“Dinlemek, cevap vermek için değil; anlamak için yapıldığında kıymetlidir.”
Uzun zamandır siyasetten bilinçli olarak uzak duran biriyim. Özellikle yerel siyaset, zamanla aynı söylemlerin tekrarlandığı, beklentilerin törpülendiği bir alana dönüştü. Bu nedenle Nazilli Belediyesi başkanlığı seçim sürecini de mesafeli izledim.
Açık söylemek gerekirse,
Ertuğrul Tetik’i seçim öncesinde tanımıyordum. Ne bir tanışıklığımız oldu ne de bir konuşmasını dinledim. Ses tonunu, hitabetini bilmiyordum; açıkçası hâlâ da bilmiyorum. Dolayısıyla ne olumlu ne de olumsuz bir beklentiyle bakmadım.
Ancak son günlerde sahada gördüklerim, bu mesafeyi yeniden düşünmeme neden oldu.
Mahalle mahalle gezmesi, vatandaşla doğrudan temas kurması ve sorunları yerinde dinlemesi dikkat çekici.
Daha da önemlisi, bu temasın sadece bir vitrin çalışması gibi durmaması. Belediyenin özellikle fen işleri ve temizlik işleri müdürlüklerinde sahaya yansıyan ciddi bir hareketlilik var.
Çalışmalar planlı, ekipler uyumlu ve gayretli.
Burada öne çıkan nokta, bireysel bir performanstan ziyade bir takım anlayışı.
Ekiplerin, mevcut imkânlarla, canla başla çalışması; yönetimde bir koordinasyon ve irade olduğunu düşündürüyor.
Bu noktada küçük bir serzenişi de not düşmek isterim. Birkaç ay önce fen işleri müdürlüğünün başarılı çalışmalarını konu alan bir köşe yazısı kaleme almıştım. Açıkçası, yapılan işlerin fark edildiğine dair küçük bir geri dönüş olur mu diye düşünmedim değil.
En azından kısa bir telefon, belki bir not… Ama olmadı. Yanıldım. Bu bir kırgınlık değil; sadece yerel yönetimlerde emeği takdir etmenin, görünür kılmanın da hizmet kadar kıymetli olduğuna dair küçük bir hatırlatma.
Elbette
Nazilli’de her şey sorunsuz değil. Özellikle imar müdürlüğüyle ilgili yaşanan sıkıntılar, kentte sıkça dile getiriliyor. Bunlar yok sayılacak meseleler değil. Ancak bir yerel yöneticiyi değerlendirirken, yalnızca sorunlara değil, o sorunlara yaklaşım biçimine ve çözüm iradesine de bakmak gerekir.
Sonuç olarak, Ertuğrul Tetik’i değerlendirirken onu yüksek sesli söylemlerle değil, sahadaki duruşuyla ve birlikte çalıştığı ekibin ortaya koyduğu emekle okumak gerekiyor. Yerel yönetimlerde gerçek değişim çoğu zaman büyük cümlelerle değil, küçük ama samimi adımlarla başlar.
Bu noktada esas mesele, sahada dinlenen her sözün, tutulan her notun, kayda geçen her şikâyetin karşılığını bulup bulamayacağıdır.
Halkı dinlemek önemli.
Asıl belirleyici olan ise, bu dinlemelerin icraata dönüşüp dönüşmeyeceğidir.
Ne dersiniz?
Sağlıcakla...