Gündem

Bodrum Gastronomi Fuarı'na 'KUPAD' damga vurdu

Bodrum’da, turizm tedarikçilerini buluşturan, 'Hotel Show 2026 Fuarı'na, Kuşadası Profesyonel Aşçılar Deneği (KUPAD) damga vurdu.

Abone Ol

Gastronominin ödüllü şefleri, Bodrum'da düzenlenen, Ege Bölgesi'nin en prestijli organizasyonlarından biri olan 'Otel Show 2026 Fuarı'nda buluştu. Etkinliğe Türkiye Aşçılar Federasyonu Başkan Yardımcısı ve Kuşadası Profesyonel Aşçılar Deneği (KUPAD) Başkanı Aydın Sürer, TAFED Kadın Kolları Başkanı, Yönetim Kurulu Başkanı ve Urla Eğitimciler ve Şefler Derneği Başkanı Nurten Baysal, Şef Mavi Fethiye Profesyonel Aşçılar Derneği Başkanı Onur Arslan, BESİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Pastane işletmecisi Sevil Arslan Erol konuşmacı olarak katıldı.

Bodrum Belediyesi ve Bodrum Otelciler Derneği (BODER) ile sivil toplum kuruluşlarının destekleriyle 60'a yakın katılımcı firma ile 300'i aşkın marka fuardan boy gösterdiği ve Ege Bölgesi Gastronomi duayenlerini tek çatı altında toplamayı başaran fuar etkinliğinde, tanımışım şefler yaşadıkları kentlere ve bölgeye özgü belirgin tatları tanıtırken, 'Gastronominin Gelişiminde Dernekler ve Federasyonun Stratejik Rolü' paneli büyük ilgi gördü. Türkiye Aşçılar Federasyonu Başkan Yardımcısı ve Kuşadası Profesyonel Aşçılar Deneği (KUPAD) Başkanı Aydın Sürer'in konuşmacılar arasında bulunduğu panelde, Sürer, Ege otlarının bölge için önemine vurgu yaparak Kuşadası Belediyesi'nin düzenlediği 'Sokak Lezzetleri Festivali' ile kentte Gastronomi'ye verilen öneme değindi.

'YÖRESEL LEZZETLERİMİZİ KUŞADASI SOKAK FESTİVALİ'NDE TANITTI'

“2016 yılında Kuşadası'nda ki fuarı başlattığımızda Ege yöresel lezzetleri, Ege otları ile ilgili çalışmaya başladık. Yaklaşık 10 yıl üzerinde fuarlara biz de KUPAD olarak destek veriyoruz. Gastronomi ile ilgili bütün fuarlarda Ege otlarıyla ilgili çalışmalar yaptık. 72 çeşit ot çıkardık, şevketi bostanı, salyangozu. Hatta en son yapmış olduğumuz Kuşadası'nda ki Sokak Festivali'nde Fransa'dan bir şef getirdik. O, kendi ünlü salyangozunu yaptı ve biz de; bizim yıllardır yurtdışında çalışmış çok değerli 75 yaşındaki ustamızı sahneye çıkardık. ''Hanginiz daha güzel yapacak.'' diye sorduk ve bunu halkın sunumuna açtık. O festivalde, Ege yemek kültürünün ve ot çeşitlerimizi ön plana çıkardık. Duayen şeflerimizin elinden dünya lezzetlerini harmanlayarak ortaya çok güzel bir iş çıkardık.''

''SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞE ÖNEM VERMEMİZ LAZIM''

''Başka kentlerde de bu şekilde festivaller düzenleniyor. Şahsen, festivallerin çok büyük eksiklikleri olduğunu düşünüyorum. Bunu bir Şef olarak söylüyorum. Biz, Ege bölgesinde yaşıyorsak, biz festivale gittiğimizde otu en pahalı ot olarak almamalıyız. Madem otun tanıtımını yapıyorsa, orada otu toplayan da pazarda satan da oraya gelen insanları zorlayacak imkanları tanımamaları lazım. Ben, Kuşadası'nda ve en son Sokak Festivali'nde, ürünlerimizin tanıtımı yapmak amacı ile örneğin pazarda 50 lira olan zeytini 30 liradan satılmasını istedik. Sürdürülebilirliği olmasını amaçladık. Sürdürülebilirliği yapamıyoruz. Mesleki anlamda da, üretimde de sürdürülebilme konusunda kesinlikle biz iyi bir noktaya gelemedik. Bu noktada, hem dışarıdan gelen turistler hem içerideki misafirlerinize karşı çok mahçup oluyoruz. Bizim bu zihniyetten çıkmamız lazım. Paylaşımcı, tanıtımcı, yardımcı olmamız lazım ki festivaller amacına ulaşsın ve gastronomimiz ve yemek kültürümüz ön plana çıksın.''

''GASTRONOMİ KONUSUNDA FAYDA SAĞLAYABİLİYOR MUYUZ''

''Türkiye'de iki tane konfederasyon, yaklaşık 20 tane federasyon var. Ama baktığımızda, Türkiye Gastronomisi ‘ne ortak noktada hepimiz fayda sağlayabiliyor muyuz? Bu konu biraz tartışılır. Bu kadar çok federasyonun ve bu kadar çok derneğin bir arada olduğu ülkede, Dernek Başkanı ve Federasyon Başkan Yardımcısı olarak bütün organizasyonların ortak noktada buluşturulup destek vermeleri düşüncesini taşıyorum. Üniversitedeki öğrencilerimize hep beraber destek verilmesini isterim. Öğrencilerimiz mutfağa geldiğinde ve mutfak kültürü ile karşılaştıklarında çok büyük eksikliklerini var. Bunları biz tamamlaya çalışıyoruz ama bazen geç ve yetersiz kalıyoruz. Geç kaldığımız noktada, öğrenciler farkına vardığında da mutfaktan kopmuş oluyorlar. İşte, zaten burada başlıyor kopuş. Ailelerin ve bizlerin, öğrencilerimizden istediği tek şey meslek öğrenmeleri. Günümüz Türkiye'sinde bu meslek çok değerli. Aşçılık mesleği asla ölmeye bir meslek. Bu konuda öncülük yapmaya da devam edeceğiz ve inşallah başarılı oluruz. Buradan bütün üstatlarıma ve duayen ustalarımıza görev düşüyor. Bizim eğitim vermemiz lazım. Evlatlarımızı kendi evlatlarımız gibi büyütmemiz lazım.''