Bir su sesi bir fesleğen kokusu karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar, güneş yalnız da olsa etrafına ışık saçar... Doğruların kaderidir yalnızlık, adını bilmediğimiz dostlar kalır. Kargalar sürüyle kartallar yalnız uçar derler. İşte o yüzden gitme gidersen yıkılır bu kent.
Fikrimiz!!! geçmiş zamanda dümenimi yanlış yönlere kırdığını fark ettiğimizden, fikrimize danışmadık, danışamadık.
Gittin yıkıldı bu kent, kuşlar da gitti. Bir çift göz oldum, bir çırpınan yürek, bir ürperti, bir rüzgar... Sessizlik hakkında bir roman, insanların söylemedikleri. Kendime söylediğim yalanları keşfe çıktım. Kolay değilmiş. Hiç kolay değilmiş. Kartal olmak. Evet kartal kuş türleri içinde en uzun yaşayanı 70 yıla kadar yaşayabilirim mesela. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 50 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundayım. Yaşım 50′ye vardığında pençelerim sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmemde gereken avlarımı kavrayıp tutamaz hale gelirim. Gagam uzar ve göğsüme doğru kıvrılır. Kanatlarım yaşlanır ve ağırlaşır. Tüylerim kartlaşır ve kalınlaşır. Artık uçmam iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:
- Ya ölümü seçecektir,
- Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.
Keskin gözlü bir kartal gibi, süzülmek önce hareketsizliğe bir tepki, durağanlığa bir öfke, aynılığa bir darbe... Ruhun güdülenmesi daha bir farklı...Önce insana, sonra insanlığa..Derdi ne derdim ne diye sormadan. Acıyı göze almak bir yerden bir şeylerden tetiklenmek mesela. İlerleyememeye bir tepki, acı macı demeden güne başlamak.
Biz yalnızlık.
Sonra her şeyden kopuş başlar. Sessizliği dinlemek, kimseyle bir bağım olamayacağını hissettiğim tuhaf bir yörüngeye çekilmek. İşte anlam orada genişler, hayat planlanamaz, dünya senaryoları da arzu edilemeyecek cinsten.
Bir ses fısıldadı yüreğime öyle durduk yere hiç durmadan.
Selamsız saygısız yürüyorum sokakları.