Bu Hafta Ne Okumalıyım: 'Yavru Ceylan'

Abone Ol

Şimdi, şu anda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Mutlu musunuz? Yaşadığınız hayattan memnun musunuz? Nasıl birisiniz? Kendinizi tanıyor musunuz? Bu soruların cevaplarını biliyorsanız ne mutlu size! Ancak ya cevabınız “HAYIR” sa işte o zaman hayatla başa çıkma konusunda zor bir durumda olabilirsiniz. Peki neden cevapları bil(e)miyoruz? Belki biraz gerilere doğru gidersek bulabiliriz. Çünkü insanın kişiliği ve hayata bakış açısı çocukluğunda şekilleniyor aslında bir bakıma. Psikiyatristlerin ruhsal problemler yaşayan insanları tanımak ve tedavi etmek için onların geçmişini araştırmaları boşuna değil sanırım. Düşünün bakalım sizin çocukluğunuz ve devamında da gençliğiniz nasıl geçti?
Tiyatro sanatçısı Eszter…
Acı çeken bir kadın… Ama gerçekten acı çeken!.. Çocukluğunda yaşadığı sevgisizliği, hem en yakın hem de en nefret ettiği arkadaşı(!) Angela’ya olan hislerini ve ikinci kadın olmanın acizliğini dibine kadar yaşayan bir kadın. Eszter, Macaristan’ın kırsal bir kesimindeki köyde, savaş döneminde yaşayan fakir bir ailenin kızıdır. Babanın ilgisizliği, annenin piyano dersi vermek uğruna evini ve kızını ötelediği bir evde yaşamaktadır. Evin bütün işleri Eszter’ in üstündedir. Yalnızdır.Bu yalnızlık onu daha sert ve insanlara güvensiz biri haline getirmiştir.Çünkü çevresinde onu anlayan hiç kimse yoktur.
Eszter’in hayatını etkileyen en önemli insan öncesinde Angela sonra ise Lorinc’dır. Çocukluğunda, yaşadığı ilgisizlik ve yokluğun üstüne arkadaşım dediği Angela’nın ailesinin maddi olarak onlardan daha iyi durumda olması, ailesinin Angela’yla ilgilenmesi ve en can alıcı olay ise gençlik döneminde Angela yüzünden yaşadığı imkansız bir aşk onu çok yormuştur. Çünkü hayatının aşkı olan Lorinc, çocukluk arkadaşı Angela’nın kocasıdır. Eszter’in Angela’ya olan kininin asıl sebebi buradan geliyor.
Kitapta olaylar -aslında tam anlamıyla sürüp giden bir olay örgüsü yok- Eszter’in çocukluğu ile başlıyor. Parçalar halinde geçmişine dair zihninde kalan ve onu derinden etkileyen anılarından bahsediyor Eszter. Bu yaşadıklarını da ismi cismi geçmeyen birisine anlatıyor. Çocuk kalbinin en yalansız diliyle. Kalbi sevgi için atması gereken bir insanın ilk öne çocuk yaşında daha sonra da genç bir kadın olduğunda nasıl yaralı bir ceylana dönüştüğünün resmi. Bu değişim onun mutluluğunu elinden almış. Sonunda da kinin ne olduğunu çocuk yaşta anlayan ve bütün hayatı boyunca da içinden atamayan bir Eszter olmuş.
Olay ağırlıklı bir roman değil Yavru Ceylan. Öyle mutluluk saçan bir kitap da değil. Kitap incinmiş, gücenmiş, genç bir kadının iç dünyasındaki hislerini sevdiği adama –o bilmese de- kendince anlatarak bir rahatlatma şekli. Eğer siz de benzeri duygular yaşamışsanız Eszter, dilinize tercüman olacak diyebilirim. “İnsan, aynı anda sevdiği adamı/kadını hem çok sevip hem de ondan nasıl nefret edebilir” in cevabı bu kitapta. Sevgisiz büyüyen bir çocuğun sonrasında da aşık olduğu adam yüzünden içine düştüğü mutsuzluğunu, toksik bir ilişki yaşayan ötelenmiş bir kadının yaşadığı yalnızlığını ve hayal kırıklıklarını okuyacaksınız. Yalnız şunu belirtmeliyim ki okumak kolay değil. Çünkü olaylar arasında tam bir bütünlük ve sıralı bir olay örgüsü yok. Geçmiş ve şimdiki zaman arasında gel-gitler söz konusu olduğu için dikkatli okumak gerekiyor.
Macar asıllı yazar Magda Szabo’nun okuduğum üçüncü kitabıydı bu. En tanınmış kitapları “İza’nın Şarkısı ve Kapı” romanları beni çok etkilemişti.Özellikle İza’nın Şarkısı’ndaki İza ve annesi arasındaki ilişkisi, Kapı’daki Emerenc hala aklımdadır.Bu kitap biraz onların gölgesinde kaldı ama yine de bir kadın yazardan bir kadını okumak çok güzeldi. Kurgu ama gerçeğin ta kendisi olan bir kurgu. Eszter’i anladım, onun acısını hissettim. Geçmişinizle yüzleşmek, karanlık noktalarınızı bularak gün ışığına çıkmak ister ve Eszter’le tanışmak isterseniz buyurun okuyun efendim.

Merak edenlere keyifli okumalar.

KİTABA DAİR
Kitabın Adı ve Yazarı: Yavru Ceylan/Magda Szabo
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih: 1.Baskı 2013, YKY, İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:184

ALINTILAR:
İnsan başkaları onu düşündüğü sürece bu dünyada ölümsüzdür.”
Bir kez bile olsun biri, herhangi biri beni ben olduğum gibi önyargısız, koşulsuz Irma teyze ve Bent’in hatıralarıyla birlikte kabullenebilseydi! Sen bile kabullenemedin.”