Bu Hafta Ne Okumalıyım: 'Hayır'

Abone Ol

“Bu bir eskimek. Camus’un Yabancı’sında söylediği gibi “İyileşmeyen tek hastalık, yaşlılık”.
Bir geri dönüş yolculuğudur bu kitap. İnsan, belli bir zamandan sonra geçmişiyle yaşamaya başlıyor. İçinde bulunduğun zaman da sen gibi yaşlanıyor ve sen eskide kalıyorsun. Zaman ilerlese de zihnin geçmişle şimdiki zaman arasındaki bir yerlerde gidip geliyor. Çünkü birlikte büyüdüğün arkadaşların, eşin, kardeşlerin, sevgililerin ya ölmüş ya da terk etmiş seni. Yalnızsın, koca evde ve dünyada yalnızsın. Peki, ne yapacaksın? Yaşadığın zamanın hızına yetişemediğin anlarda zihnini geçmişe çevireceksin. En kolayı da bu değil mi? Öğrencileri, ailesi tarafından unutulmaya yüz tutmuş ölümün eşiğinde bir profesörün belleğinde iz bırakan anıları. Geçmişiyle hesaplaşması…
Prof. Dr. Aysel Dereli… Yıllarını bilimsel çalışmalara vermiş, Türkiye’nin aydın yüzü olmaya çabalayan, birçok üniversitede konferanslar veren ve ödüller alan toplumbilimci bir akademisyen. Yeni gençliğin sorunları, hayatı savunma biçimleri ve Nükleer Çağın Değerleri üzerine yaptığı kapsamlı incelemeleri ile doğrudan yaşanan hayata ilişkin araştırmalar yaparken birden ölümlere yönelen ,sona yaklaşmanın yılgınlığını yaşayan bir akademisyen.
Aysel, o akşam da bir ödül törenine davetlidir. Ancak artık ömrü boyunca aynı şeyleri yapmanın verdiği bir tükenmişlikle. Evet, söz verdi. O davete gidilecek ama öncesinde yapılacak işler var. Sabah erkenden kalkmak gerek. Teşekkür mektupları yazılacak. Faturalar ödenecek. Kuaföre gidilecek. Ama dur önce bir oturayım ayaklarımı dinlendireyim. Hayat beni yor(du)uyor.
Yalnız yaşayan yaşlı bir kadının/profesörün hem özel hayatı hem de akademik kariyerinde yaptığı hatalar, kaybettiği fırsatlar, döneminin içinde bulunduğu siyasi yapı (80 Darbesi) sebebiyle ruhundaki isyanlar…Eşi ile uzun zaman önce ayrılmışlar hem de çok can sıkıcı bir sebepten.Bir öğrencisi ile yakınlaşmaları dolayısıyla görevinden uzaklaştırılmış. Ülkenin baskı ile yönetildiği, insanların “aynı” olmaya zorlandığı bir sistemde özgür kimliğini korumak için çabalıyor… Ve Aysel, içeride ve dışarıda işte bunların hepsi ile tek başına şavaşıyor.
Aynılaşmaya Hayır!
“Bu dava Aysel Dereli’nin nezlinde tüm “Hayır” diyenlerin adına bir karşı duruştur. Kaç yaşında olursak olalım özgür kimliğimizi koruyabilmek adına: Yinelemeye hayır! Aynılaşmaya Hayır!
Bizleri yönetenlerin kendi koyup kendi kaldırdığı, dün tamam deyip bugün içine gelmeyen yasaları değiştirerek yalan yönetim buyruklarına:Hayır! Tarih önünde bu yapılanlara göz yumarak suçlu olmak istemiyorsak sırtımıza zorla binmiş yönetenlere: Hayır!”
Romanın özünü oluşturan bazı öne çıkan olaylardan biri döneme isyan, diğeri ise başkaharaman Aysel’in gözünde Türkiye’de kadın olmanın zorluklarını -başarıları ve başarısızlıklarıyla, inandıklarıyla, mücadeleleriyle, istek ve arzularıyla, kısacası tüm özellikleriyle- tüm çıplaklığı ve sıra dışılığı ile okuyucuya yansıtması bakımından müthiş bir eserdir.
Dar Zamanlar üçlemesi…
“Hayır” Adalet Ağaoğlu’nun “Dar Zamanlar” serisinin üçüncü kitabı. İlk kitabı “Ölmeye Yatmak” Aysel’in bir otel odasında intihar etmek istemesi üzerine geçmişine yaptığı bir yolculuktur. İkinci kitap “Bir Düğün Gecesi” yeğeni Ayşen’in düğününde başta eşi Ömer olmak üzere tüm aile bireylerini ve yine döneminin eleştirisini yapar. Bu kitapta da serinin daha önceki kahramanlarından bahseder. Geriye dönüş tekniği bu serinin en önemli özelliği.Bu sebeptendir ki olaylar şimdi ve geçmiş ile içi içe. Olayların ve kahramanların takibi kitaba hakimiyet için serinin sırası önemli. Çünkü bir anda kendinizi ilk kitaptaki bir olayın içinde bulabilirsiniz. Geçmiş, şimdi ve gelecek tasarısı, sanrılar ve hayaller arasında, metindeki zamanı yakalamakta zorlanabilir, olaylar ve kişiler arasında bağlantıyı kuramayabilirsiniz. O yüzden önceki kitaplarını okumadan bu kitabı okumayın derim.


Çok seviyorum. Roman kahramanlarının günlük hayatları içinde aklından geçirdiklerini en doğalından aktarmalarını çok seviyorum. Kendimi buluyorum bu monologlarda. Aaaa, evet diyorum aynı böyle işte! Aysel’in kendiliği ve gerçekliği beni ona daha doğrusu Adalet Ağaoğlu’na hayran bırakıyor. Bu son kitapta artık bir bütün olduk kahramanlarla. Ben yazarı geç tanıdım ama geç de olsa iyi ki tanışım diyorum. 20. yüzyıl Türk edebiyatının en önemli “kadın” romancılarından biri kesinlikle. Çünkü bana bambaşka bir bakış açısı kazandırdı. Kadın yazarlara olan bağlılığım daha da arttı.Bu kitap düşünebilen insanlara hitap ediyor.Hayatı sorgulayan ve bu hayatta var olma sebebini bulmak isteyen insanlar için yazılmış. Eğer sığ bir hayat sürüyorsanız -ki eğer düşünmüyorsanız bunun da farkında değilsinizdir- bu kitabı okumayın! Çünkü o vakit yazarla ayrı dünyaların insanısınız.


KİTABA DAİR
Kitabın Adı ve Yazarı: Hayır/Adalet Ağaoğlu
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih:1. Basım 1987-1988, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:307

ALINTILAR:
“Bu ülke düşünce insanlarımızı yerden yere çaldı, onları vurdu, vuramadıklarını yaraladı, bilim yuvalarının dışına kovdu; onlar için birazcık iyi bir şey yapmak zoruna kaldıysa, bunda da hep geç kaldı. Yaşlılar madalyaların ağırlığını nasıl taşısın? Ölüler güneşi ne yapsın?”
Kimse kendine kalmıyor, kendinin efendisi olamıyor. Her şey darbelere, yarışmalara, ödüllere göre. Cehennem başkaları değil.
Kendi hayatını yaşayamayan, başkalarınınkini de öldürür.