Reklamı Kapat

Bir Duruşun Olsun!

Aklında yücelttiğin hayal, yüreğinde taçlandırdığın ideal her ne ise, hayatını bunlarla inşa edersin; bunlar olursun. Hayvanları, çiçekleri ve çocukları sevmekten vazgeçme, umudunu ve şükrünü asla yitirme, yaşa bağlı ağrı ve sızılarla yaşasan da bunu belli etme; bu ağrı ve sızılar yaşamın güzellikleri ve renkleri. Hakkında ne düşünüyorlar, seni ilgilendirmesin, o onların kendi meselesi.
Sonuçta hakkında düşündükleri şey, senden çıkacak ve sonrada onlara geri dönecektir. Gülmene engel meseleleri kafana takma, yürüyüşünde bir eda olsun, bir duruşun olsun. Yaşam deneyimlerin üstüne başına, saçına, gözündeki ışıltıya, beslenmene, gülüşüne ve etrafa pozitif elektrik yansıtsın. Tevekkülü her şeye sarmalayıp sade ve doğal bir olgunlukla hayatın getirdiklerini kabullen ama bir kedi teslimiyetiyle uysalca ve sevinçle yaşayan insanları sev. Ve onlara baktıkça, yorulup nefeslenmek için oturduğun köşeden dimdik ayağa fırla. Başkalarının beklentilerini karşılayacağım diye aklını kaçırma. Gerçek şu ki kimselerin beklentilerini karşılayamaz insan. Kimse mutlu değil. Beklentileri karşılayacağım diye kendini kaybedip telef olmuşsun fakat kimseler mutlu değildir. Her ne yaparsan yap, onlar mutsuz olmanın bir yolunu bulur çünkü kendisiyle mutlu olamayan bir insan asla mutlu olamaz.
**
Çok sevdiğim bir hikaye ile devam edeyim;
- Benim zamanımda kol saati çok önemliydi; öyle herkesin olmazdı. Arkadaşlarımdan birisine babası kol saati almış. Tam hayalimdeki gibi. Koluna takmış okula geldi. Hepimiz çok beğendik. Çocukluk işte, benim asla böyle bir saatim olmayacaktı. Bu saat benim olmalıydı. Karar verdim. Saati çaldım ve cebime koydum. Arkadaşım saatin çalındığını anladı ama kimin çaldığını anlayamadı. Durumu öğretmenimize anlattı. Öğretmenimiz
"Saati kim aldıysa sahibine versin" dedi. Pişman olmuştum ama utancımdan ben aldım diyemedim. Bu sefer öğretmen farklı yöntem denedi. Hepimizi tahtaya dizdi ve gözlerimizi kapattırdı. Bu benim hayatımın en utanç verici sahnesiydi. Ceplerimizi teker teker arayarak saati buldu ve sahibine verdi. Hepimiz gözlerimizi açtık, öğretmen bana hiç bakmadan derse devam etti. Yıllar geçti, öğretmen oldum ve öğretmenim ile karşılaştım. Kendisine o günü hatırlattım ve sordum "Hocam" dedim "Ben o gün saati çaldığım halde tek bir kelime etmediniz, yüzüme bakmadınız, beni incitmediniz. Neden böyle yaptınız?" diye sordum. Hayatımda unutamayacağım şu cevabı verdi; dedi ki; "Siz gözlerinizi kapattığınızda ben de gözlerimi kapattım...”
MARİFET KUSUR ARAYANLARDAN DEĞİL, ÖRTENLERDEN OLMAKTADIR!
Kağıtla kalın, kalemle kalın, insanlığınızla kalın...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atalay Kızılay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aydın Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?