Bu hafta ne okuyalım? "Hizmeti"

Abone Ol

Dışarıdan bakınca insanların gerçek kişiliğini anlayabilir misiniz? Dürüst mü yoksa sahtekar mı? Bunu bilmek çok zor değil mi? Bırakın dışarıdan bir insanı bazen en yakınımızdaki sevdiğimiz, sonuna kadar güven duyduğumuz insanlar bile bizi hayal kırıklığına uğrayabiliyor! Dikkatli olmak gerek.
Yersiz, yurtsuz ve evsiz Millie…
“Arabanızda yaşıyorsanız sade bir hayat sürmek zorundasınız. Bir kere şarap & peynir partileri veremez veya yatılı misafir ağırlayamazsınız. En zoru da duş almak biliyor musunuz? Dinlenme tesisinin birinde bir duş buldum, dünyalar benim oldu. Ama hayatımı böyle devam ettiremem. Benım en kısa zamanda bir iş bulmam lazım.”
En iyi bildiğim işi yapabilirim.
Gazetede bir ilan…
“Hizmetçi Aranıyor!
Tam zamanlı gece(yatılı), 1 hafta gündüz şeklinde dönüşümlü çalışacak, ev temizliği ve düzeninin sağlanmasında deneyimli, ütü, çamaşır ve gerektiğinde yemek hazırlığı yapabilen, sorumluluk sahibi, güvenilir çalışanlar aranmaktadır.”
Winchesterlar’ın mütevazi malikanelerinde çalışmak üzere bir hizmetçi aranıyor. Dolgun bir maaşla tabii ki. Nina Winchester, eşi Andrew ve küçük kızları Cecilia ile ultra lüks bir evde yaşayan çok zengin bir ailedir. Evlerinde çalıştırmak üzere bir yardımcı aramaktadır. Aranan kişi hem hizmetçi hem bakıcı hem de aşçı olmayı becerebilmelidir.
“Sanırım yapabilirim. Umarım verdiğim CV ile ikna olup geçmişimi araştırmazlar. Son on yılımı hapiste geçirdiğimi bilseler beni işe alırlar mı acaba?”
Millie, bir haftalık bekleyişten sonra işe kabul edilir. Onun hayatında bu iş bir dönüm noktasıdır. Geçmişi onun kabusudur ama şansını zorlayıp bu iş becerebilirse araba evinden kurtulacak ve normal insanlar gibi yaşamaya başlayacaktır.
Mükemmel aile…
Nina, çok güzel bir kadın. Yakışıklı, zengin ve başarılı bir şirket sahibi koca ve annesi gibi bilgiç bir kız çocuğu…Kusursuz bir aile ve hiçbir eksikleri yok.İnsan böyle bir aileye sahipse daha ne ister değil mi? Acaba Winchesterlar gerçekten göründükleri gibi mi?
Zaman geçtikçe Nina’nın ve geçimsiz kızının hiç de normal olmadığı anlaşılır. Nina’nın tutarsız davranışları, söylediği yalanlar ve en yakın(!) arkadaşlarının Nina için söyledikleri şok edici sözler Millie’yi şaşkına çevirir. Bir de bunların üstüne Cecelie’nın kaprisleri evdeki ortamı çekilmez bir duruma getirir. Millie, bu işe gerçekten ihtiyacı olduğu ve eğer işi kendi bırakırsa kötü bir referansı olacağı için de zorunlu olarak dişini sıkar. Zaten yeni bir iş bulmanın ne kadar da zor olacağını bildiğinden her şeye ve herkese katlanmaya çalışır. Andrew hariç! Çünkü Millie için Nina’ya katlanmak ne kadar zor ise Andrew’un çekici ve seksi hali o kadar cezbedicidir. Andy’nin bu kadına nasıl katlandığını anlayamaz.
Andrew, karısının çok sinirli ve geçimsiz biri olduğunu bildiği için onu mutlu edecek şeyler yapmayı sever. Millie’den bir gün Nina’nın çok sevdiği çok ünlü bir oyuna bilet almasını ister. Gidecekleri tiyatro uzakta olduğu için de bir otelde yer ayırttırır. Ancak Nina, o gün kızını bir kampa götürmek zorundadır ve orada kalacağı için karı kocanın bu oyuna birlikte gitmesi mümkün değildir. Andrew, Millie’nin daha önce böyle bir gösteriye hiç gitmediğini duyunca ona birlikte gitmeyi teklif eder. Millie, bunu Nina duyarsa işinin sonu olacağını bile bile Andrew’in cazibesine dayanamadığı için kabul eder. Ama kendi kendine söz verir.Asla aralarında bir şey olmayacaktır. Andrew’a deli olsa da!.. Oyuna giderler ama gecenin başında… İlk önce tiyatro, sonra şık bir restoranda yemek derken ikisinin arasındaki dayanılmaz olan çekim gücü ile gece hareketli geçer.
Nina bu geceyi asla öğrenmemeli!.. Tabii ki Nina bu durumdan haberdardır.
Kısa bir süre sonra Nina ve Andrew arasında kavgalar başlar ve ilk fırsatta Andrew Nina ‘yı Cecilie ile evden kovar. Andrew ve Millie bu mükemmel ötesi evde aşklarını yaşamaya başlar. Millie, sürekli Anrew’un ne kadar mükemmel bir adam olduğunu ve Nina’nın bu adama sahip çıkmayarak aptal oluşuna hayret eder. Peki bu evliliği bitiren Nina ‘nın psikopatlığı mıdır gerçekten? Yoksa kimsenin bilmediği gerçekler mi vardır?
Bir cinayet soruşturması ile başlayan roman, geriye dönüş tekniği ile devam eder. Ölen kişinin karısının baş suçlu olduğu olayda gerçek suçlu kim? İyiler iyi, kötüler kötü mü göründüğü gibi mi her şey? Amerikalı yazar Freida McFadden, özellikle duygusal ve sürükleyici hikâyeleriyle tanınıyor. Yazar kitaplarında; aşk, aile bağları, sırlar ve kişisel gelişim temalarını başarıyla işliyor. Bu kitabında da sırları olan bir aile dramı var diyebiliriz. Kitabın yarısına kadar herhangi ilginç ve merak uyandıran bir olayla karşılaşmıyorsunuz. Cümleye başlayınca devamını getirmek çok da zor olmuyor. Ancak yarısından sonra düğümler çözülmeye ve gözleriniz dört açarak okumaya başlıyorsunuz. Başkarakterin sıra dışı gizemi gerçekten şaşırtıyor.. Okuyucuyu ters köşeye yatıran, kolay okunan psikolojik gerilim tarzında. Kitabın derinliği yok ve edebi yönü zayıf diyebilirim. Bu tarz kitaplar anlıktır. Okurken keyif verir merak uyandırır ve biter. İz bırakmaz. Olay ağırlıklıdır. Konusu ve anlatım tekniği ile benim çok tercih ettiğim bir okuma değildi. Seri halinde yayınlanan kitabın iki ve üçüncüsü de bulunuyor. Polisiye ve psikolojik gerilim kitapları sevenlerin kesinlikle okumaktan keyif alacağını düşünüyorum.

Merak edenlere keyifli okumalar.


KİTABA DAİR
Kitabın Adı ve Yazarı: HİZMETÇİ/FREİDA McFADDEN

Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih:1.Baskı Eylül 2025,Olimpos Yayınları İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:350

ALINTILAR

“Güvenebileceğim tek kişi kendimdim.
Nina her şeyi biliyordu. Kendime çok tehlikeli bir düşman edinmiştim.

Bu evden çıkarsam ellerim kelepçeli çıkacaktım. Fırsatım varken kaçmalıydım ama artık o fırsatı kaçırmıştım.”