Yol Hikayeleri (124) - Bu rahatlık, bu vurdumduymazlık başımıza dert açabilir

Tahmin ettiğiniz gibi konu yine Covid-19 Salgın Hastalığı. Düğünler vardı hafta sonu. Bir kaçına katılmak nasip oldu. Bir gazeteci olarak gözlemim öze...

Tahmin ettiğiniz gibi konu yine Covid-19 Salgın Hastalığı. Düğünler vardı hafta sonu. Bir kaçına katılmak nasip oldu. Bir gazeteci olarak gözlemim özellikle düğün törenlerinde Corona kurallarını hatırlayan pek yok. İnsanlarımız 2019 sonbahar dönemine, hatta 2019 yaz dönemine dönmüşler. Düğün törenlerinde sosyal mesafe hak getire. Herkes bitişik düzen oturuyor. Her ne kadar geniş kapsamlı denetimler başlasa da yeterli olmadığını düşünüyorum. Çünkü vatandaşların bu kurallara uymak için kararlı ve kuralları hayati olarak görmesi lazım. Yani herşey kişide bitiyor.
Ama ben söyleyeyim Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca başta tüm uzmanların ikazları maalesef halkımızın sağ kulağından giriyor, sol kulağından çıkıyor. Sanki ortada, ülkemizde 6000’e yakın, dünyada ise 500 binden fazla insanın ölümüne sebep olan bir salgın hastalık yokmuş gibi gayet rahat bir şekilde herkes birbiri ile tokalaşıyor, kafa tokuşturuyor, öpüşüyor, kucaklaşıyor.
Şuradan bakmak lazım bence trafik kurallarına uymadığımız zaman ne olur? Yakalarsa trafik polisi ceza yazar. Başka? Kurallara uymadığımız zaman kaza yapma ihtimalimiz artar, kaza yapar belki de kazada ölürüz, yada sakat kalabiliriz. Çünkü trafik kurallarının trafik kazalarını önlemede en az yüzde 30 katkısı olduğu dünyada yapılan deneyler sonucu ortaya çıkmıştır. Ve ortaya çıkan trafik kazalarının çoğunluğu sürücü hatasından olmaktadır. Çünkü kişioğlu hırslıdır her zaman “Önce ben, önce ben gideceğim” der. Böyle düşünenlerin çoğunluğu da genellikle eceline gider.
Sağlık Bakanlığımızın ortaya koyduğu Covid-19'dan Korunma Kurallarını da bir anlamda trafik kuralları olarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Aziz Dostlar, hepimizin kafasındaki soru işaretlerini cevaplayabilecek, gönül rahatlığı ile yaptırabileceğimiz bir aşı ortaya çıkmadan lütfen trafik kurallarına uyduğumuz gibi Corona'dan Korunma Kurallarına da uyalım. Bu musibeti ortaya saçan dünya elitleri dünya çapında bir nüfus planlaması olarak gördükleri bu projeyi (Onlara göre proje bu) 3 yıl olarak planladılar. Çünkü en son aşının bulunması 4 yıl sürmüştü 1960 yılında. Ölüm tehlikesi devam ediyor. Dikkatli olalım, kazaya gelmeyelim lütfen.
Bazı arkadaşlarımız da virüs için “Allah’tan gelen bir şey, başımızın üstünde yeri var.” Diyor. İyi de sevgili kardeşim Yüce Allah’ın bizlere emanet olarak verdiği sağlıklı vücudu korumak hepimizin görevi değil mi? Sen Korona’dan Korunma Kurallarını hiçe say, hiçbir tehlike yokmuş gibi önüne gelenle tokalaş,kucaklaş,yani bir anlamda kendini hızla gelen kamyonun önüne at,sonra da “Allah'tan gelen bir şey”. Allah ne yapsın böyle durumda. Şahsen bu vurdumduymazlığımız devam ettiği sürece önümüzdeki süreçte okulların açılabileceğine olan inancım sürekli zayıflıyor.
Gönül rahatlığı ile kabul edip yaptırabileceğimiz aşı konusuna gelince, aşı ile ilgili çok spekülasyon var ortada. Öncelikle belirtmem gerekir ki Dünya Sağlık Örgütü Dünyanın en zengin adamı, aynı zamanda insanlık ve Türk düşmanı Rockefeller’in fonlarıyla kurulmuş bir örgüttür. Tıpkı Dünya Ticaret Örgütü ve diğerleri gibi. Çoğunuz Rockefeller’in Türkiye ile ilgili itiraflarını Google’de okumuşsunuzdur. İşte bu nedenle bu insanlık ve Türk düşmanı Rockefeller’in kontrolündeki Dünya Sağlık Örgütü’nün önereceği bir Covid-19 aşısına şahsen ben güvenemem.
Yine dünyanın en zenginlerinden Microsoft’un sahibi Bill Gates’in laboratuarlarında aşı ile birlikte dünyadaki 7 milyar insana chip takılması projesi olduğu iddiaları var. Bill Gates kendisi söylüyor insanlara nöropatik parçalar hazırladıklarını. Nano Teknoloji denen bir teknoloji var öyle ki bu teknoloji de insan gözüyle görülemeyecek kadar küçük boyutlarda robotlar yapıp şırınga yada başka yöntemlerle insan vücuduna yerleştirip, vücudun her hangi bir bölgesini kontrol altına alabiliyorlar.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk; “Beni Türk doktorlarına emanet edin.” Demişti, ancak kendisini son dönemde tedavi eden doktorların sadece Türk adı taşıdıklarını okumuştuk. Covid-19 salgın hastalığının aşısı konusunda da şahsen ben Türk Doktorlarının bulacağı bir aşı ortaya sürülmeden, ve bu aşıyı inceleyip inanmadan 10 yılda geçse sağ olduğum sürece bu saatten sonra kimse ile tokalaşmam, kucaklaşmam. Dostlar kusura bakmasın. Belki bende virüs vardır. Nereden bileyim. Herkeste olabilir. 14 gün insan vücudunda kendisini gizleyebilen sinsi bir virüsten söz ediyoruz. Hiç kimsenin “Bende virüs yok” demesi inandırıcı değil bence.
İşte bu yüzden sevdiklerimizi korumak, çevremize zarar vermemek,daha doğrusu hiç kimsenin hastalanıp ölümüne sebebiyet vermemek daha doğrusu dolaylı da olsa kimsenin katili olmamak için lütfen kimse ile tokalaşmayalım, sosyal mesafeyi koruyalım, haydi daldırdık tokalaştık diyelim hemen ellerimizi 20 saniye sabunla yıkayalım. Her şeye rağmen yaşamak güzel. Bu güzel hayattan ve bu güzel insanlardan ayrılmamak için dikkatli olalım.
Bilim Kurulu Üyesi Prof.Dr. Tevfik Özlü vardı geçtiğimiz hafta televizyonda. Yukarıda arz ettiğim gibi oda ülkemizde görülen vaka sayısının 10 misli taşıyıcı olduğunu ve asıl taşıyıcıların “Bizde virüs yok” diyenler olabileceğini söyledi. Bu hesaba daha doğrusu Özlü Hoca’nın tespitine göre ülkemizde 200 bin taşıyıcı farkında olmadan aramızda geziyor. Kim söylüyor? Bilim Kurulu Üyesi Prof.Dr.Tevfik Özlü söylüyor. 200 bin Covid-19 taşıyıcısı aramızda dolaşıyor. Böyle bir durumda hangimiz güvende olabiliriz.?
Sadece yaz sıcaklarında virüs çok fazla rahatsızlık vermiyor gibi görünüyor. O yüzden Sağlık Bakanlığının açıkladığı günlük raporlarda vaka sayısı azalıyormuş gibi gözüküyor. Ancak Eylül-Ekim 2020 tarihlerinde aynı güveni hissedebilecek miyiz? Şüpheli. Ben şu an gördüğüm vurdumduymazlık sonucu şahsen okulların açılabileceğine inanmıyorum. Çünkü çevremdeki öğrenci velileri “Ortam düzelmeden ben çocuğumu okula göndermem” diyor. Hiç kimse çocuğunu yolda bulmadı. Evlatlarımız geleceğimiz. Şayet okul çağında çocuğum olsa bende aynı şekilde düşünürdüm. Önce çocuğumun okuyacağı okula gider hangi şartlarda nerede eğitim göreceğini gözümle görür, güvenebilirsem okula gönderir, yetmedi birkaç gün bende çocukla birlikte okula gider ortamın güvenliğini kontrol ederdim. Yetkililerin öğrenci velilerinin bu konuda gösterecekleri hassasiyeti anlayışla karşılamalarını beklerim.
Covid-19 Salgın Hastalığından uzak duralım. Diğer sorunları nasılsa çözeriz. Selam ve Saygılarımla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halit Tükenmez - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Aydın Ses Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Aydın Ses Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Aydın Ses Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Aydın Ses Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Aydın Ses Gazetesi, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (256) 213 16 50
Reklam bilgi

Anket Sitemizi nasıl buldunuz?