Reklamı Kapat

EDHO

Bilenler bilir ben hiç dizi izleyemem. Hani dizi izleyen kesimi yermek amacıyla söylüyor değilim. Ama ne zaman tavsiye üzerine bir diziye başlasam 2-3 bölümden sonrası beni sıkmaya başlar. O yüzden de yıllardır ne dizilerle nede televizyonla pek bir alakam var diyemem. Aile üyelerinin tamamının haftanın her gününe özel bir dizilerinin olmasını doğru bulmuyorum. Tüm evin televizyona kitlenmiş olması eşler arasındaki diyaloğu ve çocuklarla geçirilecek zamanların tamamını kaplıyor. Bu yüzden yayınlanan her diziyi izlememek ve seçici olmak gerektiğini düşünüyorum. Birde bu seçimi yaparken özellikle aile hayatının içine nakledilmiş ve normalleştirilmeye çalışılan nahoş ilişkilerin olmadığı dizileri seçmenizi öneririm. Çünkü çevremizde duyup şahit olduğumuz olayların bir çeşidini yani ihanet ve entrikaları hayatın içindeyken ayıplıyoruz. Ancak tv karşısında hayran hayran da izliyoruz burada büyük bir çelişki var. Bu çelişkiyi hayatınızdan çıkartmak daha sağlıklı aile ilişkileri sağladığı gibi daha sağlıklı çocuklar yetiştirmemizi de sağlayacak.

Bazı dizilerin güzel konulara sahip olduğunu ve iyi şeylere hizmet ettiklerini düşünmemek mümkün değil. Özellikle Türk Tarihi'nin konu edildiği dizileri başarılı ve yerinde buluyorum. Dört bir tarafımız Amerika ve Avrupa emperyalizmiyle ya da özentisiyle çevriliyken az biraz kendi içimize dönmemize yardımcı oluyorlar. Gerçi aşırı bağlananlar atletle tankın önüne yatıp fotoğraf çektirmeye kalkabiliyor. O da bir başka konunun mevzusu olsa da kenetlendirici yönünün var olduğu kesin.

İzlemiyorsan nereden biliyorsun dediğinizi duyar gibiyim. İçinde yaşadığım evde annem ve eşim sayesinde bu diziler takip edildiği için birçok sahnesine tanıklık etmek zorunda kalıyorum. Ancak evde açıp izleyen biri olmazsa televizyonun kumandasını bile elime alıp ne var şunun içinde deme alışkanlığına sahip değilim.

Son birkaç haftadır sosyal medyada sürekli EDHO'dan bahsediliyor. İnsanlar heyecanla akıbetini merak ediyor. Başladı, başlayacak, başlamayacak, anlaşma sağlandı, sağlanmadı gibi haberlere karşı büyük bir kitlenin ilgisinin bu dizide olduğunu görünce neden bu kadar önemsendiğini merak ettim. Genç, yaşlı, kadın, erkek bir çok kesimden kişi bu dizinin yeniden yayınlanmasını istiyor. Hal böyle olunca önce son bölümü açtım izledim tabi hiçbir şey anlamadım. Ben anlamadıkça eşimin içi daraldı. Çünkü dizideki herkesi her şeyi ona sordum. Son bölümü izledikten sonra baktım ki bu iş böyle olmayacak bahsi geçen bu 6 sezonluk dizinin kafama göre baştan ortadan sondan bir iki hızlandırılmış bölümünü daha izledim ve diziyi anladım.

En güzel kısmı dizideki erkek karakterin kadına şiddet uygulayanları aşağılayıp rencide edici sözler sarf etmeleri. Bunu yapan erkeği adam yerine koymadıklarını dizi içerisinde işlemeleri çok güzel. Çünkü bazı çevrelere ve erkeklere göre kadına şiddet uygulamak ya da öldürmek adamlık sayılıyor. Keşke bu konu biraz daha ön plana çıkartılabilseymiş dediğim durumlar oldu. Gerçi öyle yapılmamasının bile bir nedeni var gibi duruyor. Çünkü dizide işlenen bir çok konunun kendi içinde mantıklı bir nedeni var.

Son derece diplomatik bir mafya dizisiydi. Silahlı ve mafyavari olduğu için kroca bulmam lazım ama bulamıyorum. Çünkü ülke siyasetinden çok uluslararası ilişkilere sahip bürokratlar aracılığıyla dünya siyaseti işleniyor. Bu da bana göre La casa de papel dizisinden çok daha iyi bir işe hizmet ediyor.
Tabi televizyon dünyasına baktığımızda tüm medya kuruluşları hizmet etmekten çok kendisine hizmet eden insanları tercih ediyor yani onları eğlendirip güldürüp hayatın gerçeklerinden uzaklaştırıp kendilerine bağımlı hale getiren konuları işlemek favorileri oluyor ki kendilerini izleyen kitle hiç azalmasın.

EDHO'ya geri dönecek olursak, dizide bir çok şeyi yapabilme fırsatını elinde bulunduran karakterlerin canlandırdığı roller hep bürokratlara ait roller. Özellikle hiç siyasi bir kişi herhangi bir rolde canlandırılmıyor. Başka ülkelerin istihbaratlarının bizim ülkemizin ticari ağını elinde tutabilmek için ne denli güç gösterisinde bulunduklarını anlatıyor. Bazen şantajla bazen de satın alınarak kimlerin kimlerle paravan çalıştığı anlatılıyor. İnsan izlerken bunlar gerçek mi acaba demeye gerek bile duymuyor. 199. Bölüm çok güzel bitti. Artık yayınlanmayacak olması bence büyük bir kayıp. Sanıyorum aynı kadro ile bir başka kanalda bir başka isim ile devam edecek gibiler.

Ülke insanımızın eleştirdiğimiz yönlerinin değişmesini bekliyorsak eğer Aydın ve sanatçı kişiler olaya şu şekilde bakmalı eğer televizyon izlemeyi çok seven bir millete sahipseniz o millete ne izlettiğinize dikkat etmeniz sizlerdeki aydın yönün kişiliğiniz üzerinde ne derece sorumluluk sahibi olduğunu ortaya koyuyor.

Çünkü bu insanlara tartışma programı izlettiremiyoruz. Hoş izlemek isteyenler de 4 tane hayal dünyasında yaşayan kişinin karşısına oturtulmuş. 1 tane gerçek dünya insanı arasında geçen konuşmaları izlerken kanser olup ölmek isteyebiliyor.

Bu açıdan geriye çukur dizisi gibi ya da meşhur psikoloğumuz Gülseren Budayıcıoğlu'nun kaleme aldığı olayların dizileri kalıyor. Yalnız o dizileri izleyenlerin çok sağlıklı kalabildiklerini düşünmüyorum. "Vah vah ne kadar feci hayatlar varmış bu dünyada." Deyip kahırdan ölmek üzereler. Bunlarda olmazsa aşk ve entrika dizileri kalıyor. Birinin kocasının ötekinin karısına aşık olduğu olaylar silsilesinin asla sonunun gelmemesi ve hayata hiçbir faydası olmayan dizilerle dolu hayatımız. Hele ki kış geceleri herkesin elinde çay karşısında dizi.

Bence toplumun geri kaldığı düşünülen bir çok konu; eğitime önem vermek gibi, paradan daha değerli olan insani ve ahlaki değerler gibi, kadına karşı, insana karşı, çevreye karşı duyarlı olmak gibi konular EDHO gibi diziler içerisinde işlenip hayata entegre edilirse özellikle Recep İvedik karakterinin vücut bulmuş halindeki kişiler için bir farkındalık sağlayacaktır. Zamanında ölen bir dizi karakteri için cenaze namazı kılmış varsa hakkı helal etmiş bir milletiz. Hal böyle olunca, diziler aracılığıyla şiddete başvurma şeklimiz bile değiştirilebilir. Eğitime daha çok önem verilmesi sağlanabilir ve en önemlisi birbirinin varlığına zorda olsa belki saygı duymayı bile başarabilir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine MULCAR - Mesaj Gönder

# aydın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Aydın Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?