Evlilik Nedeniyle İşten Ayrılma: Kadın İşçi Ne Talep Edebilir?

Abone Ol

İş hukukunda evlilik, kadın işçi bakımından yalnızca özel hayata ilişkin bir tercih değil, aynı zamanda kanun tarafından tanınmış önemli bir fesih sebebidir. Evlilik nedeniyle işten ayrılan kadın işçi, koşulları mevcutsa kıdem tazminatı talep edebileceği gibi diğer işçilik alacaklarını da talep edebilecektir. Bu yönüyle evlilik nedeniyle işten ayrılma, sonuçları itibarıyla dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir iş hukuku müessesesidir.
1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14. maddesi uyarınca, kadın işçi, evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi isteğiyle iş sözleşmesini feshederse ve en az 1 yıllık kıdeme sahip bulunursa kıdem tazminatına hak kazanır. Burada evlilik olgusunun, hukuken geçerli sayılabilmesi için resmi nikâh ile kurulmuş olması zorunludur. Dini nikâh ya da fiili birliktelikler bu hak açısından evlilik olarak kabul edilmemektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.10.2016 tarihli, E. 2014/91136, K. 2016/968 sayılı kararında da açıkça ifade edildiği üzere; “Kadın işçinin evlilik sebebiyle fesih hakkı, evlilik tarihinden itibaren başlar. Bu hak, sadece kadın eşe tanınmış olup, resmi evlilik işleminin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.” Bu yönüyle evlilik nedeniyle fesih, yalnızca kadın işçiye tanınmış, süresi ve koşulları kanunla sınırlandırılmış özel bir haktır. Erkek işçiler açısından evlilik sebebiyle fesih kıdem tazminatına hak kazandırmaz.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2017/1746 Esas, 2018/5531 Karar sayılı ilamında da; evlilik nedeniyle fesihte bir yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu, bu süre geçtikten sonra yapılan fesihlerin kıdem tazminatı hakkı doğurmayacağı vurgulanmıştır.
Önemle belirtilmelidir ki; evlilik nedeniyle işten ayrılmak isteyen kadın işçi için bildirim (ihbar) süresi söz konusu değildir. Kadın işçi, ihbar sürelerine uymaksızın iş sözleşmesini sona erdirebilir ve bu durum kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz. Zira evlilik nedeniyle fesih, kanun tarafından haklı fesih niteliğinde kabul edilmektedir.
Mevzuatta fesih bildiriminin yazılı yapılmasına ilişkin bir zorunluluk öngörülmemiştir. Bununla birlikte, fesih iradesinin ispatı bakımından yazılı bildirim yapılması ve evlilik olgusunun belgelenmesi büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada sıklıkla gündeme gelen tartışmalardan biri, evlilik nedeniyle işten ayrılan kadının daha sonra başka bir işte çalışmasının, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kadının evlendikten sonra başka bir işte çalışmaya başlaması tek başına kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldırmaz. Kanun koyucunun amacı, kadının çalışma hayatından tamamen çekilmesini zorunlu kılmak değil, evlilik nedeniyle mevcut iş ilişkisini sona erdirebilme imkânını güvence altına almaktır.
Kıdem tazminatının hesabında ise; kıdem tazminatı, her bir tam yıl için 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanır ve bu brüt ücretin kapsamı son derece geniştir. Brüt ücretin belirlenmesinde, işçiye düzenli ve süreklilik arz edecek şekilde sağlanan tüm menfaatler dikkate alınmalıdır.
Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2020 tarihli, 2020/5964 Esas, 2020/13100 Karar sayılı ilamında bu husus açıkça ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda; yemek parası, yol parası, ikramiye, prim ve benzeri yan haklar, düzenli ödeniyor ve para ile ölçülebiliyorsa kıdem tazminatının hesabına mutlaka dâhil edilmelidir.
Kıdem tazminatının yanı sıra, evlilik nedeniyle işten ayrılan kadın işçi; varsa ödenmemiş ücret alacaklarını, fazla çalışma alacaklarını, yıllık ücretli izin alacaklarını ve diğer işçilik alacaklarını da talep edebilir. Bu alacakların talep edilmesi, kıdem tazminatı hakkından bağımsızdır ve ayrıca değerlendirilir.
Sonuç olarak; evlilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshi, iş hukukunda kadına tanınmış istisnai ve koruyucu bir düzenleme niteliğindedir. Bu düzenlemeler hem de yerleşik Yargıtay içtihatları ile güçlü biçimde güvence altına alınmıştır. Ancak bu hakkın süresinde, doğru gerekçe ile ve hukuka uygun şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır. Aksi hâlde telafisi güç hak kayıpları gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle evlilik nedeniyle fesih, yalnızca iş sözleşmesinin sona ermesi değil; aynı zamanda kadın işçi bakımından birden fazla mali ve hukuki sonucun birlikte değerlendirilmesini gerektiren önemli bir iş hukuku kurumudur.