Bu Hafta Ne Okumalıyım: 'Bir düğün gecesi'

Abone Ol

Bizim ülkemizde yurdum insanını ve onun hayat görüşünü, zihniyetini gözlemleyebilmek için belli yerler vardır. Mesela Meclis, mesela semt pazarları mesela devlet daireleri. Bizi anlamak adına en doğru ve yalansız yerler işte tam da oralardır. Halkın nabzı her yönden oralarda atar. Bir de düğünlerimiz vardır ki insanların tepeden tırnağa birbirini süzdüğü, etrafta eksik yüksek ne varsa bulup, yeri gelip bir gün lazım olur mantığı ile düşünüp hafızasının bir yerlerine kaydettiği. Herkes mutludur (!) düğünlerde. Şık hanımlar, yakışıklı beyefendiler salınır duru etrafta. Işıl ışıl bir gecede her şey tam da olması gerektiği gibidir. Acaba gerçekten öyle midir? Düğün sahipleri başta olmak üzere bir de davetlilere sormak gerek bunu?
Kıymetli evlatlarımız Ayşen ve Ercan’ın bu mutlu gününde
siz değerli dostlarımızı da aramızda görmekten
mutluluk duyarız.
Av. İlhan Dereli-Müjgan Dereli-Tümgeneral Hayrettin Özkan-Nuriye Özkan

Yıl 1972…Anadolu Kulübü’nde bir düğün. Ünlü avukat, müteahhit İlhan Dereli; kızını, ordumuzun kıymetli komutanı Tümgeneral Hayrettin Paşa’nın oğlu ile evlendiriyor. Ne büyük mutluluk! Ailelerin ve sosyetenin onaylayacağı bundan daha doğru ve yerinde bir izdivaç olamaz.
Birbirini seven iki gencin mutluluğuna şahitlik edilen sıradan bir düğün eğlencesi gibi görünse de aslında bu düğün ; genç çiftin ailelerinin konumu ve gelen misafirlerin itibarı dikkate alındığında ülke panaromasının bir yansımasıdır. Kahramanlar üzerinden yapılan çözümlemelerle hem toplumun içinde bulunduğu sosyal ve siyasi olayların hem de aile içindeki hesaplaşmaların bir gözlemidir. Askeri otorite ile sermaye gücünün bir evlilik üzerinden resmiyete kavuşmasıdır.12 Mart siyasi olaylarının olduğu yıllarda sağ ve sol görüşteki insanların düşünce yapılarını, zıtlıklarını anlatması bakımından da önemlidir.
Kitap, Adalet Ağaoğlu’nun Dar Zamanlar serisinin ikinci kitabıdır. İlk kitap Ölmeye Yatmak kitabında bu kitabın başkahramanı Ömer’in eşi Aysel’in var oluş çabasını ve kadının toplumdaki yerini sorgular. Burada ise artık Aysel’in eşi Ömer ve kardeşi Tezel vardır. Kitapta sadece bunlar değil hemen hemen bütün kahramanlar iç sesleri ile gerçek fikirlerini ortaya dökerler.
İlhan… Ailenin övünç kaynağı. Anacığının değerlisi, başarı timsali. Gençliğinde Türkçü, milliyetçi olan İlhan, arkadaşlarından yediği ihanetler sebebiyle aradığı heyecanı ve mutluluğu bulamayınca sonradan hakkını para ve itibardan yana kullanır ve zengin olur. Romanın toplumda çıkarları için her şeyi mubah gören kodamanıdır.
Ömer…Üniveristede ekonomi profösörüdür. Ayşen’in –gelinin- hem aşık hem de hayran olduğu kişidir, solcu olma sebebidir. Ömer’in romanda sunucu denecek bir rolü var aslında. Bütün karakterlere mikrofonu uzatır. Onların tek tek içlerini dökmelerini sağlar. Sonra sazı yine alır eline. Devrimcidir ama pasif. Gençlik yıllarında gösteremediği cesaretsizliğin ve aile içinde de –özellikle Aysel ile evliliğinde- sessiz kalıp doğru bildiklerini söyleyememenin ezikliğini yaşar. Bu düğün onun için bir itiraf günüdür.
Tezel…Evin en küçüğü ,asi kızı. Ressam. Abisi İlhan ile ayrı dünyalarda yaşıyorlar.Düğüne abisinin aldığı uçak bileti ile değil kendi parası ile aldığı otobüs bileti ile gelecek kadar da gururludur.Yol boyunca geçmişine gider, düğün boyunca da aile içindeki yaşadığı haksızlıkları düşünerek durmadan içer. İçtikçe de içini döker.
Kitabın en masum ve yaralı kızı Ayşen. O da yaralıdır. Babası ile görüşleri farklı olduğu için anlaşamamış, arkadadaşlarıyla ise bir burjuva kızı olduğu için. Her iki taraf da onu dışladığı için en mutlu günlerinin gerçek bir devrimci gibi hapiste geçirdiği günler olarak görür. En sonunda da ailesine karşı gelemez mutlu bir evliliğe “EVET” der.
Yazar Adalet Ağaoğlu’nun bir dönemin tarihine -12 Mart Muhtırası- ışık tutan bu kitabı 1970’li yılların siyaset, ordu ve iş dünyası insanları arasındaki çıkarları ve bu çevredeki insanların konumlarını korumak için nasıl kırk takla attıklarını anlatıyor. Roman kahramanlarının hiç kimseye itiraf edemediklerini dile getirdikleri iç dünyalarına bir yolculuktur. Bir bakıma da psikloljik bir tahlil kitabıdır. Zaman belki bundan elli yıl öncesinde geçse de şu an ki içinde bulunduğumuz dönem dikkate alındığında çok da bir şeyin değişmediğini gösteriyor. Bizi kurgudan çıkarıp gerçek dünya ile yüzleştiriyor. Buradan da edebi eserlerin -kurgu da olsa -ne kadar doğru şekilde gerçekleri yansıttığını bir kez daha görebiliyoruz.
Romanda geçen zaman dilimi sadece bir gece olarak görünse de geriye dönüş tekniği ile yazıldığı için dikkatli bir okuma gerektiriyor. Ayrıca serinin ikinci kitabı olduğu için olayları doğru tahlil etmek adına kitapların sırayla okunması daha iyi olacaktır.Gerçek bir yapıt okumak isteyenlere, Adalet Ağaoğlu ile henüz tanışmayanlara kesinlikle tavsiye edilir.
Merak edenlere keyifli okumalar dilerim.
Sevgiyle kalın, kitapla kalın.
"İntihar etmeyeceksek içelim bari!"
"Acıyı yenmeliyiz Tezelciğim. Acının bizi yenmesine izin vermemeliyiz."

Bizim içimiz müze be! Her gün biraz daha karanlıklaşan, kuytulaşan birer müze!..

İnsan, insanlığının bilincinden nasıl bu denli uzaklaştırılmış olabilir, diyorum

Kitabın Adı ve Yazarı: Bir Düğün Gecesi /Adalet Ağaoğlu
Kitabın Basıldığı Basımevi yıl ve Tarih:1. Basım 1979,Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul
Kitabın sayfa sayısı:366