. Bununla birlikte yeni siyasi gelişmeler olmaya başladı. Sasani İmparatorluğu Maveraünnehir ticaret yolunu eline geçirmek istiyordu. Bu sebepten, ülkesinden Akdeniz ve Bizans limanlarına yapılan ipek ticaretini durdurdu. Böylece, Gök Türklere bağlanmış olan Soğd kavmini ekonomik zorluklara sokacak, hem de Gök Türklerini ipek vergisinden mahrum edecek, ekonomik açıdan zayıflatacaktı. Ayrıca Anuşirvan, İstemi Yabgu’nun gönderdiği elçileri hile ile öldürttü (…) Hile ile zehirleyerek öldürttüğü elçilerin İran sıcağına dayanamadıkları yalanını yaydı. İstemi Yabgu, bu yalana inanmamış olmasına rağmen yine de Sasanilerle münasebetlerini hemen kesmedi.

Hadise devam edip gidiyor. Meraklısı ilgili kitaba müracaat eder.

***

Şu iki devlet aklına bakar mısınız?

Bir tarafta (İran) iki yüzlü ve arkadan iş çeviren devlet.

Diğer tarafta Türk Devleti’nin siyasi aklı.

1.Cumhurbaşkanı iki ülke arasında diyaloğun sağlanması için Trump ve Pezeşkiyan'la yaptığı görüşmelere, Arakçi ile yapılan toplantıya değiniyor. "Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız" diyor. Erdoğan'ın açıklamalarında İran'a yönelik bir sitem yok.

2.İstemi, bu yalana inanamamış olmasına rağmen yine de Sasanilerle münasebetlerini hemen kesmedi.

***

Anladınız mı?

Değişen bir şey var mı?

On beş asır evvel de …

On beş asır sonra da…

Aynı tas; aynı hamam.

Benim açımdan (yönetim için ifade ediyoruz) İran’ın Türkiye’ye hasmane bakışı İsrail, Yunanistan, Almanya gibi ülkelerin farklı değildir.

Fiili durum böyle.

Yorum değil.